Köşe Yazarları

Çıkarlar hamasetle savunulamaz…


Ankara’da Barolar Birliği’nin düzenlediği ‘Kıbrıs’ta Son Söz’ Paneli’nin, yeni dönemde federasyon yerine konacak fikirlerin ortaya atılacağı bir panel olduğunu tahmin etmiştik.

Birlik Başkanı Metin Feyzioğlu zaten Kıbrıs’la ilgili konuşmalarında bunun işaretlerini veriyordu.

Dünkü panelde de tekrarlamış.

Ama keşke biraz dersine çalışsaymış…

Söyledikleri, herhangi bir siyasetçinin söylediklerinden farklı değil.

Feyzioğlu’na göre, federasyon hedefi, Annan Planı’nın Rumlar tarafından reddedilmesiyle sonlanmış zaten….

Kıbrıs’ta gerçekçi çözüm, KKTC’nin bağımsız devlet olarak yaşamasıymış.

Güzel hedef de, gerçekçiliği nerede?

Bir hukuk profesörü olarak keşke bunu da anlatsaymış.

Hepsini aşmışız, egemen devletin refahını sağlamak için gerekenleri de önermiş…

‘Hayvancılıkta teknolojik gelişme, uluslararası hava taşımacılığı ambargosuna karşı hukuki mücadele, Doğu Akdeniz karbon yataklarında uluslararası hukuktan kaynaklı haklardan taviz verilmemesi, Kapalı Maraş’ın vakıf malı olduğunun anlatılması’…

Barolar Birliği gibi bir örgüt, Kıbrıs konusunun, aynı zamanda uluslararası hukuki boyutlarını da dile getirseydi.

Kalabalıklar Ankara’ya taşınırken, keşke bilimsel yanları da tartışılabilseydi.

Keşke engeller bir bir ortaya konsaydı. Tabii çözüm yollarıyla birlikte.

Panel hamasetten, kendi kendimize propaganda yapmadan, moral pompalamaktan öteye gitmedi.

Hele de, Başbakan’ın basın toplantısında, Maraş için öngördüğü Komisyonu, 74’den kalan diğer mallar için öngörmediğini söylemesi, “Malları bizden isterlerse batarız… Ne komisyon, ne mal pazarlığı” demesi çelişkilerin üstüne bayrak dikti…

Rumlar şu anda AB’de, TMK’nın durumu için AİHM’e muhtıra verirken…

Emin olun rahmetli hukuk profesörler Orhan Aldıkaçtı, Nihat Erim, Bülent Nuri Esen ve tabii rahmetli Rauf Denktaş, mezarlarında ters dönmüş olmalılar.

Kıbrıs konusu, bu kadar ucuz bir hamaset haline gelmemeli.

Dahası, Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımızı, hamaset bağlamında tartışmak, aksine çıkarlarınıza zarar verir. Karşınızdakileri güldürür.

Bunu yapan yapar.

Siyasiler yapar, dernekler, sivil toplum örgütleri yapar.

Ama koskoca Barolar Birliği…

Keşke tezlerini savunacak delilleri tartışsalardı. Bir üst akıl oluştursalardı.

“AB çatısı altında iki devlet” ne demek? Nasıl gerçekleştirilir, kime nasıl kabul ettirilir?

Ya da iki ayrı egemen devletin, masadan çekilmenin dışında,  bugünkü durumdan farkı ne olur, kazancı ne olur bunları anlatsaydılar bize.

Biz de bakıp, “ha, böyle düşününce olabilir mi acaba” diye tartışsaydık.

Yazık, sadece yazık…

 

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

DEVLET SORUMLULUĞU:

BRT ekranlarından Tufan Erhürman’ı izleyenler, bir devlet adamı sorululuğunu görmüş olmalılar. Bakın ne diyor; “Kıbrıs Konusu ve Doğu Akdeniz açısından karmaşık bir dönem içindeyiz. Bu dönem içinde biz şunu tercih ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı, sözünü ettiğimiz maddeler çerçevesinde hareket ediyor. Bize söylenen bu. Bu maddeler çerçevesindeki hareketini desteklemekle kendimizi yükümlü sayıyoruz ve böyle bir dönemde Cumhurbaşkanlığı tartışmasının içinde yer alan bir parti olmak istemiyoruz… Bu süreç bizi nereye taşıyacak bunu görmek istiyoruz”.

 

EĞİTİM ADASI:

KKTC’nin üniversiteler adası, eğitim adası olduğuyla ilgili övünüp dururuz hep ama bunun gereğini yapmak, planlamalarla daha ileriye taşımak yerine, kendi kendimizi avutmayı tercih ederiz. İlk etapta bu yıl KKTC’ye verilen 14 bin kontenjanın sadece 8 binini doldurduk, umudumuzu ek yerleştirmeye bağladık. Ek yerleştirme ile gelen öğrenci sayısı ise sadece 866 oldu. Bu yıl bize verilen 14 bin 39 kontenjandan toplamda 8905 öğrenci alabildik. Ama bizim eğitim uzmanları  bu rakamı olumlu bulmuş ve yaşanan ekonomik kriz ortamında 8 bin üzerinde öğrencinin KKTC’yi tercih ediyor olmasını  pozitif olarak değerlendirmiş. Kimse verilen kontenjanın yaklaşık yüzde 40’nın neden dolmadığını sorgulamıyor.

 

AKDOĞAN’DA NELER OLUYOR?:

Akdoğan Belediye Başkanı Ahmet Latif, Başbakanlığın Akdoğan Özgürlük Stadyumu’nun Belediye’nin elinden, Başbakanlık bünyesine alınması için polis zoruyla girişim başlattığını açıkladı ve Başbakanlık dönemindeki saha ile, belediyenin denetimindeki sahanın fotoğraflarını yayınlayarak vatandaşı kendilerine destek vermeye çağırdı. Bu gelişmeler yaşanırken UBP’nin yayın organı Güneş gazetesinin ise dün ön sayfadan, “Akdoğan’da skandal” başlığıyla verdiği haberde, Akdoğan Belediye Başkanını suçlayan bir habere imza atması ise kafaları karıştırdı… 

 

BEDAVA GÜBRE, ÜZÜMLERİ YAKMIŞ:

Tarım Dairesi habire orada burada eğitim çalışmaları düzenler. Ne yazıktır ki, bu eğitimlerde aldıklarını çiftçilerin çoğuna uygulatmak mümkün olmuyor. Kokusu Lefkoşa ve Gönyeli’yi saran gübre  meselesi mesela. Adam, ‘kamyonun parasını ödeyin, bedava tavuk gübresi’ vereyim deyince, üzüm yetiştiricileri de balıklama dalmışlar. Oysa o gübrenin kullanılma zamanı, yöntemi falan varmış. Dökmüşler kamyon kamyon gübreyi, dalındaki tonlarca üzüm kurumuş. Yanmış resmen asitten. Tavuk üreticisinin depolayamadığı gübreyi millete kakalamasının önüne geçemezsen, sonuç budur.

 

LAMBALAR NİYE YANMIYOR?:

Lefkoşa Girne yolu en çok kullanılan ana yollardan biri. Yıllardır bu yoldaki lambaları eksiksiz yakmayı bir türlü beceremedik. Tasarruf mu yapıyoruz, yoksa lambalar mı bozuk bimiyorum ama, Gönyeli çemberinden boğaz bölgesine kadar yanan tek bir lamba yok. İnsanlar adeta zifiri karanlıkta yol alıyor. Para yok diye yolları tamir edemiyorsunuz anlarım da, lambaların sürekli yanmasını olsun becerin.

 

 “BURASI KULE DEĞİL MİNARE”:

Hava Trafik Kontrolörleri personel eksikliği nedeniyle yoğun iş temposunda çalıştıklarını ve sabırlarının taştığını belirterek, yeni personel alımı için hükümete çağrı yapmışlar. “Ya Ekim ayı sonuna kadar yeni hava trafik kontrolörü alımı için münhal açarsınız, ya da personel eksiğini aldığınız din görevlileri ile doldurursunuz” diyorlar. İlginç ve gerçekçi bir gönderme.

 ZİRVEDEKİLER

Ali Baturay: “Ne kadar siyasi rakibi olursa olsun, bir ülkenin yöneticisi kendi cumhurbaşkanını ziyaret ettiği bir ülkede eleştirmez. Ankara’yı ziyaret eden Başbakan Ersin Tatar’ın orada birilerine ispiyonlar gibi Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı eleştirmesi hiç yakışık almadı. Hiçbir ülkenin yöneticisi kendi ülkesinin başka bir yöneticisini, bir siyasisini gidip de başka bir ülkede eleştirmez. Söylediklerinde yüzde yüz haklı olsa bile yapmaz. Yaparsın ziyaretini, gelirsin ülkene, burada eleştirini yaparsın”…
 DİPTEKİLER

Ersin Tatar: “Ben bir ekonomistim, hesap uzmanıyım, maliyeciyim. Rum’un ne düşündüğünü bilirim. Bugün bir anlaşma olsa Kıbrıs’taki bütün mülkler komisyonlara havale edilecek. ‘Güney’de ne bıraktık, Kuzey’de ne bulduk? Farkını ödeyebilecek misin, ödemeyecek misin?’ Bu olduğu gün Kuzey ekonomisi bankalarıyla birlikte batar… Bu Kıbrıs Türk halkının da KKTC’nin sonu olur. Bunu anlamayanlar bu yola devam ediyor”…

 



Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı