Köşe Yazarları

Enflasyonun hesaplaması sakat…







Başbakanı dün Meclis’te dinledim.




Konu, hayat pahalılığının yılın son 3 ayı için durdurulması konusundaki yasa gücünde kararnamenin yasalaşmasıydı…



Geçmişte defalarca aynı uygulamayı yapanlar, çıkıp bunu eleştirdiler; bu bir yana, Başbakan çok daha önemli bir konudan bahsetti.

Benim de defalarca yazdığım, DPÖ Müsteşarı Sayın Ödül Muhtaroğlu’nun da defalarca beni arayarak izah etmeye çalıştığı şu hayat pahalılığını belirleyen endeks sepeti meselesi.

Tüketici fiyat endeksi…

Başbakan öyle maddeler sıraladı ki, aklınız durur.

Bakın neler var…

Türkiye’den, üçüncü ülkelerden gelen ve yerli üniversite öğrencilerinin harçları; özel ilkokul harçları, özel liselerin harçları, İtalya turu, Fransa turu, devam edip gidiyor.

Başbakan, daha mantıklı bir formülle kendisinin hazırlattığı sepete ilişkin gerçekçi sonuçları, bütçe görüşmeleri sırasında açıklayacağını da ifade etti. Arada ciddi bir fark oluşacağını tahmin etmek zor değil.

Şunu da baştan söyleyelim. Bu sepet, UBP döneminde Türkiye’den gelen yetkililerle birlikte hazırlanmış.

Araştırdım buldum. 2017’de yapılan bu yeni düzenleme ile Gıda ve Alkolsüz İçeceklerin ağırlığı %22,02’den %18,54’e düşürülmüş. Oysa Türkiye’de bu rakam % 24…

Ulaştırma da %22,63’ten %15,84’e düşmüş.

Bunlar temel harcamalar iken, hesaplamadaki etkileri düşmüş.

Ama diğer taraftan eğlence ve kültür, eğitim, lokanta ve oteller mal gruplarının hesaplamadaki değeri yükseltilmiş.

Şimdi söyleyin Allah aşkına, ağırlıklı olarak bu maddelerden oluşan bir sepet, sizin geçim sıkıntılarınızın bir kesiti midir?

Sizin cebinizden çıkan paranın nereye gittiğinin ya da sizin neden günden güne fakirleştiğinizin göstergesi midir?

Bu sayılan harcamaları yapanlar, halkın ortalaması olabilir mi?

Yoksa zaten tuzu kurular mıdır?

Türkiye’de enflasyon hesaplaması gündeme geldiğinde konu olan bir “Ayşe teyze” vardır.

Ekonomist-yazar rahmetli Güngör Uras’ın, tam da bu çelişkileri anlatırken örneklediği Ayşe teyze.

Hani en alt kademeden emekli ya da dulluk maaşı almaktadır.

Onun çarşı pazar harcamaları gündeme getirilir, sonuçta, devletin enflasyonu ile Ayşe teyzenin enflasyonu arasında her zaman dağlar kadar fark vardır.

Aynen öyle bir durum.

KKTC’de  gelir dağılımı, DPÖ’nün Hane Halkı Tüketim Harcamaları Anketlerinden bellidir.

Yüzde 70 özel sektör çalışanıdır zaten.

Buna işçi emeklilerini de ekleyin. Neredeyse yüzde 80. Bunun kaçta kaçı asgari geçim düzeyindedir, kaçta kaçı üst gelir düzeyinde…

Çoğunluğun harcamaları arasında özel ilkokul, lise, İtalya turu, Fransa turu var mıdır?

Sepet nedir? En çok yapılan harcamalardan alınan bir örneklem değil mi?

Sonra bu rakamlar üzerinden bütçe oluşturun, envanter oluşturun, halkın refah seviyesine bakın.

İş baştan sakat…

YERİN KULAĞI VAR

BEKLEYİP GÖRECEĞİZ:

Başbakan yaşananların untulmayacağını ve sorumlu varsa mutlaka hesap sorulacağını söyledi. Zaten toplum olarak beklentimiz de bu. Eğer bu olayda kusuru olanlar varsa, bunun hesabını vermelidirler. Şimdi beklentimiz çıkacak raporlar doğrultusunda hükümetin nasıl bir tavır alacağıdır. Hele de dağ yolunda ölen çocuklarımızın hesabının hala sorulmadığı bir ülkede, bunu gerçekten merak ediyoruz…

ADRES YANLIŞ:

UBP Genel Başkanlığına seçilen Ersin Tatar Ankara’da. Belli ki nabız yoklayacak. Ancak ziyaret ettiği makamlar bu işlerle pek alakalı değil. Çavuşoğlu ile Kıbrıs konusunu görüştüler ki, zaten bu konudaki görüşlerini biliyoruz. Binali Yıldırım ise o makamdaki son günlerini yaşıyor. İstanbul Belediye Başkanlığı için yarışmaya hazırlanıyor. Kısacası yeniden hükümet olabilir miyim diyerek nabız yoklamak için gittiği adresler yanlış oldu sanırım…

MARATON BAŞLIYOR:

Daha şimdiden 850 milyonun üstünde bir açık ve 150 milyonun üstünde ek mesai öngören, yüzde 85’i civarında maaş ve transferlerden oluşan 2019 yılı bütçesi bugün Meclis’te görüşülmeye başlıyor. Daha hayata geçmeden delik deşik olan bu bütçenin, nesini görüşüp tartışacaklar? Ama bakın göresiniz, iç politika savaşları yaşanacak.

ONLARIN HİÇ Mİ SUÇU YOK:

Sorumluluğu birilerinin üzerine yıkıp kaçmada üstümüze yok. Günlerdir selin baş sorumlusu olarak dere yataklarına yapılan inşaatları gösteriyor ve eleştiriyoruz. İşin acı tarafı eleştirenler, bu yapılara onay verenler olunca insan bir tuhaf oluyor. Örneğin, dere yataklarına bu inşaatların yapılması için izin veren, belediye, kaymakamlık ve odaların hiç mi bu olayda sorumluluğu yok. Bu izinleri verirken, denetlemeleri yapmazken akılları neredeydi…

AKLI OLAN KURMAZ:

Üçüncü Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Havadis gazetesine yaptığı ziyarette söylediği bir söz hayli ilginçti. Ne diyor Talat, “UBP ile hükümet kuran ilk seçimlerde silinir”… Düşününce, hiç de boş bir laf olmadığını anlarsınız. Gerçekten de UBP ile hükümet ortağı olan partiler ilk seçimlerde ya baraj sıkıntısı çekti, ya da aldığı oyun yarısını kaybetti. UBP ise her zaman bu ortaklıklardan karlı çıkan parti oldu. Niyeti olanlara duyurulur…

CHP’DEN AÇIKLAMA:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ani KKTC ziyaretine ilişkin açıklama nihayet geldi. Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, ağırlıklı olarak Kıbrıs konusu ve doğal gaz meselelerinin ele alındığını söylerken, “KKTC makamlarının bu çabalar karşısındaki yaklaşımları CHP tarafından desteklenmektedir” dedi. Çeviköz, Türkiye’nin Akdeniz’de yalnızlaştığını, doğal gaz aramalarına katılan Katar’a gereken tepkinin gösterilmediğini de vurgulayarak, AKP’nin politikalarını eleştirdi. Ziyaretin nedeni açıklanmasa da, bu söylemlerden çıkartmak mümkün oldu…

ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel: “Geçen hafta sadece ‘doğasal’ bir felaket yaşamadık. Dünya yuvarlığında ne kadar yalnız ve çaresiz bir toplum olduğumuzu da anladık. Tutun ki kendi yağımızla kendi ciğerimizi kavurduk. Üstelik yine kendimizi suçlayarak! Yine kendimizi yerlerden yerlere vurarak! ‘Biz adam olmayız’ serzenişlerinde bir kez daha ne kadar beceriksiz bir toplum olduğumuzu çağırdık!”…

 DİPTEKİLER

Eller Havaya Kuzey Kıbrıs: Düşünün, Türkiye’de bir kişi, oturmuş gazetede şu haberi okuyor; “KKTC, yeni yıla renkli eğlence programları ile hazırlanırken süper star Ajda Pekkan’ı sahnede dinleyerek 2019’u karşılamanın bedeli 8 bin 500 TL ile 10 bin 500 TL arasında değişiyor”… İsyan eder mi, etmez mi? İmaja bak. Sanki bu lüksü yaşayanlar Kıbrıs’ın Kuzeyindeki insanlarmış gibi…









Başa dön tuşu