Türkiye’de gündem “Kılıçdaroğlu!” İktidar sabahtan akşama akşamdan sabaha, bir süre önce “Doğu Akdeniz’de herkes var yalnız Türkiye yok” sözlerini diline dolamış, yat kalk “ne demek Türkiye yok” diyerek bölgedeki Türk sondaj ve savaş gemilerini işaret ediyorlar!
Öte yandan Kıbrıs siyasi sorunu da bir kez daha BM’ler Genel Sekreterinin huzuruna çıkmaya hazırlanıyor. Bu arada İktidarla Muhalefet arasında da Türkiye benzeri tartışmalar yer alıyor! Yalnız bizdeki tartışmalar “Cumhurbaşkanlığı seçimini” gözettiğinden doğal olarak siyasi sorunu öne çıkarıyor! Nitekim artık aday olacakları belirginleşen Sn. Akıncı ile Özersay hem kendilerini daha çok öne çıkarıyor hem de gardlarını almaya başlıyorlar!
ÖTE yandan artık biliyoruz ki Başbakan Tatar kesinlikle “aday” olmayacak. Peki ama en büyük siyasi parti konumunda olan UBP aday çıkarmayacak mı?
Yada çıkarmayarak Özersay mı desteklenecek! Var mı böyle bir ittifak?
Yani UBP-HP ortaklığı bu kez de Cumhurbaşkanlığı için mi oluşturulup devam ettirilecek? Peki iki siyasi partinin “tabanları” ne diyorlar bu yeni “politik oluşuma?” Henüz bilemiyoruz!
ÖTE yandan algıladığım kadarıyla şu anda UBP-HP Koalisyon hükümeti, Kıbrıs siyasi sorununa ayni vizyonla bakıyorlar. Çok kısaca artık “masada Federasyonu görüşmenin abese iştigal olduğunu bu çözüm olasılığının Crans Montanada bittiğini” söylüyorlar.
Tabi biz de “pekala yerine neyi koyuyorsunuz” diyoruz da henüz bu konuda ne UBP nede HP’i kesin bir görüş beyan etmiş değiller. Kaldı ki Federal sistemi kadük hale sokan iki büyük olayı da seçim arenasına sürdüler.
BİRİ Doğu Akdeniz’deki enerji hakkımız.. Diğeri Maraş’ın açılması..
Güney Rum liderliği için her iki olay da “müzakere masasının” yeniden kurulmasını akamete uğratacak kadar ciddi sorunlardır!
Tabi bir diğer beklenti de Başbakan Tatar’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki tutumunun ne olacağıdır. Mesela UBP oylarını “Özersay”a mı kanalize etmeye çalışacak? Çünkü bilinendir, geçen seçimlerde UBP cephesinden Sn. Akıncı’ya oy kayması olduydu!
(Tabi henüz seçim sathı mailine girilmedi. Kıpırdanma başladığında daha bir açık seçik konuşabileceğiz.) **********
KANAYAN İKİ SORUNUMUZ
Geçtiğimiz günlerde, Hastürer ile Akay Cemal’in “Köşelerinde ayazlattıkları” iki büyük soruna yönelik yorumları vardı ki bana göre her ikisi de kanayarak ve kanatarak KKTC’nin şah damarında akmaktadırlar!
Kısaca Hastürer KKTC’nin illegal ve kriminal olaylarına bakarak “Sicilya”yı hatırlıyor, Akay Cemal da KKTC-TC ilişkilerine bakarken “Türkiyeli-Kıbrıslı” ayırımcılığını görüyordu.
Her iki “konu yada sorun” bünyemizi sinsice ve dur durak bilmeden tahta kurtları gibi oyup un ufarak ederken sonuçları da toplumsal huzursuzluklar olarak yansımakta!
Kİ ne diyordum? “Artık her türlü kanunsuz olaylar gazetelerin orta sayfalarına dayanmış kıyamet gününü haber veriyorlar!
Tutun ki KKTC, Mafia’sıyla ünlü Sicilya’yı bile geçerken, öte yandan insanlık düşmanı “ırkçılığın” da dik alâsını yaşıyor!
Ki biz bu adada yıllar yılı karma köylerde, kentlerde, Rumlarla birlikte ayni mahallelerde yaşadık, ayni kahvehanelerde de kahve içtikti..
Şimdi “Türkiyeliye” tahammülümüz neden olmasın? Ki bir zamanlar Rumlar için Türkler de alt kültürdü!
Tekerlek döndü şimdi Kıbrıslı Türkler için Türkiyeliler alt kültürün insanları oldular!
FAKAT kimdir bu horlamaya çalıştığımız Türkiyeli insanlar? Tek bir cümlede ifade edeceğim siz ötesini istediğinizce doldurun: “Bokumuza kadar temizleyenler!”
Ki artık Kumarhaneli lüks Otellerin de sahipleridirler, Üniversite yurtlarının da! Sebze meyvemizi de yetiştirenlerdirler ahırlarda hayvanlarımıza bakan da!..
Uzatmayayım. Çok kısaca “Türkiye ve Türkiyeliler “düşmanlığı” üzerine oturtulmuş “sistematik propagandalar” KKTC’nin TC ilişkilerine de çok zarar vermektedir ki zaten o propagandalar da zarar versin diye yapılmaktadır.
…Bu adada keskin hatlarıyla bir değişim hatta evrim yaşıyoruz. Kıbrıslı Türkiyeli ayırımcılığının kimseye bir yararı olmaz. Husumet ve düşmanlık yaratmaktan başka…
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (YERİNDE SAYAN TURİZM!)
“Olumlu karar” deyim. Turizm Bakanı Üstel ile TC Turizm Bakanı arasında varılan anlaşma sonucunda bundan sonra Türkiye’ye vize ile giren turistlerin KKTC’i de ziyaret etmesi mümkün olacak.
Da hatırlardık: Yıllar önce İsrail’den feribotlarla direk turist akışı için Mağusa limanındaki eski Gümrük binası restore edildiydi! Yine eski haline döndü, uygulama sıfır!
Yıllar önce de “turizmde hedef bir milyon turist” deniyordu, şimdi de!
Yıllar önce de turist artışlarından söz ediliyordu ama otellerin bir türlü istenen doluluğa ulaşamadığından da! Şimdi de!
Yani ne? Turizm sektörümüz “kumarhaneler” dışında yerinde sayıyor!
































