Köşe Yazarları

Güney Kıbrısın gündemi


 

Lefkoşa’dan 2 adım ötede, Güney Kıbrıs’a geçebilirsiniz.  Bu iki adımlık fark, değişik gündemler de yaratabilir.

Güney Kıbrıs’ta tartışılan ana konu, Berlin Buluşmasında, Anastasiadis’in tüm tezlerinin çöktüğü ve BM ile Akıncı’nın tüm istediklerinin gerçekleştiğidir.

Anastasiadis’in BM ye teslim olmasında ülke içerisinde patlak veren skandalların etkisi ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de gerekirse, zor kullanacağı yönündeki kararlı adımları etkili olmuştur.

Birkaç aydan beri,  yabancılara, yüksek paralar karşılığı verilen PASAPORT skandalı, Anastasiadis ve damadı üzerinde  yoğunlaşmaktadır..

Son olarak bu skandala Başpiskopos Hristostomos’un adının da karışması, çözüm karşıtı cepheyi alabildiğine çaresiz bırakmıştı.

Başpiskopos’un Avustralyalı genç model ile olan macerası da isim belirtilmeden yazılmasına rağmen, Hrisostomos’u hareketsiz bırakmıştı.

Açıkça yazılmamasına rağmen, Hrisostomos, Avustralya’lı modele ÜÇ MİLYON EURO civarında bir para yedirmişti.

Hrisostomos’un, para karşılığı, İnterpol tarafından aranan  KARANLIK kişilere, pasaport alımı konusunda yardım ettiği de başka bir skandaldı.

Rum halkının güvendiği kilisenin ve Başpiskopos’un bulaştığı skandallar, kilisenin Rum toplumu içerisindeki güvenirliğini iyice alt seviyelere çekmiştir.

Türkiye’nin Akdeniz’e gaz arama gemilerini göndermesi ve son olarak Libya ile yaptığı antlaşma, Rum toplumu içerisinde, Türkiye’nin Kıbrıs’a gerekirse silahlı müdahale edebileceği yönünde bir havanın oluşmasını sağladı.

Rumlar, Anastasiadis’in çözüm karşıtı politikasının hem Kıbrıs’ı, hem de Yunanistan’ı silahlı bir macera içine sürükleyebileceğini ciddi ciddi düşünmeye ve tartışmaya başladılar.

Rumlara göre, Türkiye her alanda Güney Kıbrıs’a karşı etkili bir saldırı politikası izlemeye başlamıştır.

Son bir ayda, Kuzey ile Güney arasındaki sınırdan YİRMİ DOKUZ BİN’in üzerinde Nijerya’lı, Afganistan’lı Suriye’li vb kişi geçerek SİYASİ SIĞINMA istemişlerdir.

Bu insanlar, yakalanmaları durumunda, ismini bildikleri bir avukatı devreye sokmakta ve siyasi sığınma için başvurmaktadırlar.

Siyasi sığınma talebinde bulunan bir insanın hukuksal sürecinin tamamlanması için en az 3 yıl gerekmekte ve bu süreçte Rum tarafı bu mültecilerin ev ve geçim sorununu çözmek zorunda kalmaktadır. Bu durum ise Rum ekonomisine ve sosyal yaşamına olumsuz bir etki yapmaktadır.

Bugün sabah Ledra caddesini gezerken çok sayıda Afrikalı ile karşılaştım…

Daha önce bu yoğunlukta Afrikalı ile karşılaşmadığım için, nedenini sorduğum gazeteci dostlarım, olayın iç yüzünü açıkladılar.

Rum yetkililer, bu mülteci akımının arkasında Türkiye’nin olduğunu ve bu durumun sürmesi durumunda Rum toplumu içerisinde büyük tartışmaların yaşanacağını ifade etmektedirler.

Rum toplumunda 2004 ‘teki referandumda büyük çoğunluk çözüm istemezken, bugün çözümsüzlüğün de büyük bir maliyetinin olacağını derinden hissetmektedirler.

Rum tarafındaki başka bir tartışma konusu ise, Türkiye’nin çözüm perspektifinden uzaklaştığı ve bunu Anastasiyadis’in kaypak politikasının sağladığıdır. Bu da Rum toplumu arasında  paniği ve bilinmezi arttırmaktadır.

Artık, kendisine güvenen ve dış güçlerin Türkiye’yi dizginleyebileceğini bekleyen Rumların sayısı iyice azalmıştır. Bu karamsar hava içerisinde Türkiye’nin Mayıs ayından sonra hangi politikayı izleyeceği de merakla beklenmektedir.

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı