Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

En tehlikeli tür

Yaprakları terlediği için ona “Ağlayan çiçek” adını vermişler…

Dünkü yazımızda manolya çiçeğinden söz etmiş, koklandığında yapraklarının solmaya yüz tuttuğunu belirtmiştik.

Çiçekler arasında dolaşırken, bir çiçek çeşidini de ağlar durumda bulduk!

Asıl adı Dieffenbachia  (Difenbahya) olan çiçek, bizim memleketteki çiçekçilerde de sıklıkla bulunan bir tür.

Yemyeşil ve büyük yapraklarıyla genellikle büroları süsülüyor…

Bu çiçek hakkında verilen bilgilere göre, oldukça sakıncaları mevcut.

Çıkardığı sıvının zehirli olduğu ileri sürülüyor ve özellikle çocuklar için zararlı imiş…

Bir kaynağa göre inanılması zor bir hikayesi de var.

Onun öldürücü özelliği sahibini kaybettikten sonra etkisini gösteriyormuş!

Durum, sadece insanoğlunun yaşamında değil, doğada da böyledir.

Bazan, güzellik öldürüyor.

Bu açıdan her güzele güzel denmez, ya da denmemeli.

Aşık Veysel boşuna söylememiş “Güzelliğin on para etmez / Bende bu aşk olmasa” diye.

Tehlike sadece insanlardan gelmiyor.

Güzellerden, güzel bir çiçekten de geliyor sırasında.

Çiçekler üzerine tanıtım yapan kimi internet sitelerinde Difenbahya çiçeği “Salonların Yeşil Güzeli” olarak sunulur.

Gerçekten de öyle.

Bir köşeye konduğunda, tropik bir güzellik etkiler ortalığı, fakat tehlike onun terlemesinde!

Yenildiği veya yanlışlıkla yutulduğu taktirde çeşitli mide rahatsızlıkları ile ölüme kadar etkisini gösteren bir sürü çiçek türü var.

Konu ile ilgili bilgi veren kaynaklar Fulya, Sümbül, Zakkum ve Aleo vera gibi çiçek çeşitlerinin de zehirli olduğuna dikkat çekiyorlar…

Birçoğu anlaşılır da Fulya ile Sümbül’ün zehirli olabileceğine inanası gelir mi insanın?

Sümbülün o kokusu varken…

Diyeceğim “güzel” olarak bilinen her güzel, güzel değildir…

Ve sırasında öldürücüdür.

Güzeldir diye kapılmamak gerekiyor…

Kimi hoş, çekici, en beğenilen çiçek türleri bile güzellikleri ile fenalık yayıyorlarsa,

Düşünme yeteneği olan insanoğlunu düşünün, neler yapmaz.

En tehlikeli tür!

Bütün bunların dışına çıkarak Karacaoğlan’ın bir şiiriyle yazımızı bitirelim:

 

Ben güzele güzel demem
Güzel benim olmayınca
Muhannetin kahrın çekmem
Gel deyip de gelmeyince

 

Gelirim amma döğerler
Bizi bu ilden kovarlar
Güzel olanı severler
Ben ölürüm görmeyince

 

Var ol yörü var ol yörü
Kara bağrın yere sürü
Döğün döğün ağla bari
Benim gönlüm olmayınca

 

Senin çağın geçer olur
Bu dünyalar kime kalır
Tomurcuk gül gazel olur
Vaktında derilmeyince

 

Karacaoğlan sözün haktır
Düşmanın dostundan çoktur
Bizimçin ayrılık yoktur
Ya sen ya ben ölmeyince