Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıManşet

DÜNYADA YENİ DÖNEM: (JOE BİDEN DÖNEMİ)

KKTC gündemi  “hükümet kurma çalışmalarıyla” ilgili gelişmeler üzerine kurgulanırken, dışımızdaki dünya kaynıyor. Kaynama ne kelime   indifaya hazır bir yanardağ gibi homurdanıyor. Anlıyoruz ki artık dünya yuvarlığı rahat değil! Birinci ve ikinci dünya savaşlarına neden olan  olaylar benzeri  fakat artık çok daha “tehlikeli” olanları insanlığı tehdit ediyor! Buna karşın siyasi süreçler  ister olağan ister olağanüstü olsun asla tamamlayamadıkları rekabetçi ve soğuk savaşlarını sürdürüyorlar..

Nitekim Amerika’da seçimleri Joe Biden kazandı. Ve ilk icraatını “dışişleri bakanını seçmekle” gerçekleştirdi. Antony Blinken.

Önümüzdeki dönemlerde bu ismi ezberlemekle kalmayacak, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz sorunları nedeniyle, tabiri caizse solumasını ense kökümüzde hissedeceğiz.

ÇÜNKÜ Antony Blinken Obama öneminden kalma bir politikacı. Hem dışişleri hem de Beyaz Saray ABD sentosu dış ilişkiler Kımitesinde, ayrıca Biden’ın yanında  uzun yıllar dış ilişkiler görevlerinde  çalıştı. Suriye’yi çok iyi bilen tutun ki Joe Biden gibi Yunanistan’a gülücüklerle iltifat yağdırırken, Türkiye’nin önüne PKK ile PYD belasının dikilmesine memnuniyetle bakan politikacılardan biri!

Siyasi yorumculara göre AB ile Amerika arasında yakınlık kurmak hedefinde..

***

DEVLER ARASINDA BİR KKTC: Ben bu satırları yazarken bir yandan da karnımdan söyleniyorum: “Sen kim Amerika kim!” Ve ekliyorum: “Mesela diyorum şöyle diyebilir misin? Kim korkar hain kurttan?”

…“Korku”  lafını laf ola yazmadım. Çünkü Trump’tan bile nasip kısmet görmeyen Türkiye, şu anda Biden ve dışişleri bakanı Blinken gibi sadece Yunan dostu olmakla kalmayıp Türkiye’ye posta koymak için fırsat kollayan Amerika gibi büyük bir ülkenin biri Cumhurbaşkanı diğeri Dışişleri Bakanı iki  siyasetçiyi daha karşısına aldı!.

Rum-Yunan ve bölgedeki İsrail eminim ki şimdi zil takmış oynamaktadırlar..                         TABİ tüm bu oyunları bozacak, siyasi dengeleri yeniden kuracak, sadece kendi ülke çıkarlarını değil, adadaki Kıbrıs Türk halkının da çıkarlarını savunacak Ankara’nın; dolayısıyla “Baştepe’deki sarayın” ABD’deki iktidar değişimi ile ilgili değişiminin hangi politika evrelerinden geçeceğini bilemiyoruz. Ankara’dan beklenen hem kendine ve Kıbrıs’a yönelik siyasetlere karşı nasıl bir politik tutum saptayacağıdır. Ki KKTC’de de nasıl bir hükümet kurulacağını bilmiyoruz!

BAŞA DÖNÜYORUM:   Yazımın başında biz hükümet kurmak için çalışırken dışımızdaki dünya  kaynıyor” dedimdi.. Ve tabi bu kaynayan dünyadaki yerimizi sorgulamak istedim..

Çünkü Biden iktidarıyla başlayan yeni dönemde  yanı başımızdaki  Güney Rum idaresi büyük olasılıkla  “belalı komşumuz”  rolünü üstlenecektir!                                                Dolayısıyla Biden Yönetimi ile birlikte bundan sonra bu kaynayan dünyada nasıl yer alacaktır? Kıbrıs sorununda uzlaşmazlığına sertlik de katacak mıdır?    Bunun için AB’deki siyasi ve ekonomik pozisyonuna ne kadar destek bulacaktır? Mesela siyasi gücü çözüm yolunda KKTC’i nasıl etkileyecektir?    Dünya ölçütlerinde bir fiskelik “maskaralık” mı olacak? Yoksa Amerika senatosu ile temsilciler meclisini bile olumlu yada  olumsuz  etkilerken bölgede  Rum-Yunan çıkarlarını  daha çok artıran bir güç durumuna mı gelecek?..

VE hatırlatalım: İşte Biden döneminde sadece bu sorulara cevap vermek zorunda kalmayacak, aleyhimize gelişecek politika ve sahibi politikacılarla da mücadele etmek zorunda kalacağız.  Üstelik bu mücadeleyi Ankara ile birlikte sürdürmekten başka çaremiz de yoktur.

Oysa ne diyor halâ Rum Yunan ikilisinin gerçek amacını bilmeyen  “gaflet ve delalet içindeki bazı yurttaşlarımız Ankara’ya: “Çek elini üzerimizden biz çözümü de sağlarız, barışı da!”

…HELE Biden resmen göreve başlasın. Bakın bakalım  o güvendiğiniz Güney’deki umut dağlarına nasıl karlar yağacak! Ki 1960’lardan beridir yağmakta!                                                         ***

KISACA TAKILDIĞIM: “NASIL HÜKÜMET?”

Eğer açıklandığı gibi kurulacak olan hükümet seçim hükümeti olacaksa saptanacak o seçim tarihine kadar görevi “vaziyetleri idare etmek” olacaktır..

Mesela: İktidarda kaç ay kalacağı belli değil ama söylendiği gibi Haziran’da erken seçime gidilecekse beş altı aylık bir süre var. Aslında bu süre için “hükümet programı” bile yapmak abese iştigal olacaktır!

Dolayısıyla bu kadar kısa süreli bir hükümetten kimse icraat beklemez. (Bundan en çok etkilenecek olan da gazetelerdeki “köşeciler” olacak çünkü ne olumlu ne olumsuz eleştirilecek konu bulamayacaklar! Tek bir konu dışında: “TC’den gelen parayı  devlet çalışanlarına geç öderler yada diğer bazı  sektörlere ödenen teşvik paralarını ödemekten imtina ederlerse.. Yada  kesintiye giderlerse! Biline ki hükümetin geçici  olduğuna bakılmaz,  kıyametler kopartırlar!)

DOĞRUSU ya bu nedenle olmalı Erhürman’ın “hükümette teknokrat bakanlar da bulunacağına” yönelik düşüncesine çok aldırmadım. Üstelik bir dönemlerde Sibel Siber başbakanlığında kurulan geçici hükümetin” başarısını takdir edenlerden biri olmama karşın! “Belki bu geçici hükümet de ayni başarıyı gösterebilir, çünkü o hükümette de bazı Bakanlar işlerinin ehliydi ki doğrusu kısa sürede gösterdikleri performans  siyasetten gelmiş bakanları fersah üzerindeydi..

ANCAK: Bu kez durum  çok farklıdır. Dün de yazdım geçici Erhürman hükümeti bu kez “zevahiri kurtarmak için kurulacak.

Sırf memleket hükümetsiz kalmamak için.

Sadece bu durum vaziyetlere bakıldığında hallerimizin perişanlığı daha iyi anlaşılmakta..

Ne derler ama? Her karanlık akşamın güneşle birlikte doğan bir günü vardır… Hele bu koronavirüs de çekip gitse  bu KKTC şeker gibi memlekettir, ayağa kalkar koşturur da..