Köşe Yazarları

Enseyi karartmamak lazım…


Karşılıklı bağırıp çağırarak, oldu bittiler yaratarak olumlu bir sonuç alınamayacak. Aklı başında olan herkes de aynı görüşü savunmakta.

Şartlar ne kadar aleyhinize gibi görünürse görünsün, barış, uzlaşma ve en önemlisi diplomasi yolunu zorlamaya devam etmelisiniz.

İşte son örnek; Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın doğal gaz konusunda ortak komite önerisi ve BM Genel Sekreteri Guterres’ten acil 5’li konferans düzenlemesi talebi.

Ortak komite önerisini Rum siyasi partileri reddettiler. Beklenen bir şeydi. Ama ne oldu, Rum yetkililer, kendilerini “uzlaşmacı” gösterme gayretine girdiler. Hani Türkiye kendilerini muhatap olarak alsınmış da, birlikte deniz yetki alanlarını belirlesinlermiş. Enerji Bakanı Yorgos Lakkotripis söylüyor bunu.

Dışişleri Bakanı Hristodoulidis de “Yalnızca Türkiye ile diyalog yoluyla bölgedeki sorunlara nasıl çözümler oluşturacağımıza karar verebiliriz. Coğrafyayı değiştiremeyiz, bölgedeki sorunlara bölgenin ülkeleriyle çözüm üretmek zorundayız” demekte.

Özünde ‘Türkiye bizi direkt muhatap alsın’ talebi var ki, mümkün değil. Ama görüntüye bakarsan, ılımlı bir algı oluşturma çabası var. “Eh, işte elimizi uzattık” falan…

Yine de kaale aldıkları, marke etmeye çalıştıkları ortada.

Akıncı’nın Kıbrıs konusu özelindeki çıkışı daha da belirleyici. Anastasiadis “Ben Akıncı’yla görüşmeye hazırım” demekte. Hem de “iyi bir hazırlıkla” 5’li konferansa da.

Bu iki proaktif çıkış ve gelen tepkiler küçümsenemez. Siz ne kadar “bizi kim takar” deseniz de, sırf iç politikada Cumhurbaşkanı’nı etkisiz gösterme adına, yaptığı önerilerinin nasıl hazırlandığını tartışmaya kalksanız da, işte sonuçta işe yarıyor…

Uzmanları dinliyorum. Son dönemde doğal gaz, Doğu Akdeniz meselesine kafayı taktık ya…

Türkiye’nin Osmanlı’dan bu yana ihmal ettiği deniz hakları konusunda ciddi ciddi çalışan, askeri uzmanları, akademisyenleri, bürokratları olduğu belirtiliyor. İsim isim. Ve Türkiye uzun yılların ihmalini giderecek hazırlıklar içinde.

Yani sadece gemi göndermekle kalmayacak.

Diyorlar ki, ‘Şu anda ABD, AB ve bölge ülkeleri Türkiye’yi kendi belirledikleri oldubittinin masasına çekme çekme çabasındalar. Ama bu tek seçenek değil ki… Bölgeye ilgi duyan başka ülkeler ve şirketler de var. Türkiye bunlarla yeni bir masa kurabilir. Oyunu değiştirebilir”.

Doğu Akdeniz’deki olaya “Kıbrıs meselesi” bağlamında bakılması, karşı ittifakın ve özellikle Rumların işine gelen bir taraf.

Türk tarafının şu anda yaptığı ise, iki konuyu birbirinden bağımsız ileri götürme gibi görünüyor.

Bunlar derin meseleler. Bizim siyasetle uğraşan insanlarımızın da biraz hamasetten başlarını kaldırıp, bu derinliğe vakıf olduklarını görmek istiyor insan.

Diğer taraftan, hem çözüm için çaba gösterenler, hem de iki ayrı devletçiler, derslerine çalışsalar, hayali işlerin peşinden gitmeseler, illa da birilerini hedefe koyup suçlama huyundan vaz geçseler, biraz reel politikaya kafa yorsalar, çok daha sağlıklı tartışmalar olacak. En azından ayakları yere basacak…

Yine de, bereket versin ki serin kanlılıkla hareket edenler var.

Çetin Altan’ın hep dediği gibi, enseyi karartmamak lazım…

 

 

E YETTİ ARTIK…

Hükümet, kuruldu kurulalı, ziyaretten iş yapmaya fırsat bulamıyor.

Meslek kuruluşları, belediyeler, kurum kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve tabii haberlere girmeyen yüzlerce vatandaş, partili ziyaretleri…

Bakanların bunlara iade ziyaretleri…

Şimdi bir de baktık, Başbakan, bakanlarını makamlarında ziyaret etmeye başlamış.

Var mı bir gereği? Böyle bir ziyaretin olağanüstü bir nedeni ya da aciliyeti olması gerekir. Baktık, öyle bir durum yok.

Bakanlar Kurulu’nda bir araya gelmiyorlar mı? Yani illa da o bakanlıkta çalışanların elini sıkmak mı gerekiyor?

Başbakan’ın buna ayıracak kadar bol vakti mi var?

Hani “protokol paşası” diye bir tabir vardır…

Sanki memleketin acil sorunları yokmuş gibi, kabine üyelerinde bir rahatlık, protokol ziyaretleri ve kabulleriyle zaman öldürülüyor.

Vazgeçin arkadaşlar, bu işe bir son verin, derdimiz başımızdan aşkın…

 

YERİN KULAĞI VAR

SÖZ VERSE NE OLUR:

İki Toplumlu Barış İnisiyatifi, Lefkoşa ara bölgede basın toplantısı düzenleyerek, adanın tüm sakinlerinin barış içinde bir arada yaşaması için mümkün olan her şeyi yapacağı sözünü vermiş. Kusura bakmasınlar ama sadece kendileri çalıp, kendileri oynuyor, kimsenin umursadığı yok. İki toplumda da fanatiklerin sayısı, çözüm isteyenlerden fazla olduğu ve bunlar statükodan beslendikleri sürece hepsi boş. Zaten aksi olsaydı adada çoktan çözüm olurdu….

 

SİZ İRADENİZİ KOYMAZSANIZ:

Rum Dışişleri Bakanı Hristodoulidis, Türkiye ile iş birliği yapılmasının Doğu Akdeniz’de tüm tarafların yararına olacağını söyleyerek, “Bölgede tansiyon düşürülmeli. Türkiye’ye iş birliği mesajı gönderiyoruz. Türkiye’yi bir rakip değil ortak olarak görmek isteriz” dedi… Bu açıklamalar kuzeyde, “Rum Yönetimi birkez daha KKTC’yi yok saydı” tepkilerine neden oldu. Kusura bakmayın ama, siz bütün sorumluluğu Türkiye’ye verip saha dışında sadece seyirci olarak kalırsanız, kimse de sizi kaale almaz…

 

KARARSIZLAR BELİRLEYECEK:

Dünya Bankası’nın AB finansmanıyla gerçekleştirdiği, Mayıs 2019 anketine göre, liderlerinin üzerinde uzlaşacağı bir plan için yapılacak referandumda, Kıbrıslı Rumlar, %46 evet, %31 hayır derken, %23’ü kararsız olduğunu söylemiş. Aynı soruya Kıbrıslı Türklerin, %58 evet, %19 hayır derken, tıpkı güneydeki gibi %23’ü kararsız var. Bir referandum olsa, sonucu bu yüzde 23 belirleyecek. Sizin anlayacağınız hala kararsızız.

 

SİZ ONLARA BAKMAYIN:

Siz bakmayın bizdeki bazı “fanatik lilliyetçilerin” Akıncı’nın her açıklamasına, “Ruma yalvarıyor, ülkeyi satıyor” suçlamalarına. Aslında Akıncı’nın önerileri ile adeta kapana kısılan Rum yönetimi şaşkın ördek misali, gerek toplumlararası görüşmeler, gerekse gaz konusunda demeç üstüne demeç vermekteler. Adada olası bir çözümün kendi menfaatlerine dokunacağını bilenler, doğal olarak bu tür yakınlaşmalara tepki gösterecek ve o bildik “Rumcu” suçlamalarını sürdürecekler. Çünkü olası bir çözümde kayıpları büyük olacak.

 

MYK’YA GİR, İŞİN HAZIR:

Kamu bitti, şimdi sıra yönetim kurullarına yapılan atamalarda.  Bunlarda da, Aralık 2018’de UBP MYK’sına girenlerin çokluğu dikkat çekiyor. 13 kişilik MYK’nın yarıdan fazlası bir yerlere atanmış. Partide atayacak başka kimse mi kalmamış, yoksa suyun başı meselesi mi? Atamayı yapanlar kadar, kabul edenler için de  geçerli bu…

İÇTE BAŞKA DIŞTA BAŞKA:

Fransa’da yine bir bakan, devletin parasıyla karısına yemek ısmarladığı için istifa etmiş. İsveç’te bir tanesi de devletin kredi kartıyla çikolata aldığı için istifa etmişti. Zaman zaman çıkar bu haberler. Ama bu ülkeler bizzat devlet olarak orada, burada rüşvet dağıtmaktan çekinmezler. Yani yolsuzluğu dışta devlet olarak yaparlar; içeride reddederler. Yine de hiç olmazsa ülkelerindeki sistem hassas. Buna imreniyoruz. Devletlerinin maliyesi, iç politikada taraf olmadan işini doğru yapabiliyor…

ZİRVEDEKİLER

Kyriacos Djambazis (Kıbrıs): “Akıncı’nın ayrıntılı önerisi Kıbrıs sorununu krizsiz ve yoğun zıtlaşmaların olmadığı bir yola çıkartmaktadır. Barış önerisidir ve Sayın Anastasiadis bu fırsatı yakalamalıdır. Bu öneri BM gözetiminde ve AB’nin gözlemci olarak katılacağı bir komite kurulması yönündedir. Akıncı’nın önerisi kabul edilmeli, derhal görüşmeler başlamalı ve uygulamaya geçilmelidir. Önerinin reddedilmesi birçok tehlikeye gebe bırakacakken kabul edilmesi krizin yarattığı ve ortak vatanımızın üzerinde dolanan kara bulutları dağıtacaktır. Akıncı’nın önerisini alkışlıyorum”…

DİPTEKİLER

Yasalar Kaplumbağa Hızıyla: Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasa Tasarısı  2009’dan beri gündemde. 2010’da Türkiye’yle imzalanan Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü’nün ve sonra gelen protokollerin de bir maddesi. Aradan 10 yıl geçmiş, kaç hükümet gelmiş, hala çalışılıyor. Yasa en son 2018’de yeniden ele alındı, Meclis Komite’sine gitti. Protokollerde Türkiye’yi suçlama kolaycılığına gideriz de, verimsiz kamu yönetimini adam edecek denetim mekanizmasını yaratmak için de 10 yıl bekleriz. Nihayet güzel bir denetim mekanizması oluşuyor. Uygulamasının da siyasete kurban olmamasını dileyelim…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı