Köşe Yazarları

DEVLET SEKTÖRLERE KAYNAK AKTARSINMIŞ…







 Ticaret Odası yine tavrını ortaya koydu.




“Ekonomik sorunlarla mücadele etmenin tek yolu, turizm, yükseköğretim ve gayrimenkul sektörlerine kamusal kaynaklarla destek olmaktan geçer”…



Yani, devlet bize maddi kaynak versin…

Herkes kendine yontar…

Modası geçmiş, vahşi kapitalizm… Resmen çağ dışı.

Diktatörlükler dışında dünyada artık neo-liberalizm geçerli değil.

Gelişmiş ülkeler, 1980’den beri, ekonomide refah devleti modeline geçti.

Bunun da aslı, piyasanın çarklarının dönmesi için, maaş ve ücretlerin yükselmesi…

Alım gücünün artırılması.

Neredeyse sosyal demokrat bir model. İşçi haklarının güvenceye alınması, çalışanın güçlendirilmesi.

Refah tabana yansıyacak ki, çark dönsün…

Deniz bitti, karaya vurduk, statükoları çatır çatır sallanıyor, hala ayrıcalık talep ediyorlar. Oturdukları yerden paranın pul olmasıyla zenginlikleri katlananlar bunlar.  Bilin ki, yeni gelen kuşaklar bu adaletsizliğe bizim nesiller gibi tahammül etmeyecekler.

Devletin sektörlere direkt maddi kaynak aktarması ne demek? Yok böyle bir şey.

Devlet, bu alanda sadece düzenleyicidir. Kural koyar, yasa çıkarır, kolaylaştırır, o kadar.

Devletten maddi destek bekleyen sektör dünyada kalmadı.

Bilmezler mi? Bal gibi bilirler ama ekonominin kuralları bu ülkede halka değil bir avuç azınlığa göre dizayn edildiği için, devamını isterler.

Ticaret Odası’nın böyle bir talepte bulunabilmesi, hala feodal düzenin hakim olmasındandır.

Biliyorlar ki, Ticaret Odası’nı kızdırmak demek, seçimde desteği kaybetmek demek.

Yaptıkları en birinci iş, devletin kamu giderlerinden şikayet etmek. Yani maaşlardan…

Okey, anladık, peki Ticaret Odası arka kapıdan istihdamlara karşı ne zaman, hangi tarihte tavır koymuştu? Bunu da söyleseydiler ya. Devlete, devletin kurumlarına yüz yüz, iki yüz iki yüz adam doldurulurken niye şikayet etmediler?

Bugün kamunun yükü, devletin kamburu olmuşsa, nedeni Kamu Hizmeti Komisyonu’nun yaptığı istidamlar mıdır? Yoksa, siyasi, partizanlık ürünü istihdamlar mıdır? Ticaret Odası’ndan  “yapamazsınız” denildiğini hiç duydunuz mu?

Baktım, mesela onların üyelerinin oluşturduğu Hızlı Tüketim Ürünleri Tedarikçileri Derneği TUTDER en azından para istememiş. Sorunların, devlet aygıtındaki sorumsuzluk, ilgisizlik ve bilgi, beceri, yetkinlik yetersizliğinden kaynaklandığını söylemiş. Şimdi pahalılığın asıl nedenlerini halkla paylaşma kararı almışlar. Gerçekten anlatsınlar, bilelim, herkes de kararını ona göre versin…

Ticaret Odası’nın yaptığı önce ayıp. İkincisi, asla inandırıcı değil.

Ranta spekülasyona, korumacılığa dayalı bu düzeni bozmak zorundayız.

Vergi adaletini sağlayarak, ayrıcalıklara, muafiyetlere, fırsatçılığa son vererek…

 

YERİN KULAĞI VAR

NEYMİŞ O ULVİ DEĞERLER?:

Tatar, Atatürk ilkelerine uygun olarak laiklikten bahsettikleri, milyarlarca liranın külliyeye harcanmasına karşı çıktıkları için öğretmenleri “saygısızlıkla”, “ulvi menfaatlere uygun olmayan hareketlerde bulunmakla” suçladı. Neymiş o ulvi menfaatler? Gerici eğitim sistemi mi? İnsanların yoklukla mücadele ettiği bugünlerde külliye yapmak mı? Bizim yüce değerlerimiz bunlar mı, yoksa bunların tersi mi? Öğretmenler de salonu terk etmişler. İyi de yapmışlar…

 

BİZDE DE NİYET YOK:

Başbakan Sucuoğlu’nun açıkladığı önlemler yaraya merhem olmadı. Ne kaynak yaratacak bir şey var, ne de dövizin yükü altında ezilen insanlara bir çare… Sadece gidin borçlarınızı yapılandırın, borcu borçla kapatın diyor o kadar. Okul taksitleri, ev taksitleri döviz üzerinden olana bir şey yok. Devlet sadece kendi yaptığı akitlerde indirime gidermiş. E geçmişte uzlaşıyla çözüm bulan bakanlar oldu, o nasıl yapıldı? Niyet yok niyet. Ha, bizde de niyet yok. Az kaldı…

 

İMZALANAN PLANI KİMSE BİLMİYOR:

Mağusa, İskele, Yeniboğaziçi İmar Planı imzalanmış. Ancak ne ilginçtir ki, arada 3 tane ara emri alınan Planın yeni içeriği gizli tutulmuş. Plan öncesi uygunsuz şekilde yapılan inşaatlara izin verileceği, birilerinin mallarına isim isim ayrıcalıklar verildiği gibi iddialar devam ediyor. Olan oldu, bir seçim döneminde yine bir oldu bitti gerçekleşti. Plan yayınlandığında, ülkeye ne yapıldığını öğreneceğiz ama iş işten geçmiş olacak…

 

BRAVO HARMANCI:

İlk duyurduğunda, temkinli yaklaşmıştık. Haspolat’taki atık sularla deneme amaçlı soya ekimi yaptığını duyurumuştu LTB Başkanı Harmancı. Büyük bir takdirle izlediğimiz komünist Başkan Fatih Mehmet Maçoğlu yapmıştı aslında. Dün fotoğrafı görünce, gurur duydum. İlk ürün alınmış. Sadece soyaya, hayvan yemi olarak yılda 20 milyon dolar ödüyormuşuz. Nasıl ama, tamamını burada ürettiğimizi düşünün. Bravo Başkan, helal olsun…

 

AKARYAKITA ZAM KAPIDA:

Türkiye’den sonra KKTC’de akaryakıta yeni bir zam yapılacağı konuşuluyor. Bazı bölgelerde istasyonların dizel yakıt satışı yapmadığı haberleri yayılıyor. Dün taksici bir arkadaş, “hazır olun okkalı bir zam geliyor. Litre başına yaklaşık 2 TL zam yapılacak” iddiasında bulundu. Doğru yalan ancak, son yaşadıklarımıza baktığımda bu ülkede artık hiçbir şey olmaz değil…

 

YENİ SORUN, ULUSLARARASI DOLANDIRICILIK:

Geçtiğimiz günlerde mikro-makro.net isimli internet sitesi, bazı 3. ülke vatandaşlarının KKTC’de internet üzerinden uluslararası dolandırıcılık şebekeleri kurduğunu yazdı. Fuhuş, kara para, uyuşturucu yanında, en çok bu işten para kazandıkları, zor durumdaki yine yabancı öğrencileri bu işlerde kullandıkları iddia ediliyordu. Bu boyutta olduğunu ilk kez duymuştum. Dünkü haber bunu doğrular nitelikteydi. Baksanıza 70 yaşında bir yabancı uyruklu, bir banka adına sahte evrak düzenlemiş. İşin boyutu 32 milyon Euro. Bir de bir off-shore banka, yasal olmayan işlemler yaptığı için kapatılmış. Neler oluyor bakar mısınız?









Başa dön tuşu