Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

FAKİR FUKARANIN DÜŞMANI…

Hükümetin Hayat Pahalılığı ödeneğinin dondurulması girişimini  “oy vermem” diyerek “şimdilik donduran” milletvekili Serdar Denktaş, “Hayat pahalılığının dört ay dondurulması ile ortaya çıkacak tasarrufun ayda 45 milyon TL olduğunu, farklı tedbirleri uygulayarak bu miktardan daha fazla tasarruf edilebileceğini söyledi.

45 milyon lira için… Hali hazırda asgari ücretin altında emekli maaşı alıp, sadece hayat pahalılığı ödeneği ile maaşı artabilen emekli de bunun içinde. Hem de geri ödemesiz…

Peki bu parlak fikirle 45 milyon tasarruf etmeye kalkarken, diğer taraftan yüz milyonlarca liralık külfet getirenler iyi niyetli olabilir mi?

Onlarca yeni atama. Bakın tek bir sözleşmelinin yıllık devlete yükü 140 milyon. Kaç tane yeni sözleşmeli atadılar şu son birkaç ay içinde? 10’dan fazla. Aylık külfet 100 milyonun üstünde.

Buna bir de müşavirler arasından atama yapmak yerine yeni müdür müsteşar atamalarını ekleyelim; alacağı maaş artı, emeklilik primlerinin getirdiği yük? Yaptıkları hovardalığın bedeli milyar liralara varır.

Adamlarını sokuşturacaklar diye fakir fukaranın üç kuruşluk hayat pahalılığının üstüne çökmekten utanmadılar. Göstere göstere, hiç utanmadan, sıkılmadan.

Adına bir de tasarruf demezler mi? Tasarruf yapacak olan insan, yeni yük bindirmez. Hem de partizanlık için, kadrolaşmak için, seçim için, kurultay için. Bu devlet sanki babalarının çiftliği.

Serdar Denktaş, gelirin artırılması gerektiğini söylüyor.

Gerçi vergi adaletinden hiç söz etmiyor, asıl kayıp orada ama mesela sanal betin yasallaşmasından söz edebiliyor. Birkaç kişiye tanınan ayrıcalık dışında, milyon dolarlık bir yasa dışı piyasası var.

Girin internete bakın, bet ofisleri geçtim, resmi kumarhaneler bile sanal kumar oynatıyor şu anda, devletin bundan haberi olmuyor. Hükümet üç kuruş lisans parasına fit. Gerekirse fakir fukaranın boğazını sıkar, yüksek faizlerle borçlanır, ülkenin geleceğine ipotek koyar, ama bunlara bakmaz.

Nasıl olmuşsa olmuş, bir yerden cesaret bulmuşlar bir taslak da hazırlamışlar ama Bakanlar Kurulu’na bile getiremediler. Neden acaba? O kaynak orada dururken, birileri milyar dolarları çevirirken, üstelik de yasa dışı bir ekonomi oluşmuşken, hem yasallaştırmak, hem de devletin bundan payını almasını sağlamak gerekmez mi?

Hep derim ya, yapamazlar, göbeklerinden bağlılar, elleri yanar. Aksini iddia eden varsa, çıksın ve o taslağın neden Meclis’e gönderilmediğini bir zahmet açıklasın.

Ya da vergi sistemine neden ellenmediğini. Neden zenginin değil de en alt gelir grubunun üstüne gittiklerini?

Neden binlerce kamu ve sosyal sigorta emeklisini bir o kadar daha açlığa mahkum ettiklerini anlatabilirler mi? Var mı bunun izahı?

Daha yapılabilecek onlarca şey var. Yok! Olmaz! Bunlar en dar gelirli kesimin üstüne çullanacak, bildikleri bu. Güçleri en fakire yetiyor…

Beceriksiz, bilgisiz, partizan falan her şeyi söylüyoruz da buna KÖTÜ NİYETLİ olduklarını eklemek lazım. Aslında en başta onu söylemek lazım.

Bu hükümet korunması gereken dar gelirliye, kendi memuruna, kendi kamu yönetimine düşmandır.

Öyle olmasa hepsini bu kadar sorumsuzca bitirmeye girişir miydi?

 

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

KILIÇDAROĞLU NİYE GELDİ?:

Sayın Kılıçdaroğlu bugün adada. Resmi programın ilk halinde olmasa da sonradan muhalefetle görüşme eklenmiş. Acaba niye geliyor? Eğer niyeti KKTC ile ilgili son dönemde ortaya çıkan kirli ilişkileri incelemek ya da Kıbrıs Türklerinin ne düşündüğünü öğrenmekse, bu program yetersiz. Yok, resmi politikanın sözcülüğünü yapacaksa, o zaman hoşça vakit geçirsin diyelim…

 

AŞI STOKUNA MI BAŞLADIK?:  

Ersin Tatar bugüne kadar Türkiye’den 190 bin, AB’den de 30 bin 50 olmak üzere toplam 240 bin 50 aşının KKTC’ye geldiğini açıkladı. Bu hesaba göre 120 bin kişinin çift aşısının tamamlanması gerekir. Ancak Sağlık Bakanı Üstel, birinci ve ikinci doz aşı yapılanların sayısını 22 bin 500 olarak açıklıyor. İkisi arasında ciddi bir fark var. Eğer 22 bin 500 kişiyi aşılamışsak, o zaman elimizde bol miktarda aşı stoku olmalı. Niye yapmıyoruz o zaman? Bu hesapta bir yanlışlık var ama ben anlamadım. Hesap ortada… Açıklayın nedir bu?

 

YEMEYİN BİZİ:

Kendisinin Cumhurbaşkanlığı seçimi için çalıştığı sırada Faiz Sucuoğlu’nun Kurultay için çalıştığını ifade eden Hasan Taçoy, UBP’nin ekim ayı kurultayından sonra oluşturulacak yeni kabineyle de sorunların biteceğini savundu. “AKP ve Türkiye, UBP’den bir şey istese aranacak ilk kişi benim” diyen Taçoy ayrıca o günün genel sekreteri bana sordu ‘ikinci tur için ne yapacaksın?’ sana ne, ne yapacaksam karar benim. O günün genel sekreterine partiyi kurultaya götürmek düşerdi, görevi buydu” dedi… İşler fena kızışmış yine. Yine de yemeyin bizi be kardeşim. Herkes ne olduğunu, neler yaşandığını çok iyi biliyor…

 

SEN ÖN AYAK OLDUN:

UBP-YDP-DP hükümetinin savunulacak bir yanı olmadığını söyleyen Serdar Denktaş, “Hükümetin nesini savunayım. Elle tutulur ne yaptılar? Yapsınlar arkalarında olurum” dedi. İyi de bu ucube hükümetin kurulmasına ön ayak olan sen değil miydin? Son zamanların modası olan “kandırıldım” modasına sen de uydun. Çek o zaman hükümetten desteği, sen de bu halk da kurtulsun…

 

ANKARA’YA TAŞINMALAR SIKLAŞTI:

Dikkat ettim de nerdeyse tüm bakanlar bir bir Ankara yolunu tutuyor bugünlerde. Seçim mi? Destek talebi mi? Eylemler mi? Halk tepkisi mi? Bir türlü yerine getirilmeyen protokol maddeleri mi? Yoksa başka bir şey mi? Anlatırlar mı sizce? Ne gezer, öyle şeffaflık nerede? Herkes kendi bakanlığı ile ilgili taleplerini aktardığını söyleyecek, büyük vaadlerle geri gelecekler. Siz de şeffaflık var sanırsınız. Böyle işler şeffaflığa gelmez…

 

SADECE 500 BİN LİRA YAKALAMIŞLAR:

Maliye Bakanlığı Mali Bilgi Edindirme Birimi, suç gelirleri bağlamında, şüpheli para hareketleri, kara para aklama, yasa dışı betle ilgili 1145 kişiyi sorgulamış; sonunda çıka çıka 488 bin 865 TL’lik suç gelirine el koymuş. Bunu da övünerek duyurmuşlar. Rakama bakın! Aralık 2019’da Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Özellikle Kıbrıs’ta oluşan bir mafya var” diyerek, sadece illegal bahisin boyutunun 50 milyar lira olduğunu söylemişti. Bu paralar burada aklanıyor. Yakalanansa 500 bin lira bile değil. Bari açıklamasaydınız, gerçekten komik olmuş…

 

ŞAŞIRTTINIZ ARTIK:

Türkiye’de ne varsa burada da olacak demişlerdi de, bu kadarını da beklemiyorduk. Ne alaka demeyin, Mağusa Belediye Başkanı İsmail Arter, Kapalı Maraş’ta kamuya açılacağı açıklanan iki plajdan birinde, ‘millet bahçesi’ oluşturulacağını açıkladı. Hani bir laf var “ayranı yok içmeye….” diye başlayan, tam o hikaye. Yahu senin paran varsa çalışanlarının ödemediğin paralarını ödesen ya, şaşırttınız artık…