Köşe Yazarları

“İnsan taş olsa çatlar!”






Büyük ve tarihi kazanım olmasına karşın, neden 45 yıldır “kayıplarımızla zararlarımızı” konuşup tartışıyoruz? Bu alnımıza yazılmış “kaderimiz” midir?

Anladınız! 1974 Barış Harekâtı sonrasında Kuzey’de yaşamakta olduğumuz  “açmazlarımızdan” söz ediyorum.



İnsan taş olsa çatlar! Sen Amerika’lara bile meydan okuyarak son yılların en anlamlı ve dünyasal savaşına imza at!

Mağdur ve mazlum Kıbrıs Türk halkını Rum-Yunan faşizminin kıyımından kurtar!

Osmanlıdan bu yana ilk kez adanın  Kuzeyinde  bir Türk vatanı oluştur!

Türkiye’nin dışında ilk kez Kuzey Kıbrıs’ta bir Türk Devleti yarat!..

Sonra  adı KKTC olan Kuzey’deki bu Türk vatanını,  tüm tarihi kazanımlarıyla birlikte   anlamsızlaştıran  siyasi çözümsüzlüğe mahkûm et ki yarım milyonluk nüfusu ile Güney’deki Rum’u gülmekten çatlatacak, keyfinden patlatacak kadar!

Ki şimdilerde “Kıbrıslı soydaşlarımızın hakkını ilgisi olmayanlara yedirmeyiz” diyen Sn. Türkiye Cumhurbaşkanına karşın, Güney’deki Rum çatır çatır yemektedir!

Ve “evet Türkiye’ye kırgınız!”

1974’ler Barış Harekâtını gerçekleştirip bize Kuzey’i  hediye etmesine karşın 45 yıldır hâlâ çözümü sağlayamadığından!

Doğu Akdeniz’e  dönüp bakmak gereğini duymazken, Rum’un hakkımızı çatır çatır yiyerek gaza ulaşmasından, anlaşmalar yapmasından dolayı!

Dış politikada kendi kendine biçip diktiği “güçlü ülke” rolünü oynarken, bir tek dünya devletine KKTC’i tanıttıramadığı için!

Üstelik bizi cezalandırma gibilerinden çocukça politikalarda memurumuzu, işçimizi ödeyemeyecek, hazinemizi borcun içine sokacak parasızlığa mahkûm ettiği için!

…Ki bu  “Ankara” için Kıbrıs’la ilgili son haber şu olmalı:

Doğu Akdeniz’de bırakın Rum’un “gaza ulaşmasını” şimdi de İsrail ve Yunanistan’la birlikte birbirlerini “elektrikte” İnterkonnekte sistemle bağlayacak projeyi gerçekleştiriyorlar.”

(Burada bir parantez açıyorum. Bizse TC’den kablo ile gelecek elektriğe bile karşı çıkıyor, hâlâ TC’den akan  suya da “keşke gelmeseydi” diyebiliyoruz!)

Bakın Rum tarafı bizi 45 yıldır çözümsüzlüğe mahkûm edip şimdi nerelere ulaştı, nelere sahip oldu!

İnsan taş olsa çatlar.. Rum’da “talih, bizdeki kör Salih!”

**********

ÜSTEL GÖREVİNE BAŞLARKEN..

Ersin Tatar hükümetinin Bakanları,  bizatihi Sn. Başbakan, heyecanla “tasavvurlarını, neler yapacaklarını” anlatmaya devam ediyorlar..

Hükümetin göreve başlamasının üzerine Ramazan Bayramı da vurunca üç dört gün rölantiye yatıldı ama yine de medyada sözünü  ettiğimiz  “vaatler” beğeniye sunuldu.

Laf aramızda Tatar Hükümeti göreve başlarken kendi kulağıma şöyle fısıldadıydım. “Artık gelip giden hükümetlere “şu icraat iyidir, şu olumdur” diyerek gaz pompalamak yok!                                             Çünkü “aman ne iyi oldu” dediğimiz ne kadar icraatı yağlayıp balladıysak sonrasında büyük oranda  ya “yasa değişikleriyle” yeniden değiştiler,  ya da bizi çatlatana kadar  zarar vere vere yollarına devam ettiler!..)

…Turizm her zaman  bu sektörlerden biri oldu! Ki bu fukara KKTC “Turizme yönelik yatırım yapanlara tanıdığı avantajı ne Tarım kesimine tanıdı ne Eğitimle Sağlığa!

O teşvikler karşısında insanın “yeme de yanında yat” diyeceği geliyor da Eee, hani turizmin turisti?

Ne zaman soru sual edilecek olsa “otellerimiz hep boş!  Yani var bir “turizm” ama “kumar üzerine!” Ötesi nanay!

Buna karşın yeni Turizm Bakanı Ünal Üstel düdüğünü öttürüp göreve başlarken mesela “OTEM’in Eylül’de öğrenci almaya başlayacağını” açıklamasına, her ne kadar “artık iyi oldu aman ne güzel” diyerek yazmayacağım kararıma karşın, “çok iyi oldu” demekten kendimi alamıyorum!

Çünkü turizmin alt yapısını oluşturan Otellerin “kalifiye” eleman sıkıntısı çektiklerini biliyoruz!.

Öte yandan Üstel son açıklamasında,  “2017’den beridir kısmen ödenen turizm teşviklerinin tümünü Haziran ayında ödeyeceğimizi tahmin ediyoruz” da dedi ya!

“Hah” dedim. “Gözümüz aydın, demek TC’den para geliyor!.. Hadi buna da iyi haber diyelim..

Ne var ki Üstel’in, “ulaşımda engelleri aşabilirsek Turizmin önünü açabileceğiz” deyişine şaşı baktım,” çünkü hiç aşamadık, aşacağımız ihtimali de yok!”

 …Kısaca eğer Turizmi (köy festivalleri) dediğimiz  “panayır” trendinden kurtarıp bir memleket meselesi yapamazsak..

Kumar oynatan oteller kazanırken devletin kaybetmesine gözlerimizi kapalı tutarsak..

Ve bizi bile KKTC’den soğutan çevre pisliğinin, pespayelikle tertipsizliğin, trafik sorununun üstesinden gelemezsek…

“Turizm Tanıtımı” da yapsak, “aldatmacadan” öteye varamayız!

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (KİM ETTİ KİM TEMİZLEYECEK?)

Ne diyordu Orhan Veli? “Bir elinde cımbız bir elinde ayna/ Umurunda mı dünya..”

Keşke o kadar masum bir toplum olsaydık. Keşke hayatı umursamayacak kadar sorunlardan uzak olabilseydik!

Oysa hale bakın? Sadece üç günlük Ramazan bayramında kırka yakın trafik kazası olmuş.  15 yaralı varmış.

Öte yandan (hem de gündüz saat 10 da)

iki soyguncu Girne’deki bir kuyumcu dükkânına girerler, sahibi olan kadını bağlayarak, ağzını bantlayarak,  başını masaya vurarak… 150 bin sterlin değerindeki ziynet eşyasını alıp kaçarlar!..

Son zamanlarda hep soruyoruz. “Ne oldu bu memlekete böyle? Kim etti içine? Ve kim temizleyecek?”

 







Başa dön tuşu