İNSANIN SEKİZ DÖNEMİ-V - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Çarşamba, Mayıs 22, 2024
Çocuk SağlığıEğitimKıbrıs

İNSANIN SEKİZ DÖNEMİ-V

Nilgün Sarp

Erikson’un “Kimlik Kazanmaya Karşı Kimlik Karmaşası” 12-18 yaşları arasındadır. Bazı kaynaklar bu dönemi 18 yaş yerine 19-21 yaşa kadar uzatır. Bu evre genellikle ergenlik dönemini kapsayan ve kişinin kendi kimliği ile ilgili belirsizlikler, çatışmalar ve arayışları yaşadığı bir süreçtir. Kimlik kazanma süreci, bireyin kendi değerlerini, inançlarını ve kimliğini tanımlamaya yönelik bir yolculuk olarak görülebilir, yaşanan belirsizlikler ve çatışmalar, kişinin daha olgun bir kimlik geliştirmesine yardımcı olabilir ancak aynı zamanda stresli ve karmaşık bir süreç de olabilir.

Bu dönemin temel sorusu


“Ben kimim?” veya “Kim olduğumu nasıl bulabilirim?” şeklinde ifade edilebilir.

Bu dönemin bazı özelliklerine bakacak olursak;

Kimlik Arayışı: Ergenlik döneminde birey, kendi kimliğini tanımlamak için içsel bir arayış içindedir ve soruları vardır;  “Ben kimim?”, “Ne istiyorum?”, “Neye inanıyorum?” “Gerçek ben kim?” “Gelecekte ne olmak istiyorum?” gibi.

Bu sorgulamalar, ergenlik döneminin doğal bir parçası olarak görülür ve kişinin kimliklerini bulma ve geliştirme sürecinde önemli bir rol oynar. Bu süreç, kişinin kendini tanımlama ve kabul etme yolculuğunda birçok karmaşık duygu ve düşünceyi de beraberinde getirir.

Aslında insanlar yaşam boyu kim olduğu sorusunu kendine sorar ve her defasında da bir cevap oluştururlar. Kimlik oluşturmak, hem kişinin kendisini, hem de kendi toplumunu anlaması ve kabul etmesidir.

Erikson’a göre her evrede çözülmesi gereken çatışmalar vardır ve kaygı ergenlik döneminde en yüksek seviyeye ulaşır. Ergenlerin bu dönemdeki temel görevi, çocukluktan getirdikleri çeşitli özdeşimleri, ihtiyaçları, yetenekleri ve hedeflerini bütüncül bir kimlikte bir araya getirmektir.

Bu kriz döneminde ergen, önceden kabul edilen fikirlerin, değerlerin ve inançların sorgulanmasını yapar, farklı inanç sistemlerini ve hayat tarzlarını keşfeder. Sorgulama ve keşifleri, seçilen bir hayat yoluna, inanç ve değerler sistemine bağlılıkla sonuçlanır. Dolayısıyla ergenin, bir erişkin olarak yaşama hazır olduğunu hissetmesi için kimlik duygusunu yeterince oturtmuş olması gerekir.  Bunu başaran ergenler, kendi tercihleriyle kimlik krizini tamamlamıştır. Kendi sosyal çevrelerini incelemişler ve kendilerine uygun olanları tercih ederek kimliklerine uygun olmayanlardan vazgeçmişlerdir.

Gençliklerinin sonuna yaklaşmış bireyler kimlik duygusunu yeterince oturtamamış ise, uyum sorunu yaşayabilirler. Ergenin ne olduğuna ve ne yapmak istediğine karar vermede yaşadığı zorluk onu kimlik karmaşasına götürür. Bazı ergenler beraber olduğu ve etkisi altında yaşadığı kişilerin dediğini yapar bazıları da “babam ne derse o olsun” der, yani bir başkası her zaman onun adına karar verir ve ergen birey bundan rahatsız değildir.

Rol Karmaşası: Ergenler, farklı sosyal roller arasında seçim yapmak zorunda kalabilirler ve bu da kafa karışıklığına ve belirsizliğe neden olabilir. Örneğin, aile rolleri, arkadaş ve diğer sosyal gruplarındaki roller, toplumsal beklentilerle kişisel istekler ve okuldaki roller arasında denge kurmaya çalışırlar. Tüm bu rolleri arasında denge kurma zorlukları, çatışmalara yol açabilir.

Kötü bir çocukluk geçiren veya zor koşullar sebebiyle kimlik duygusuna erişemeyen bir gençte rol karışıklığı duygusu geliştirecektir. Kısacası “Ben kimim?”, “Ne istiyorum?” gibi sorulara yanıt veremediği bir durum ortaya çıkacaktır ve etrafındaki kişilerin onun için öngördüğünün tersi olumsuz bir kimlik arayışına girebilecektir.

Değerlerin Sorgulanması: Ergenler, ailelerinden, toplumdan ve kültürel normlardan aldıkları değerleri sorgulamaya başlarlar. Kendi inançları, değerleri ve idealleri hakkında düşünmeye ve bunları tanımlamaya çalışırlar.

Değerler ve inançlarla ilgili çatışmaları; Aile değerleri ile kişisel değerler arasındaki farklılıklar, toplumsal normlarla kişisel inançlar arasındaki çatışmalar, kendi değerlerini ve inançlarını bulma ve tanımlamada zorlukları olabilir.

Bağımsızlık Arayışı: Ergenlik döneminde bireyler, bağımsız olma çabasındadır ve kendi kararlarını almaya başlarlar. Bağımsızlık çabaları aileleriyle  çatışmalara  neden olabilir.

Bağımsızlık ve bağımlılık arasındaki çatışmaları; Kendi kararlarını alma ve bağımsızlık arzusu ile ebeveynlerin kontrolü arasındaki çatışmalar, toplumun beklentileri ile bireysel özgürlük arasındaki denge kurma zorlukları olabilir.

Sosyal Kabul ve Kimlik: Ergenler, çevrelerindeki insanlar tarafından kabul edilmeyi ve onaylanmayı isterler. Bu nedenle, sosyal çevrelerine uyum sağlamaya çalışırken kendi kimliklerini bulma çabası içindedirler. Ancak Sosyal çevrelerde kabul edilme arzusu ile kendi kimliğini ifade etme arasındaki çatışmalar, toplumsal normlara uyum sağlama ve bireysel özgünlük arasındaki gerilimler nedeniyle sosyal kabul ve kimlik arasındaki çatışmaları olabilir.

Ergenliğin önemi, bireyin hayatında  kişisel, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişim açısından temel oluşturmasıdır. Aileler çocuklarının ergenlik döneminde zorlanabilirler, en çok çatışmaların yaşandığı bu dönemde çocuklarının kimlik kazanma sürecini desteklemek ve “Kimlik Kazanmaya Karşı Kimlik Karmaşası” ile başa çıkmalarına yardımcı olmak için şu önerilerde bulunabiliriz;

Empati ve Anlayış: Ergenlik dönemi, bireylerin kimliklerini bulma sürecinde karmaşık duygular yaşadıkları bir dönemdir, aileler bu duyguları anlamalı ve empati göstermelidir.

Açık İletişim: Aileler, çocuklarıyla açık ve samimi iletişim kurmalıdır, ergenlerin duygularını ifade etmelerine, düşüncelerini paylaşmalarına ve sorular sormalarına olanak tanıyan bir iletişim ortamı sağlamalıdır.

Destek ve Güven Sağlama: Aileler, çocuklarının kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak için destek olmalıdır, onlara inandıklarını ve yanlarında olduklarını hissettirmelidir.

Bağımsızlık ve Sorumluluk: Aileler, çocuklarının bağımsızlıklarını desteklemeli ve kendi kararlarını almalarına olanak tanımalıdır, ancak bu bağımsızlık sürecinde sorumluluk almayı öğrenmelerine de rehberlik etmelidir.

Sınırların Belirlenmesi: Aileler, çocuklarıyla birlikte belirlenen sınırları açıkça iletmeli ve bu sınırlara uyulması konusunda tutarlı olmalıdır, ancak bu sınırların esnek olduğunu ve değişebileceğini de belirtmelidir.

Model Olma: Aileler, çocuklarına olumlu bir model olmalıdır, kendi kimliklerini sağlam bir şekilde tanımlamak, duygularını sağlıklı bir şekilde ifade etmek ve sorunları çözmek için yapıcı yöntemler kullanmak, çocukların bu davranışları öğrenmelerine yardımcı olabilir.

Profesyonel Yardım Alma: Eğer aileler veya çocuklar bu süreçle başa çıkmakta güçlük çekiyorsa, profesyonel bir danışmandan destek almak faydalı olabilir.

Bu öneriler, ailelerin ergenlik dönemindeki çocuklarına destek olmalarına ve onların sağlıklı bir kimlik geliştirmelerine yardımcı olabilir. Ancak her aile ve her çocuk farklıdır, bu nedenle uygun yöntemlerin belirlenmesi için esneklik ve anlayış önemlidir.

Sonuç olarak; Erikson’a göre, ailelerin çocuğun gelişiminde doğrudan etkili olduğu önceki evrelerden farklı olarak ergenlik dönemindeki etkileri dolaylıdır. Eğer genç, bu evreye gelene kadar ailesi sayesinde güven, özerklik, girişkenlik, başarı ve beceriklilik duyguları geliştirdiyse anlamlı bir kimlik yaratması daha kolaydır. Ancak ergenliğe güvensizlik, kuşku, suçluluk ve aşağılık duyguları ile başladıysa bu evreyi başarılı şekilde tamamlaması ne yazık ki zordur. Dolayısıyla, ergenliğin başarıyla tamamlanması ve güçlü bir kimlik kazanılması daha önceki gelişim evrelerine bağlıdır.

Kaynak

Erikson, E. H. (1963). Childhood and society. London: Vintage Digital.

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar