Caterina Cornaro, son kraliçemiz

31 Temmuz 2018 Salı | 15:57

3 asırlık Fransız dönemi
Biz Kıbrıslılar, Kıbrıslıların tarihini konuşurken, Osmanlılardan, İngilizlerden ve İtalyanlardan sıkça bahsederiz. Oysa Kıbrıs’ın zengin kültürünün oluşumunda mihenk taşlarından biri de Fransızlardır. Tarih kitaplarında “Lüzünyanlar” deyip geçtiğimiz ve pek önemsemediğimiz bir Fransız dönemi var ki, 300 yıl boyunca adayı idare etmişler ve bugün Kıbrıs’taki tarihi eserlerin en önemli anıtlarını vücuda getirmişlerdir. Lefkoşa’da ve Mağusa’da Osmanlılar döneminde camiye çevrilmiş olan Selimiye Camii yani St. Sophia Katedrali ve Lala Mustafa Paşa Camii yani St. Nicholas Katedrali Ortaçağ Avrupasının Gotik Mimarisinin en güzel örneklerindendir. Başta Mağusa olmak üzere, adamızda Lüzinyan yani Fransız eserlerine bolca rastlarız ki, bunların önemli bir kısmı Venedikliler ve Osmanlılar tarafından yıkılmıştır. Venedikliler 1560’lı yıllarda Osmanlı tehlikesinin belirmesi üzerine yeni kalelerini inşa ederken (Lefkoşa, Mağusa ve Girne Kaleleri) Birçok Fransız binasını yıkarak taşlarını kullanmışlardır. Fransızların Osmanlılar kadar Kıbrıs’ta hüküm sürdüğünü düşünürsek, İtalyanlar (Venedik) sadece 82 ve İngilizler (Büyük Britanya İmparatorluğu)de 82 yıl hükmetmişlerdir. 1192’de adayı Tapınak Şövalyelerinden satın alan Guy De Lusignan Fransız Dönemini başlatmış olur. 1489 yılında ise son Lüzinyan Kraliçesi Venedikli Caterina Cornaro’nun adayı Venediklilere vermesiyle Kıbrıs’ta 3 asır süren Fransız dönemi son bulur.


İlk Kıbrıs Kralı olan Guy De Lusignan, Devrik Kudüs Kralı olarak da bilinmektedir. Guy, 1186’da Kudüs Kralı olmuş ve 1187’de Salaaddin Eyyubi ile girdiği Hattin savaşını kaybederek Salaaddin’e tutsak düşmüştür. Bu tarihten itibaren Kudüs Eyyubilerin eline geçer. Guy Şam’da bir müddet Salaaddin’in tutsağı olarak kalmışsa da kısa bir süre sonra Sultan tarafından serbest bırakılır. Tüm bunlar yaşanırken, III. Haçlı seferi için Kıbrıs’ı alarak Lübnan kıyılarına gelen İngiltere Kralı Arslan Yürekli Richard, Kıbrıs’ı Tapınak Şövalyelerine satmış onlar da Guy De Lusignan’a satarak Adada Lusignan dönemini başlatmışlardır. Guy De Lusignan ve sonra gelen Kıbrıs Kralları, hem Kıbrıs krallık tacını hem de ‘sembolik olsa da’ Kudüs tacını giymişlerdir. Bu dönemde adayı yönetmiş olan 19 monarktan 17’si Kral 2 tanesi ise Kraliçedir (Charlotte ve Cornaro). Bunlar, ‘Kıbrıs’ın Kralları ve Kraliçeleri’ olarak tarihe mal olmuşlardır.


Caterina Cornaro kimdir?
Caterina Cornaro, 1454’de Venedik’te doğar ve 1510 yılında yine Venedik’te ölür. Kornaro, Kıbrıs Kralı II. James’le evlendirilir. Bu evliliğin sebebi çeşitli kaynaklarda farklı şekillerde anlatılsa da, tarihçilerin ekserisi evliliğin sebebini Kıbrıs ekonominin bozulmasına bağlar. Şöyle ki; 15. Yüzyıl ortalarına gelindiğinde Kıbrıs Adası eski parlak yıllarını geride bırakmıştır. Bu yıllarda Akdeniz’de beliren Osmanlı, Memlük ve Venedik egemenliği Kıbrıs’ın ve dolayısıyla Lüzinyan Krallarının ekonomik olarak Venedikli tüccar ve asillere bağımlı olmaya başlamalarına neden olmuştu. Venediklilerin Kıbrıs’ın Lüzinyan Krallarına verdikleri finansal destek, buraya yavaş yavaş nüfuz etmelerine ve yerleşmelerine neden olmuştur. Kıbrıs Kralı II. James’in Venedikli Cornaro’yla evlenme sebebi de buna bağlanmaktadır.
II. James ve Kornaro’nun evliliğinden doğan III. James babası öldükten sonra 1473’de Kıbrıs Kralı olur fakat 1474’deki ani ölümü Venedikli Kornaro’yu Kıbrıs Kraliçesi yapar. Bu tarihten itibaren resmen olmasa da adada Venedik hakimiyetinin başlamış olduğunu söylesek yanlış olmaz. Nihayetinde 1489 yılında Cornaro, Aziz Markus’un Kızı ünvanını ile Kıbrıs’ın idaresini resmen Venediklilere bırakarak adadaki 3 asırlık Fransız Dönemine son vermiş olur.

Caterina Cornaro Venedikli asil bir ailenin kızı olarak dünyaya gelir. Kornaro ailesi, Venedik Cumhuriyetine tam 4 Doc (yönetici) vermiş olan önemli bir aileydi. Aristogratik Cumhuriyetle yönetilen Venedik ortaçağın en güçlü denizci ve kolonici İtalyan devletlerinden biri olması yanında Papalığın da en güçlü koruyucusu olmuştur. Cornaro’nun büyük büyük dedesi Marco Cornaro 1365-1368 yılları arasında Venedik Doc’u olarak görev yapmıştı. Caterina’nın ayni ismi taşıyan babası Marco Cornaro’da Venedik Meclisi’nde görev almasının yanında Kutsal Roma İmparatorluğu’nun Şövalyesi ünvanını taşımaktaydı. Ayni ünvana Katerina’nın erkek kardeşi Giorgio Cornaro da sahipti.
II. James namı diyar Piç James 1463’de Kıbrıs Kralı olur ve 1468’de kendisine eş olarak Venedikli Caterina Cornaro’yu seçer. Böylece Venedik’in ayrıcalıklı ticaretinden faydalanmaya devam edecekti. Dolayısıyle bu evlilik Kıbrıs’ın ekonomik olarak sürdürülebilirliği için hayati önem taşımaktaydı. 1468 yılında, II. James ve Caterina, Cornaro ailesinin izniyle Venedik’te evlenirler çünkü Caterina daha 14 yaşında idi. 1472’de Caterina 18’ine geldiğinde ise evlilik, Mağusa’daki muhteşem Kraliyet töreni ile taçlandırılır ve Caterina, Queen Consort (Kralın resmi Eşi) ünvanını alır.


Dramların Kraliçesi
Caterina’nın Kıbrıs Kraliçesi olması dramatik ve trajik bir saray entrikasıdır. 1472’de Queen Consort (Kralın resmi eşi) olduktan 1 yıl kadar sonra Kral II. James aniden hastalanarak ölür. Kral öldüğünde Caterina hamileydi ve II. James bir vasiyet bırakarak Caterina’nın Kral naibi olmasını uygun görmüştü. Caterina Kralın ölümünden kısa bir süre sonra oğlu III. James’i dünyaya getirir. Ne var ki, küçük James 1 yaşına gelmeden hastalanır ve ölür. James’in ölümüyle ilgili 2 tez bulunmaktadır. Bazı kaynaklarda James’in Venedikliler tarafından zehirlendiğine yer vermesine rağmen bazı kaynaklar da onun Charlotte taraftarlarınca öldürüldüğünden bahseder. Bu tarihten itibaren 1489’a kadar ada, Kıbrıs’ın son Monarkı olan Kraliçe Cornaro tarafından yönetilmişse de idarenin Venedikli tüccarların elinde olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Charlotte kimdir? 1444 Kıbrıs’ta doğan ve Kral II. John’un hayatta kalan tek kızıdır. 1458’de babası öldüğü zaman tahta geçmiş ve Kıbrıs Kraliçesi olmuştur. Nevaki, Piç James olarak da bilinen Charlotte’un üvey kardeşi James tahtta hak iddia eder ve 1460 yılında Mısır’daki Memlük Sultanı Seyfeddin İnal’dan yardım alarak Charlotte’u yener. Charlotte ve kocası Louis 3 yıl boyunca Girne Kalesinde James’in ablukası altında yaşadıktan sonra Roma’ya kaçar ve hayatının geri kalanını orada geçirdikten sonra 1487’de Roma’da ölür. Böylece Krallık tacı 1463 yılında II. James’in olur. Yukarıda da belirttiğim üzere II. James (Piç), Caterina’nın kocası idi. II. James’in ölümünden hemen sonra, Charlotte’un adamlarını gönderip Caterina ve II. James’in oğlu olan, III. James’i öldürtmesi ve tahtta hak iddia etmesi bu yüzden olası görülmektedir. Bütün bunlar Caterina’nın Kıbrıs Kraliçesi olarak taç giymesine engel olmamıştır. 1474 yılından 1489 yılına kadar tahtta kalan Caterina Cornaro bizim son kraliçemiz hatta son monarkımızdır.

Göz yaşlarıyla uğurlandı
1489 Şubatı geldiğinde Venedik yönetimi Caterina üzerindeki baskılarını arttırmıştı. Bütün bu tehdit ve baskılara dayanamayan Kraliçe Kıbrıs üzerindeki tüm yönetsel haklarını, para karşılığı Venedik Cumhuriyeti’ne sattığını gösteren anlaşmayı imzalar ve adayı terk ederek Venedik’e, doğduğu topraklara geri döner. Bazı gezgin ve seyyahlar Caterina’nın Kıbrıs’tan ayrılışını şöyle anlatır: “15 Şubat 1489 sabahı Kraliçe Cornaro, beraberindeki kadınlar ve şövalyeleri ile birlikte Lefkoşa’dan ayrılarak Mağusa’ya doğru yola çıkar. At üstünde siyah ipekten bir pelerin giymiş olan Cornaro’nun mağrur fakat üzgün olduğu gözlerden kaçmaz. Beraberindeki herkes ayni şekilde ipek siyah pelerinler giymişlerdi. Bu uğurlama alayı, yol boyunca Caterina’ya eşlik etmiş ve Kraliçenin gözyaşlarını tutamadığına şahitlik etmişlerdir. Tüm refakatçilerin ve hatta şövalyelerin bile yol boyunca ağladığı bilinmektedir.”
Artık gururlu şövalyelerin ve haçlıların mesken tuttuğu Haçlı Krallığı Kıbrıs, bir Venedik Kolonisidir ve Osmanlıların 1571’de adayı almasına kadar öyle kalacaktır.
Caterina Cornaro, 1489’da geldiği Venedik’te; ‘yasal olarak hiç bir hakkı olmamasına rağmen’ Kraliçe ünvanını taşımaya devam etmiştir. Kendisine aynı zamanda Asolo’nun Lady’si ünvanı da verilerek bir maaş bağlanmıştı. Asolo, venedik bölgesinde bulunan ve sanat eserleriyle ünlemiş bir kasabadır. 21 yıl daha Venedik’te yaşadıktan sonra 1510 yılında hayata gözlerini kapamış ve bir devrin (Kıbrıs’ın Kralları ve Kraliçeleri) son temsilcisi olmuştur.

 

Mete OĞUZ