Köşe Yazarları

Güney’in tarihi hedefi


Geçen hafta “Köşemde” bir iki kez  “Kıbrıs siyasi sorununun  1974’de değil,  1814’de Odesa’da Ethniki Eteriya tarafından alınan “Enosis” kararıyla başladığını yazdımdı .

Daha öncesi yıllarda Rus Çarının desteğiyle  “Filiki Eteriya” kurulduydu.. “Megali İdea” hayali yeşertilerek, Konstantinopolis’i  başkent yapacakları bir “Bizans İmparatorluğu” için harekete geçtilerdi! Bu bağlamda ilk isyan da  Mora’da başlatıldıydı..

Öteden beri “megali idea” hayallerini besleyenler ise “kilise papazlarıydı.

Çünkü 1754 yılında Osmanlı Padişahının yayınladığı bir fermanla adanın “Başpiskoposu” Osmanlı Valisinden sonra ikinci büyük “yetkili  kişi” haline getirildiydi.

Başpiskoposlar bu yetkiyi aldıktan sonradır ki Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması olan “Enosisi” gerçekleştirme mücadelelerini  hiç bitirmediler, Makarios sonuncusu olacaktı ne var ki Hrisostomos hâlâ  devamda!

(BU tarihi olayları neden tekrarlıyorum?  Çünkü Rum tarafı BM’lerle AB’i uyutarak hatta bizim içimizden bazılarını bile aldatarak, Kıbrıs sorunun 1974 harekâtıyla başladığı iddiasını hâlâ sürdürmektedir ki aranan çözüm de  bu “yanlışın” üzerine oturtulmak istenmektedir!

Tabi dikkatinizi çekmek isterim. Kıbrıs’ı birleştirmeye çalışan Balkanlarda Sırbistan’ın Müslüman Kosova’sına “sınırlı” da olsa özerklik tanıdılar

Öte yandan Amerika Türkiye’nin hemen sınır ötesinde Fırat’ın Doğusunda PKK’nın uzantısı PYD’i “devlet” yaptı!

Kıbrıs’a gelince tüm adanın devleti Rum, çözüm şartı da “birleşik Kıbrıs” olmakta!)

BU “Birleşik Kıbrıs”’ın nasıl başarılacağı da muamma! Çünkü Rum kilisesi, Eoka’dan kalma Elam’cılar, büyük oranda Rum siyasi liderleri hâlâ “Enosis”i sayıklamaktadırlar..

Yani bir anlaşmaya varılsa bile eğer kafalar ve idealler değişmez, Türk adı Rum’un dilinde barışa ve dostluğa dönüşmezse bu müzakerelerin de mücadelelerin de hiçbir faydası yoktur..

Kaldı ki “federasyon oluştursak ne yazar? Üç günde saç saça baş başa kapışır birbirimizi yolar eskiye döneriz…

Ha olur! Eğer Rum adadaki Türk halkına tahammül edecekse en az kendi kadar hayat hakkına sahip olduğuna samimiyetle inanırsa, tutun ki “federasyon” bile çözüm olur…

**********

BAŞBAKAN’IN AÇIKLAMALARI

Geçen hafta Başbakan Sn. Ersin Tatar BRT özel programında “Hükümetin icraatlarıyla ilgili açıklamalarda bulunduydu.

Konuşmasına “Yüz günde çok şeyler yaptık” diye başladıydı ki her halde sürçi lisan olmalıydı!         Çünkü devamındaki açıklamalarında geçen gün refikim Mehmet Moreket’in de vurguladığınca ne öyle çok “büyük işler” vardı yapılan ne de “büyük” denecek icraatlar!

Tutun ki zaten 3 buçuk ayda öylesi “iddialı” işler de beklemiyorduk.

Buna karşın  YÖK ile olagelen sorunları çözmesi ve   İmar İskânla ilgili “Emirnameleri” uzun bir süreye bağlayarak “karar” haline getirmesi aklımızda kalan icraatlardı.

Ötesi tüm açıkladıkları, “Hükümetin önündeki hedefler ve “yapacağız” üzerine kurulu tasavvurlardı.

Tabi biliyoruz:  “Yüz günde ancak bu kadar olur!” Fakat  yine de bu açıklaması ve “büyük işler yaptık” söylemiyle vaatler parantezine aldığı  “yapacağız edeceğiz” dediklerine bakmak gereğini duyduk. Şöyle ki:

TC ile imzalanan Mali ve Ekonomik protokol şu anda Hükümetin her sorunun kilidini açabileceğini sandığı  “sihirli anahtarı” oldu!

Gayri Safi Milli Hasılayı” artırmak da bunun kapsamındadır, yıl sonuna kadar bazı yasaların çıkacağını haber vermesi de!

Buna karşın Sn. Başbakan’ın “çok sıkıntılı olduğunu,” bizzat açıklamalarında yer yer tekrarladığı  “bazı sıkıntılar var” ifadelerinden anlıyoruz!

Mesela memleketin altını üstüne getiren İmar Planı konusunda, “bazı sıkıntılar vardır, işler o kadar kolay değil” diyor.      Anlaşılıyor ki bu konuda UBP çevrelerinden zılgıt yemektedir!

Öte yandan balıklama daldığı Maraş’ın açılması konusu da yavaştan yavaştan Hükümetin durup dururken “başına iş açtığı sorunlardan” biri oluyor ki bu konuda Sn. Tatar “Maraş sıkıntılı olacak” diyor!

(Ancak hemen parantez içinde vurgulayım: Maraş konusu gitgide önümüzdeki müzakerelerin de mihengi olacak bir seyir izliyor. Mesela Hükümet, “Maraş bizim idaremizde açılacak ama Rum mülk sahipleri geri dönüp mülklerine sahip çıkabilecekler” açıklamasını yapabiliyor ki bunun sonunda “alın Maraş’ı tanıyın devlet olduğumuzu” gibilerinden takaslar söz konusu olabilir. Zaten öncesi dönemlerde buna benzer ödünlü teklifler  olduydu. Mesela Maraş’a karşlık Mağusa Limanının, hava alanının uluslar arası trafiğe açılması gibi.)

VE Sn. Tatar’dan enteresan bir söz: “Benim gözümde diyor bir Bakan ile bir milletvekili arasında fark yoktur!”

Bakanlar ne düşünür bilmem ama “zılgıtı onlar yerken.. Medyanın sivri oklarıyla delik deşik duruma getirilirlerken.. Kimseler hükümetin adını anmazken, Bakanların adalarıyla futbol topu gibi oynarken.. Yine de yoksa milletvekillerinden bir farkları… Bari her ay görev değişimi yapılıversin biraz da milletvekilleri tatsın o makamları!”

…Kısaca: Sn. Başbakan’a her halde bir yüz gün daha gereklidir. Hele şu “Protokolün uygulanmasına başlandığını görelim!..

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı