Köşe Yazarları

Cep telefonu-trafik kazaları ilişkisi ve dünyanın bulduğu çareler…


Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan, önceki gün Meclis’te, trafikte toplumsal seferberlik başlatmak için çalıştıklarını söyledi.

Bakan, son dönemde yaşanan kazaların yegane sebebinin cep telefonları olduğunu da ifade etti.

Eğitim, bireylerin birbirini denetlemesi ve cezaların artırılmasından da söz etti Bakan Atakan.

Trafik kazaları son 30 yıldır başımızın belası.

Asla tek bir nedene bağlayamazsınız. Yolların yetersizliği, insanların kuralları umursamazlığı birleşince, felaket artarak devam ediyor.

Şimdi şu 30 yılda gelmiş geçmiş tüm yetkililerin söylediklerine bakın, hepsi birbirinin aynı.

Oysa artık bir Trafik Dairemiz bile var.

Ama çare yok!

Diğer tüm sorunlarımızda olduğu gibi, doğruyu bir türlü bulamıyoruz.

Bakan Atakan cep telefonları konusunu gündeme getirince, başka ülkeler ne yapmış diye baktım.

Tabii, bunu ilgili birimlerin yapması gerekir ya… Belki de yapıyorlar, verileri ortaya çıkarıyorlar ama radikal adımlar ne yazık ki atılmıyor.

İşte İngiltere…

Onlar da sürücülerin cep telefonu kullanmasının kazaların artmasına neden olduğunu saptamışlar. 2014’de cep telefonu kullanırken tespit edilen sürücülerin oranı yüzde 8’miş. 2016’da bu oran yüzde 31’e çıkmış. Aynı sebepten ölümlerin de iki katına ulaştığını görmüşler, telaşlanmışlar ve 2017’de yasalarını değiştirmişler.

Tabii bu arada İngiltere’de bir yılda trafik kazalarında meydana gelen ölüm 25 civarında. Bizim ülkemizle mukayese edildiğinde gerçekten düşük bir rakam.

Şimdi, yeni İngiliz yasasına göre, ilk kez cep telefonu kullanırken tespit edilen sürücünün cezası, 200 sterlin. İkinci kez yakalanırsa, ehliyeti elinden alınıyor, ceza da 1000 sterlin.

Ha, bir de bu suçtan ceza alanlara sigortaların uyguladığı cezalar var. Kimi sigorta yapmıyor, kimi çok yüksek prim talep ediyor.

Tek çözüm cezaları artırmak değil, eğitim falan deyip, bunu olsun yapmıyoruz. Ama adamlar bir yandan eğitim çalışmalarını yürütürken, cezayı da artırıyorlar. Hem de astronomik oranda. Hem de koskoca İngiltere’de. Karar verip, yapıyorlar. Çünkü sistem tıkır tıkır işliyor. Kamu yararı söz konusu, o zaman düşünmeye gerek kalmıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı bir araştırmaya göre, kalkınmış ülkelerin çoğunda sürücünün cep telefonuna dokunması bile yasaklanmış.

Çünkü cep telefonunun neden olduğu kazalar, alkollü sürüşten kaynaklanan kazaların 4 misliymiş. Toplam kazaların ise üçte biri…

Onlar da denetim için yeterli polis memurunun hiçbir zaman temin edilemeyeceğini bildiklerinden, cezaları caydırıcı hale getirmişler.

Mesela Fransa, bu gibi durumda hiç soruşturma yapmadan, ehliyeti iptal ediyor.

Avrupa’da trafik kazaların en düşük olduğu İsveç, cezaları artırmak yerine eğitimi hızlandırmış.

Bundan on yıl önce bir hafta kaldığımız Stockholm’de, ana arterlerdeki trafiğe şaşmıştık. Aynen bizim 70’lerdeki halimiz gibi bomboştu. Çünkü toplu taşımacılık var. Buna rağmen, şimdi İskandinav ülkeleri, 50 Euro’luk bir ceza artışını tartışıyorlar.

Yine AB’de cep telefonu kullanımı nedeniyle ölümlü kazaya sebep olmanın cezası çok uzun süreli hapis.

Biz ne toplu taşımacılığı teşvik edecek yatırımlar yapabiliyoruz; ne yollarımızı, ne de insanlarımızı adam edebiliyoruz…

O halde bir yerden başlamak gerekiyor. Bu da cezaların astronomik olarak artırılması olmalı. Çok uzun yıllardan beridir aynı lafları duyarız, ölümler artar,  ama o cezalar bir türlü artmaz.

Bunu yapmamak için ne gibi bir bahane olabilir ki? Benim de anlamadığım bu…

 YERİN KULAĞI VAR

HER KAFADAN BİR SES:

Son iki gündür yoğun bir şekilde tartışılan tutuklama konusunda tam bir bilgi kirliliği yaşanıyor. En tepedekinden tutun da en sade vatandaşa kadar herkes birşeyler söylüyor. Söz konusu kişi kitap bulundurmaktan mı, yoksa farklı bir nedenle mi tutuklandı net bir bilgi yok. Vatandaşa göre “kitap”, yetkililere göre ise “terör” propagandası. Kafalar karışık. Polise sorsan “soruşturma sürüyor” bahanesiyle açıklama yapmaz. Ama birileri bu tutuklama ile ilgili aydınlatıcı bilgi vermeli…

ZAMANINDA NİYE DEĞİŞTİRMEDİNİZ?:

İkinci Cumhurbaşkanı Talat twitter hesabından, “İki yıl kadar önce sormuştum: ‘Yasaklı kitap bulundurmak’tan polis tutuklar, mahkeme de onaylar! Bu işi hiç anlayamıyorum… Nedir bu yasaklı kitaplar? Kim yasaklamış? Bugün ortaya çıktı, meğer İngiliz döneminin ‘fasılları’ bu yasakları içeriyormuş. Bu zamanda sömürge yasaları!” diye eleştiride bulunmuş. İyi de yıllarca iktidar olmuş bir partinin her kademesinde görev yapmış biri olarak, bugün eleştirdiğiniz bu “sömürge yasalarını”  değiştirmeyi de düşünmüş müydünüz?

YATIRIMCI RİSK ALIYORMUŞ:

Otelciler Birliği Başkanı Çağıner, turizim yatırımlarına verilen teşviklerin kamuoyunda yanlış anlaşıldığını iddia etti. Arazi devletten bir otelin 30-100 milyon dolara mal olduğunu söyleyen Çağıner, yatırımcının tanınmayan, direk uçuşu olamayan bir ülkeye yatırım yaptığını söyledi. Bedava arazi, kredi, 5 yıl vergi muafiyeti, elektirikte özel tarife, teşvikler ve niceleri. Çağıner’e göre devletin desteği az bile. İyi de turizm madem bu kadar riskli ve karı olmayan bir sektör, niye her yıl ardı ardına beş yıldızlı, kumarhaneli oteller açılıyor? Nasıl oluyor da turizm yatırımcıları bir kaç yıla kalmadan müteahhit oluyor, üniversite sahibi oluyor?

 

SEFERBERLİK İLAN ETSEN NE OLUR?:

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan, trafikte toplumsal seferberlik başlatmak için çalıştıklarını açıklamış. Bu iş seferberlikle olacak iş değil. Ne seferberlikler gördü bu ülke. Kaç kez temizlik seferberliği yapıldı da, çevrenin durumu ortada. Trafikte telefonla mı konuşuyor birkaç yüz lira ceza yerine ehliyetine el koyacaksın, yine yaparsa ömür boyu trafikten men edeceksin. Bak bakalım o zaman akıllanır mı, akıllanmaz mı? Çünkü bizim insanızmız bundan anlar…  

 

REKOR CEZA:

Narenciye sektöründe faaliyet gösteren paketleme evlerine yapılan denetimlerde; 4’ü 18 yaşından küçük çocuk olmak üzere 49 kayıt dışı işçi tespit edilerek, 220 bin 500 TL ceza kesildi. İşte bu, öyle bir ceza vereceksiniz ki, bir daha bu tür olaylara teşşebbüs edemesin. Ancak, bu denetimlerin her bölgede ve sürekli yapılması lazım. Doğru dürüst denetim yapılsa ve kaçak çalıştıranlara adam gibi ceza kesilse bırakın bütçe açığını, maliyenin bütçe fazla vermesi işten bile değil…

 

DUYURMAYA NE GEREK VARDI:

Sağlık Bakanlığı, sağlıksız olduğunu tespit ettiği bir işletmeyi, gereğinin yapılması için Lefkoşa Belediyesi’ne bildirmiş, bunu da basın yoluyla duyuruyor. Niye ki? İki kamu kurumu arasında yazışmayla sonuç mu alınamamış? İnsanın aklına her türlüsü geliyor. Böyle bir açıklamanın, muhatap kurumu yıpratacağı açık değil mi? Amaç üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?

 

ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel: “Düğmeye çok erken mi basıldı? Bilmiyorum ama ‘politikacılar’ için hiçbir seçim öncesi propagandayla çalışması erken değildir. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kokusu etrafı bürümeye başladı! Nitekim ilk hamleyi sözcü Barış Burcu yaptı: Eroğlu’na, 11 Şubat 2014 tarihli anlaşmayı hatırlatarak, ‘eğer tuzaksaydı neden imzaladın diye sordu?’ Güzel hatırlatma! Aynı sıralarda bir başka patlama da ‘medyada’ ayazlandı: ‘Akıncımız var ya!’ Bekleyin ama! Kapı açıldı ya, bundan sonra ‘geçeni’ çok olur”…

 

DİPTEKİLER

Komplo Teorisi-Provokasyon: Türkiye’de yayınlanan Takvim gazetesinde komplo teorilerine meraklı yazar Ergün Diler, ABD’nin, İpek Yolu’nu Çin’in elinden almak için güzergah boyunca tüm ülkelerde düzeni değiştirdiğini, şimdi sırada, Kıbrıs’ta iki toplumu da kapsayacak sokak ayaklanmaları olduğunu öne sürüyor. Sözde CIA ajanları arazide çalışıyormuş, ajanlar da  Amerikalılar değil, yerlilermiş!!! Bu yazının vermek istediği mesaj, satır arasında mı acaba?

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı