Köşe Yazarları

Korona ile korono arasında


  • Görünmez bir düşmanla karşı karşıyayız.
  • Savaş halindeyiz ve bu savaşı kazanmak zorundayız. Bunu birlik içinde başaracağız.

Hangi yöneticiyi dinlersek dinleyelim, hepsi savaştan söz ediyor. Demokratı da, otokratı da, dikdatörü de. Hangisi ağzını açarsa dilinden “savaş” sözü dökülüyor.

Ne var ki yöneticilerin tümü de sınıfta kaldı. Hiçbirinin bu savaşa hazırlıklı olmadığı görüldü. Eleştirileri önlemek için yanıtları hazır: “Böyle bir felâketin eşi menendi görülmedi. Kimse böylesini beklemiyordu”.

Yalan. Biliminsanları bu düşmanın geleceğini ve buna benzerlerinin bundan sonra da geleceğini uzun zamandan beri tekrarlayıp duruyorlar. Ama dinleyen kim? Ya dinlemiyorlar ya da anlamazlıktan geliyorlar.

İnsan öldürmek için milyarlar, trilyarlar harcıyorlar. Ama insanların canını kurtarmak için metelik harcamak içlerinden gelmiyor. Harcamak zorunda kaldıklarında da kıdım kıdım harcıyorlar.

Eskiden “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” denirdi. Şimdilerde tüfeğin pabucu dama atıldı. Füzeler, ses hızından süratli, üstelik radarlara yakalanmayan  savaş uçakları, uçak gemileri, denizaltılar, İHA’lar, SİHA’lar ve akla gelmeyen envayı çeşit silâhlar. İnsan öldürmeye yönelik oyuncaklar.

Korona virüsü sayesinde gördük ki gelişmiş ülkeler, en az gelişmemiş ülkeler kadar doktorlarını ve hasta bakıcılarını virüse karşı korumada aciz kalıyorlar. Hastanelerde yeterince önlük yok, maske yok, eldiven yok. Solunum kit sayısı yetersiz. Doktor ve hastabakıcıların %10’u virüse yakalanmış.

Ve öğreniyoruz ki dünyada olandan 6 milyon daha çok hasta bakıcısına ihtiyaç var. Aşağı yukarı her ülkede hasta bakıcı sayısı yetersiz. Sorun bakalım subay eksikliği var mı? Bana “Olmasın” diye bağıranlar olduğunu duyar gibiyim. Elbette olmasın ama ötekinde de olmasın.

Tüm dünyada hayat durmuş. Ekonominin çarkları dönmüyor. Ticaret çökmüş. Uçaklar havalanmıyor, gemiler yüzmüyor. Liderlerimiz bizi avutmaya çalışıyor. Virüs savaşını kazandıktan sonra ekonomi öyle süratli canlanacak ki kısa sürede eski durumdan daha iyi olacak-mış, mışmış.

Bu felâket elbette atlatılacak. Ve bu belâdan ders alan hükümetler, bir sonraki pandemi için önlemler almaya başlayacaklar. Hastanelere yeteri sayıda doktor ve hasta bakıcı alınacak. Yeterince solunum kitleri ve koruyucu ekipman stoklanacak. Siz benim gibi hayal kurmayın. Böyle bir şey olmayacak. Hayat eski günlere dönecek, eski tas, eski hamam devam edecek.

Pandemi geçtikten sonra ekonomik sıkıntı başlayacak. Herkes ekmek peşine düşeceği için hastaneler unutulacak. Üç hafta içinde Amerika’da işinden olanların sayısı 20 milyona dayandı. Bu sayının 40 milyona çıkabileceğini öngörenler var. “Beter olsunlar” diyenler olabilir. Ancakunutmamak gerekir ki Amerikalılar dünyanın en çok sarfeden insanlarıdır. Zaten nüfusun üçte biri obezdir. Onlar sarfedemeyince ithalat düşecek. Dolayısıyla Amerika’ya ihracat yapan ülkeler mallarını satamayacaklar. Tüm dünya doğrudan veya dolaylı olarak etkilenmiş olacak.

Pandemi konusunda Donald Trump’tan başka herkes suçlu. Evvel emirde Barack Obama suçlu. Zavallı Trump’a yeterince ekipman miras bırakmadı. Dört seneden beri cumhurbaşkanıdır. Kendisi bu konuda neler yaptı? Obama’nın oluşturduğu ve virütik salgınlarla ilgili araştırmalar yapıp Başkan’a tavsiyelerde bulunan Bilim Kurulu’nu gereksizdir diye dağıttı, iktidara gelir gelmez.

O tutmayınca Çin’i suçlamaya başladı. Bu salgını dünyaya duyurmaya geciktiği için. Bunda haklı olabilir ama Aralık ayından başlayarak uzmanlar, tehlike konusunda  yönetimi ikaz etmeye başladılar. Trump oralı olmadı. Daha bir ay kadar önce Amerikalıların dayanıklı insanlar olduğunu ve bu nedenle virüsün Amerika’da çok etkili olmayacağını iddia ediyor ve insanların normal yaşamlarını sürdürmelerini tavsiye ediyordu. Birçok Amerikalı hala o tavsiye doğrultusunda yaşamlarını sürdürüyorlar. Ne var ki 20 bin civarında Amerkalı’nın pek de dayanıklı olmadığı ortaya çıktı.

Trump tweetlerinde Çin’i bilerek ve isteyerek virüsü Amerika’ya ihraç etmekle de suçladı. New york’ta iki ayrı biliminsanı grubunun yaptıkları araştırmalarda aynı sonuca vardılar: Virüs Amerika’ya Asya’dan yani Çin’den değil, Avrupa’dan geldi. Ancak Trump aynı havayı çalmaya devam ediyor.

Trump’ın keşfettiği son suçlu Dünya Sağlık Örgütü olmuştur. Örgüt’ün yaptığı açıklamalarda Çinsever olduğunu, objektif olmadığını iddia ederek Örgüt’e Amerika’nın yaptığı bağışın kesileceğini duyurdu. Örgüte yapılan bağışların yarısı, Amerika’dan geliyor.

Öte yandan Rumlar yaptıkları kelime oyunu ile korona virüsü ile dalga geçiyorlar. Espriyi anlayabilmek için ön bilgi gerekiyor. Rumca “korona” kralların başlarına geçirdikleri ve üst tarafı kertikli olan “taç” demektir. Virüsün de çıkıntıları olduğu nedeniyle taca benzetilmiş. “iyos” virüs demektir. Bu iki kelimeden “koronoiyos” diye bir bileşik isim yaptılar ki korona (taç) virüsü demektir.

“Koronos” ise “karga, gamaz gargası” demektir  Bununla da “iyos” kelimesini birleştirince “koronoiyos” yani karga virüsü oluyor. Gördüğüm kadarıyle iki kelime arasındaki fark, korono kelimesinin ortanca “o” harfi “karga” anlamına gelen kelimede “omikron”, “taç” anlamına gelen içinse “omega” kullanılmaktadır. Bu sayede korona virüsü ile karga virüsü arasında gobcalayıp (kopçalayıp) sallanıyor ve gülüyorlar.

Nelere kadirmişsin ey korona!

 

 

 


Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı