Köşe Yazarları

Fırsatçılar ve sağduyu…


Ne zaman böyle oldu yaşadığımız ortam?

Nasıl oldu da birbirimizi her fırsatta linç eder hale geldik?

50’lerin, 60’ların gazetelerine bakın, savaşın sürdüğü ortamlarda bile kimse kimseye böyle sözler söylemezdi… Hakaretler, aşağılamalar, müzevirlik, gafil muhbirlik, sansasyonculuk, provokatörlük…

Sosyal medya çıktı, mertlik bozuldu mu diyelim?

Yok değil, sosyal medya sadece bir araç, siyasi ve kişisel çıkarlarla cepheler yaratıp, karşı tarafı linç etme boyutuna gelen davranış biçiminden bahsediyorum.

Eğer Cumhurbaşkanı bir açıklama daha yapıp, “yanlış anlaşıldım” demeseydi başkaydı, ancak söylediklerine açıklık getirmesi, özellikle de Nagehan Alçı’ya konuşmuş olması bence önemlidir.

Kaldı ki Sayın Akıncı ne iddia edilenleri söylemiştir; ne de teröristle, diyalog kurulacak kesimleri birbirine karıştıracak acemiliktedir. Bunu iddia etmek, kastı zorlamak olabilir.

Bu açıklama, o güçleri susturur mu?

Tümünü değil ama, okuyan, okuduğunu anlamak isteyen bir daha düşünecektir diye umuyorum.

Eve gelen su tamircisi, “Akıncı 74 Barış Harekatı’na işgalci demiş abi duydun mu” diyorsa, bu korkunç bir kampanyanın sonucudur…

Türkiye kamuoyunu ayağa kaldıran spekülasyonlar, tehlikeli sulara girilmesine sebep olmuştur.

Sosyal medyada yer alan insanlık dışı ifadeleri yazmak mümkün değil. Her biri bir kışkırtmacılık ürünüdür.

Aşmış, defterleri yırtmış, “düşmanlaştırılmış” kafalar.

Ve bu maksatlı, alçakça, terbiyesizce  yorumları haber sayfalarından ısrarla silmeyenler.

Yangına körükle gidenler.

Benim esas derdim bu…

Taraf ol kardeşim, herkes bir taraf, ama sırf Akıncı’yı itibarsızlaştıracağım diye, bölücülüğe su taşıma.

Eğer önü alınmazsa, bunun acısını tek bir taraf çekmeyecek, kısa, hem de çok kısa bir süre sonra hep beraber çekeceğiz.

Birini ısırdığımızda on parmağımız acıyacak…

UBP’nin mal bulmuş mağribi gibi olaya sarılması, hükümeti kurduğu tarihten itibaren Parti Meclisi’ni toplayamayan Ersin Tatar’ın sırf bu iş için PM’ni toplantıya çağırması fırsatçılıktır benim gözümde. Evet bu bir siyasi yarıştır, siyasinin ağzından çıkan her söz kullanılacaktır, kaçarı yok. Ancak  UBP kanadından bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na yönelik hakaretlerle ilgili tek cümle edilmemiş olması da kuşku vericidir.

Diğer taraftan, Erhan Arıklı’nın ve Serdar Denktaş’ın Cumhurbaşkanı’nın sözlerini beğenmeseler de, girişilen linç kampanyasına karşı çıkmış olmaları, bunu Meclis kürsüsünden açıkça dile getirmeleri dikkate değer. Anlamlı olan budur…

Tufan Erhürman’ın da, barışın önce kendi içimizde olması gerektiğine dair ifadesi önemlidir. İç barışı yok ederek, kiminle, hangi barışı yapabilirsiniz ki? Bundan sonraki süreçte ta ki birbirimizi bitirene kadar bu kavga ortamını mı sürdüreceğiz? Tutum bu mudur?

Sahadaki yıkıcı bölücüleri geri çekmek, siyasi çıkarları için Türkiye-Kıbrıs ilişkilerini yıpratmayı bile göze alanları bu çabalarından vazgeçirmek ne kadar mümkündür bilemem ama, bu gerginlik bitmelidir. Topluma hitap eden kesimlerden beklenen, sağduyudur.

Çığırından çıkmış tepkilerin bumerang  olduğu unutulmamalıdır.

Sonuçta, fotoğraf çekilirken kim ne poz vermişse, seçim sandığından o görüntü çıkacaktır…

 

YERİN KULAĞI VAR

KRİZDEN BESLENENLER:

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın “Barış Pınarı” harekatıyla ilgili yaptığı açıklamayı beğenir veya beğenmezsiniz. Küfür düzeyine varmadıkça herkes görüşünde özgürdür. Ancak bu açıklamaya sarılıp, bunu siyasi ranta çevirmeye çalışanlar öyle bir açığa çıktılar ki… Kraldan çok kralcı geçinenler bunu fırsat bilerek, kazanma şansları çok az olan cumhurbaşkanlığı seçimlerini, kendi leyhlerine dönüştürmek ve kendilerince sağda ortak bir “çatı aday” çıkarma peşine düştüler. Bunu başarırılar mı derseniz, bence çok zor…

 

ARIKLI KADAR OLAMADINIZ:

Özellikle bu sözüm UBP ve HP’lilere. Kendi ülkenizin seçilmiş cumhurbaşkanına en ağır hakaret ve küfür yağdıranları alkışlar bir pozisyonda olmanızın hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Akıncı’yı sevmeyebilirsiniz, fikirlerine ve savunduklarına karşı da olabilirsiniz. Ama kendisi bu ülke seçmeninin oylarıyla o makamda oturuyor. O çok eleştirdiğimiz YDP’nin Başkanı  Arıklı, Akıncı’yı istifaya davet etse de ; “Sayın Akıncı devletin başıdır ve sosyal medyadan hakaret tarzında yapılan eleştirileri kabul etmemiz mümkün değildir” sözleri sizi biraz olsun utandırdı mı acaba?

 

GARİP DEĞİL Mİ?:

Bugün yedinci gününe giren “Barış Pınarı” harekatıyla ilgili tek bir söz söylemeyen onlarca dernek, kurum ve kuruluş bir hafta sonra ardı ardına harekata destek mesajları yayınlamaya başladı. İyi de bu dernekler bir haftadır neredeydi? Hade onları bir tarafa koyalım da, hükümete ne demeli? Hükümet olarak harekata destek verdikleri yönünde ortak bir açıklamalarını duydunuz mu siz? Sanki herkes ses vermek için  Akıncı’nın böyle bir açıklama yapmasını bekliyordu. Bilmiyorum ama bu durum bana biraz garip geldi…

 

BİRBİRİMİZİ YEMEYE DEVAM EDELİM:

Baştan beridir Rumların yanında saf tutan Fransa,  Yavuz sondaj gemisinin de bulunduğu 7. parselde büyük bir askeri tatbikat yaptı. Tatbikata Fransız uçak gemileri de katıldı. Akdeniz’de sular bu kadar ısınmışken, Türkiye teröre karşı ciddi bir mücadele verirken, biz hala birbirimizi yemeye devam ediyoruz. Bir gün, altımızdan birçok şeyin kayıp gittiğini gördüğümüzde çok geç olacak…

 

CÖMERTLİKMİŞ:

Anastasiadis doğal gazdan elde edilecek gelirlerden Kıbrıslı Türklerin payına düşen kısmın ayrı bir hesaba yatırılacağını tekrar etmiş, bu önerisini “cömertlik” olarak nitelendirmiş. Ortak komite olmazmış da, egemenlik hakkı onunmuş falan diye devam ediyor. Yok yahu… Azınlık mıyız biz? “Hus olun da, size de sadaka vereceğim… Ama miktarını da ben belirleyeceğim”… Var mı bunu kabul edecek tek bir Kıbrıs Türkü?

 

HÜKÜMET VAR MIYDI?:

Bu har gürün arasında döviz aldı başını gidiyor. Dolar 6, euro 7, sterlin ise 7.5 bandını zorluyor. Ortam o kadar civcivli ki, borcu, taksitleri unuttuk gitti. Yarın uykudan uyanıp da gerçeklerle yüzleştiğimizde hamasetin karın doyurmadığını göreceğiz. Hükümet kendini kaptırmış, hiç farkında olmadığı bir yerlerde dört nala gidiyor. Bu mudur göreviniz?

 

 

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Bir açıklama bin nasihatten evladır’ diyerek sağ partilerin ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarması gerektiğini yaymaya başladılar. Öyle ya, kamplaşma olacak, sağ-sol, milliyetçi-rumcu, anavatancı-anavatan düşmanı gibi kavgalar yaratacaklar ve kendilerine dirhem yüz vermeyen sağ seçmeni yanlarına çekecekler. Akıl ve plan budur. Akıncı’nın gittiği her panayırı, yaptığı her açıklamayı seçim maksatlıdır diyerek itibarsızlaştırmaya çalışanlar, bir anda seçim kampanyası tertiplemeye başladılar”…

 

 

DİPTEKİLER

Yasa üstüne Yasa Yap,  Uygulama: Meclis’te Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasa Tasarısı görüşülürken, Komite’nin Başkanı Sunat Atun yerel yönetimlerin de kamu kuruluşları olduğunu, finansal açıdan denetimlerinin önemini vurguladı. Bu yasa geçmese de Belediyeler Yasası, İçişleri Bakanlığı’nın görev yasası da zaten denetime izin veriyordu. Örneğin batık olduğu bilinen belediyelere haddinden fazla borçlanma temliği veren Bakanlar Kurulu’ydu. İşte geçmiş Lefkoşa yönetimi, işte bugün Mağusa yönetimi. Yasa değişince ne değişecek, zihniyet değişmedikten sonra…

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı