Köşe Yazarları

Hala çözüm bulmayacak mısınız?

Cumartesi günü yine bir iş kazası sonucu, yine gencecik bir can, tabutla memleketine gönderilecek.

Hayatını kaybettiği hastanenin dışında, arkadaşlarının feryatlarına tanık olduk. Bu gazetede okumak gibi değil, canımız yandı, kahrettik.

O kadar çok can kaybedildi ki, artık çözümü bulma noktasına gelmiş olmalıydık.

Nafile…

Taraflardan birinin diğerini “şov yapmakla”, “ceberrut davranmakla” suçlamasının da hiç bir anlamı yok, yapılan denetimlerin de. Sadece can sıkıyor konuşulanlar.

Hala çözümü bulunamıyor.

Oysa baktım, Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer’in dışında, basına konuşan diğer müteahhitler, cezaların ve denetimlerin artırılmasını özellile savunuyorlar.

Gerekli önlemleri alan şirketler, kendilerinin de suça ortak gibi gösterilmesinden şikayetçiler. Önlemleri almayanların tespit edilmesini en çok onlar istiyor.

Taşaronlar Birliği’nin önerisi de önemli. Onlar da, denetimin özelleşmesini öneriyor.

Sonra, inşaat iskelelerine tek bir standard getirme fikrini savunuyor uzmanlar. Başka ülkelerden örnekler vererek.

Bunların hiç birine kafa yorulmadan, mevcut düzende herkes kendi penceresinden sövüyor o kadar.

Öyle bir yere geldik ki, sözde kalkınma adına ülkeyi betona çevirdiğimiz yetmiyormuş gibi, temelini de kanla çizdik.

Üç ayda 4 ölüm…

Bir önceki ölümlü kazadan bu yana daha bir ay bile geçmedi.

Bu ne beceriksizlik, ne umursamazlık, ne ilkelliktir.

Dahası nasıl bir rahatlıktır ki, hala çıkıp ona buna laf yetiştirebiliyorlar…

 

LEFKE KONUSU BÜYÜK TEHDİT…

Cuma günü Lefke Kaymakamlığı’nın, bölgedeki akarsulara maden atıkları karışmış olabileceği, suyun tarlalara ve hayvanlara verilmemesi yönündeki uyarısından sonra, yolda sokakta herkesin konudan haberi olduğunu ve toplumda büyük bir endişe oluştuğunu gördük.

Ardından, güneydeki derelerden köpüklü mavi suların geldiği haberi dehşeti bir o kadar daha artırdı. Bölge tarımı, belirtilen su kaynaklarına bağımlı.

Tarım ilaçlarını bile o kadar uyarıya rağmen, kafasına göre kullanan, kârına bakan, insan sağlığını göz göre göre tehlikeye atan bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Kimi, nasıl engelleyebileceksiniz ki?

Uyarı ne kadar işe yarar?

Belirtilen Phoukasa bölgesinde, Hellenic Mines’ın işlettiği maden, 1996’ya kadar faaliyetini sürdürmüş.

Yine aynı bölgede, CMC’nin de geçmişte kullanılan bir bakır madeni var.

Bakır ve sülfür oranı yüksek bir maden.

Yani atıklar, en az KKTC’deki CMC atıkları kadar tehlikeli. Ve bir de suya karışmış durumda.

Halk sağlığının ve çevrenin daha da tehlikeye girmemesi adına, sağlık konusunda çalışmalar yürütmek üzere kurulan iki toplumlu Teknik Komite mi devreye girer, liderler mi görüşür, bir şekilde işbirliğine gidilmesini zorunlu kılan bir durum var.

Mücadele ancak bu şekilde başarılı olabilir gibi geliyor.

Dahası, atıkların derelere karışmış olması, Güney Kıbrıs’ın, “AB’nin maden atıkları ile ilgili yönergelerine” uymadığını gösteriyor.

“Kullanmayın” demekle olacak iş değil. Kullanımı tümüyle engelleseniz bile, yeraltı sularına karışması bile mümkünmüş.

Çok taraflı, ciddi bir mücadele gerektiriyor…

YERİN KULAĞI VAR

BEN GÖRÜŞMEDİM AMA:

Aylardır konuşulan UBP-HP koalisyonuyla ilgili olarak konuşan UBP Genel Başkanı Tatar, Özersay’la yeni hükümet kurulmasına ilişkin bir görüşmesinin olmadığını söylüyor ancak “bazı arkadaşlar, bazı diğer parti yetkilileri ile hükümet konusunu ele almış olabilirler” diyerek aslında gizliden bazı görüşmelerin yapıldığını kabul etmiş oluyor. Yine de kapalı kapılar ardında alınan bir süre daha bekleme kararı olduğu haberleri geliyor.

KAÇARI YOK:

UBP Onursal Başkanı Eroğlu bir gazeteye verdiği röportajında UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’ın cumhurbaşkan adayı olması gerektiğini söylemiş. Belli ki Tatar’ın başkanlık koltuğundaki ömrü fazla uzun olmayacak. Kurultay ile Tatar’ı götüremeyeceklerini bildikleri için, önce aday yapılıp başkanlık koltuğundan indirilecek, sonra da Eroğlu’nun aklındaki isim partinin başına getirilecek…

ÖZYİĞİT’İN MESAJI KİME?:

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit; “Hükümet programı dahilinde adım atıldığı sürece bu hükümet yoluna emin adımlarla devam edecektir” derken “Hükümet programı dışında birileri başka bir şey yapar ve yön değiştirirse o zaman oturup onları değerlendiririz” diye de ekliyor. Bu sözleriyle o “birilerine” de mesaj veriyor.

İYİ DÜŞÜNMEK LAZIM:

Siyasinin biri bir şey söyledi mi, diğerleri önüne arkasına bakmadan balıklama dalmaya bayılırlar. Özersay’ın Anayasa değişikliği açıklaması da aynen öyle oldu. İyi de daha birkaç yıl önce yine anayasa değişikliği için referanduma gidilmiş ve vatandaş yapılan referandumda bunu reddetmişti. Şimdi ne değişti ki, yeniden gündem oldu. Bence iki defa düşünsünler, geçen defaki gibi olmasın…

RİCAYLA OLMAZSA ZORLA:

Ülkede inşaatlar çoğaldıkça ölümler de çoğalıyor. Hafta sonlarından korkar olduk. Son iki ölümlü iş kazası hafta sonu meydana gelmesi bir rastlantı mı acaba? Emniyet ve güvenlik konusunda ne yazık ki gereken tedbirler ne hükümet, ne de işveren tarafından tam olarak alınıyor. Güney’de, Türkiye’de ve diğer birçok ülkede inşaatların etrafı güvenlik nedeniyle filelerle kapatılarak hem işçinin, hem de oradan geçecek vatandaşın korunması sağlanıyor. Siz hükümet olarak bunları uygulamayanların inşaatını üç beş gün durdurarak kazaların önüne geçemezsiniz. İkazlara rağmen uyarılara uymayan işletmenin iznini iptal edeceksiniz ki diğerlerine de ders olsun…

EKMEĞİN KALİTESİ DE DENETLENMELİ:

Sağlık Bakanlığı’nın ekmek konusunda bir toplantı yapmış olması bile önemli bir haber. Üretimden tüketime bir denetimden bahsediliyor. Ancak, sadece sağlıklı olup olmamasının değil, kalitesine ilişkin kriterlerin de belirlenmesinde fayda var gibi geliyor. Halihazırda mikrobiyolojik ve tuz oranları denetimi yapılıyor. Başka kriter var mı bilmiyorum ama,  market ekmekleri, kaliteden yoksun. Aldığınız günün akşamına taş kesiyor. Mayası, suyu, buğdayı, katkı maddesinin de bir ölçüsü olmalı. Kalitesizlik yüzünden tonlarca ekmek her gün çöpe gidiyor…

 ZİRVEDEKİLER

Av. Serkan Mesutoğlu: “Anayasa değişikliği konusunun gündeme geliş şeklini hiç sağlıklı bulmuyorum… Eğer bir anayasa değişikliği halkın gündemine getirilmek isteniyorsa o zaman ilk yapılması gereken şey anayasa değişikliği ihtiyacının nasıl ortaya çıktığı konusunda halka bilgi verilmesidir… Partiler ise, önce ‘anayasa değişikliğini gündeme getirmeye neden olan sıkıntılar nelerdir?’ sorusunu cevaplandırmalıdırlar”…

 DİPTEKİLER

Oğuzhan Hasipoğlu: Akıncı’yı bıraktılar, sıra Erhürman’a geldi. UBP milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, “AB çatısı altında iki ayrı Kıbrıs Devleti formülü ile ilgili olarak Türk tarafının daha fazla toprak tavizi vermesi gerekecek”sözlerinin elimizi zayıflattığını söyleyerek, Başbakanın bu sözlerinin bir gün Rumlar tarafından aleyhimize kullanılacağını iddia etti. Babasının cumhurbaşkan adayı ya, sesini duyuracak bir şeyler yapması lazım.

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı