Köşe Yazarları

Girne’den sonra doğu bölgesi de katledilmiş haberimiz yok…


Şehir Plancıları Odası’nın açıklamasını bilmem okudunuz mu…

Hatırlarsınız, Mağusa-İskele-Yeniboğaziçi imar planı çalışmalarının daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesi gerekçesiyle bir emirname çıkarılmış, daha önce inşaat için vize başvurusunda bulunanlara süre tanınmıştı.

Şöyle bir bakınca, iktidar partilerinin Girne örneğini sürekli eleştirdiklerini de bilerek, “yok canım, bunlar böyle şey yapmaz” demiş ve şunları yazmıştık…

“Aslında bu Emirname, öncekilerden farklı. Gelen geçsin anlayışı yok bu defa.

Girne’yi mahveden, alt yapıya, trafiğe, nüfus artışına bakmadan tüm arsalara çok katlı yapım izni verilmesine benzemiyor… Bu çıkarılmaya çalışılan Gazimağusa-Yeniboğaziçi-İskele Emirnamesi, aksine koruyucu. Bölgenin İmar Planı yok. Ama fena halde yapılaşmakta. Buna uzmanları “gelişen” dese de, bence yapılaşma, tek başına gelişme olamaz… Böyle bir durumda, İmar Planı çıkıncaya kadar, herkes canının çektiğini yapamasın diye çıkacak bu Emirname”.

Aman ne iyi niyetliymişiz.

Meğer Ayşegül hanım emirnamede değişiklikler yapmış, onaylatmış, Girne’den beter olmuş bölge. Mete Boyacı, emirnamenin halka açıklandığı toplantıda, “50 katlı bina yapacağız, kabul edeceksiniz” demişti ya, sonuçta sermaye direnişini kazanmış, dediğini yaptırmış.

Bakın neler olmuş o “iyi niyetli” emirnameden sonra…

Bir kere, vize almamış, ama vize başvurusunda bulunmuş olanlar da bu kapsama alınmış.

İkincisi ve daha vahimi, 3 aylık süre önce 6, sonra 9 ay uzatılmış.

E, bundan sonra İmar Planı çıkartılmasın zaten, olan olmuş.

İşte bu konuda Şehir Plancıları Odası dün, kabul işlemleri ve süre uzatma kararlarının yasaya aykırı bir şekilde yapıldığı iddiasıyla İçişleri Bakanlığı ve Şehir Planlama Dairesi’ne dava dosyaladı.

Onlar da iyi niyetle “bu yasadışı uygulamanın önüne geçilmesi” amacıyla mahkemeye gittiklerini söylüyorlar ama acaba umutları var mıdır?

Bilerek ve isteyerek yapılan bu uygulamada, vize almayan, onay almayan müracaat kalmış mıdır?

Bu saatten sonra sağlıklı bir İmar Planı çıkabilir mi?

Emirname çıkarken, “dağınık ve plansız büyümenin önüne geçmek” gerekçesini öne süren Ayşegül Baybars, sonuçta, kendi eliyle çarpık büyümeye zemin hazırlamamış mıdır?

Yine o günlerde Müteahhitler Birliği Başkanı da sarı yeleklerle eylem yapacaktı, sonra sesi çıkmadı.

Uzatmalarla vizeler alındı demek ki…

Hatta dere yataklarına imar izinlerinin ve projelerin rüşvetle alındığı gibi korkunç bir iddia ortaya atmıştı, o da unutuldu gitti. Biz birkaç kez yazdık sorduk, kaale alan olmadı.

En fenası, emirname çıkarken, yapılaşmaya engel olunacağı gerekçesiyle karşı çıkan UBP milletvekilleri şimdi iktidarın milletvekilleridir.

Zeki Çeler bir paylaşım yapmış; “Arsa fobisi olanlarla, arsa hobisi olanların hükümeti” diyor. Bence Şehir Planlama Odası’nın dava gerekçesini okuduğunda “fobi” konusunda fikri değişecek. Gerçi kendisi de emirname değişikliğinin yapıldığı Bakanlar Kurulu’nun bir üyesiydi ama…

ESKİŞEHİR VE GİRNE…

Girne Belediye Başkanı Sevgili Nidai Güngördü Eskişehir’in efsane Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’i ziyaret etmiş. Başkan’ın Eskişehir’e gitmiş olması bile heyecan verici.

Geçtiğimiz hafta biz de kentin dönüşümünden sonra ikinci kez oradaydık. Bir o kadar daha değiştiğini, kilometrekarelerce yeni parklar, başka düzenlemeler yapıldığını gördük. Raylı sistem, Avrupa’dakilerin aynısı. Geçmişin sarı, pis Porsuk çayında, kano yarışları, gondollar. Kent nüfusu hafta sonları çevreden gelenlerle üçe katlanıyor. Açık hava konserleri, sokak satıcıları, her türlü eğlence. Hızlı trende yer bulabilmek için haftalar öncesinden bilet almak gerekiyor.

Başkan Güngördü’nün hem bu müthiş örnekten etkilenmiş olduğunu, hem de artık trafiğiyle, çarpık yapılaşmasıyla, yetmeyen alt yapısıyla felakete dönen Girne için neler yapılabileceğini Başkan Büyükerşen’le konuştuğunu umarım…

Böyle bir ziyaret, ziyaret olarak kalamaz, kalmamalı.

YERİN KULAĞI VAR

MEĞER NE ÇOK SEBEP VARMIŞ:

Dörtlü kolaisyon hükümetinin neden bozulduğuyla ilgili iddialar çok. Başbakan Tatar, geçmiş hükmetin bozulmasıyla ilgili “rüşvet iddialarından” bahsederken, Dışişleri Bakanı Özersay “Mali güvensizlikten” dem vuruyor. Milli Eğitim Eski Bakanı Cemal Özyiğit ise Meclis’teki dünkü konuşmasında, “Bunu ilk kez açıklıyorum. TC Eğitim Bakanı bize ‘Hala Sultan Kolejini bize devredin, siz da kurtulun biz da kurtulalım’ dedi. Kuşkusuz bunu yapamazdık…TC Eğitim Bakanı’nın bizimle görüşmemesinin nedeni bu devre karşı çıkmamızdır”dedi. Geçmiş hükümeti bozmak için ne çok sebep varmış meğerse…

 

GARDİYANOĞLU’NUN İSYANI KİME?

UBP Lefkoşa İlçe Başkanı Sadık Gardiyanoğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda; “Bu konuda ilk ve son kez yazıyorum. UBP tabanından sarı öküzü isterseniz, gün geldiğinde UBP sizden tüm mandıranızı alır. Sn Özgürgün’ü seversiniz veya sevmessiniz buna kimse karışmaz…7 Ocak seçimlerinde Halkın vicdanında aklanan bir kişiyi 16 ay boyunca cek cak’larla tribünlere oynanacağınıza vereydiniz mahkemeye, bileklerine vursaydınız” diyerek eski Genel Başkan Özgürgüne’e destek çıkarken, HP’ye de ciddi uyarılarda bulundu…

 

ÖZERSAY BUNLARA NE DİYECEK:

UBP ile hükümet kuran HP, zaman içinde böyle bir yola çıktığına bin pişman olacak. Aslında, “yolsuzluk ve usulsüzlüklerin” araştırılacağını hükümet programına koydurmakla kendilerini avutuyorlar. UBP’li Özgürgün ve daha birçok etkili ve yetkili isim daha şimdiden HP’ye bu dokunulmazlıklar konusunda “ayar” vermeye “çete lideri” olarak suçlamaya başladılar bile. “Temiz siyaset adamı” Özersay’ın kendisine ve partisine verilen bu “ayarları”da,  “yok öyle bir şey, ben duymadım” deyip yine geçiştirmeye mi çalışacak doğrusu merak çok ediyorum…

BİR BEN DEĞİLMİŞİM:

YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı dün Hükümet Programına eleştirilerini getirmeden önce, HP’nin hükümetten ayrılırken yaptıklarını uzunca bir süre dile getirdi. Demek böyle düşünen yalnız ben değilmişim, bu tutum daha önce hiç yaşanmamış. Arıklı HP’nin kendini savunmak için eski ortaklarına yaptığı suçlamalara, “züccaciye dükkanına girmiş fil” benzetmesi yaptı…

İLHAK MI?:

Serdar Denktaş, dün ilginç bir bilgi aktardı Meclis’te.  “iki devletli çözüm” diyenler arasında, “Biraz da bunu söyleyelim, olmadığında, babalarımızın hedefi olan Türkiye’ye ilhaka geçeriz” diyenler bulunduğunu, bu söylemin giderek geliştiğini söyledi. Bunun kendisini korkuttuğunu vurgulayan Denktaş, KKTC ilan edildikten sonra böyle bir hedefin konuşulmaması gerektiğini savundu. Ben  kendi hesabıma, böyle bir hedefi benimseyenlerin, “sözde Kıbrıs Cumhuriyeti altına girelim” diyenlerle aynı oranda olduğunu düşünürüm…

 

BİÇARE YUNANİSTAN:

İşte tam da buydu dediğim. Güney Kıbrıs’a silah ambargosunu kaldırma, NATO’ya alma, “sosyalist” Çipras’la askeri ittifaklar kurma çabasındaki ABD, şimdi de Yunanistan’daki Alexandrapolis limanına askeri yığınak yapmış. Yakında oraya üs de kurar. Gerekçesi de, sözde tatbikatlar. Zavallılar, başlarına geleceğin farkında bile değiller. Adamın derdi, silah satışı. Güvenliğiniz tehlikede” diye korkutup, silah satmak, hep yaptığı gibi. Onlara da geçmiş olsun…

 

ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: “Fikirler bütünüdür ve hayatı sorgular ideoloji, o nedenle, böylesi bir gazeteciliğe köstek olmak gerekir (!) Kime destek verilecek öyleyse… ‘Rulet medyası’na… ‘Tefeci medyası’na…

‘Bahis medyası’na… ‘Bir gazete alana bir tırnak makası’ medyası da unutulmamalıdır elbette! Etle tırnak ülkesinde bu husus son derece önemlidir. Tırnak ete batarsa eğer…Ya da et tırnağı aşarsa…

Bununla kesilmelidir!”…

 DİPTEKİLER

Stefanos Stefanu: AKEL Basın Sözcüsü Stefanos Stefanu, AP seçimlerinin bölünmüşlük söylemlerini boşa çıkarttığını iddia etmiş. 5 bin kişiyle mi? KKTC genelinde seçmen sayısını bir tarafa bırak, güneyde oy kullanma hakkı olan 80 bin kişinin kaçta kaçıdır bu rakam? Böyle bir yargıya vardıysanız ve eğer bu bir propaganda söylemi değilse, yanlış yoldasınız. Ve maalesef Kıbrıs Türkünü hiç tanımadan politika yaparsınız. Yapma Bay Stefano… AKEL’i daha da komik durumlara düşürme…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı