KıbrısManşet

Büyükelçi değil seçim militanı






Genç TV’de Cumhurbaşkanı adaylarının tartıştığı canlı yayında çarpıcı iddialar ortaya konuldu ve büyükelçilik görevlilerinin bir aday için oy topladığı belirtildi.

GÖLGE: KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerine Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliğinin ve AK Parti’nin gölgesi düştü. Cumhurbaşkanı adayları Mustafa Akıncı, Tufan Erhürman ve Serdar Denktaş Genç TV’deki canlı yayında çarpıcı açıklamalar yaptılar ve seçime müdahaleyi anlattılar

GEZİYORLAR: Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı: Bazı muhtarlar ve belediye başkanları aranarak ihtiyaç listeleri soruluyor. TC’den ekipler geliyor, diğer yandan bir partinin milletvekillerine talimatlar veriyorlar herkesin gözü önünde.  Şunu herkes bilmelidir ki Kıbrıs Türkünün kendi cumhurbaşkanını seçecek irade ve kabiliyeti vardır

İRADE BURADA: CTP Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman: Olanlardan memnun değilim. TC ile ilişkilerde en sıkıntılı dönemlerden birini yaşıyoruz. Tren raydan çıktı ve geri raya döndürülmesi gerekiyor. İrade Lefkoşa’dadır, özne Kıbrıs Türk halkıdır. Kıbrıs Türk halkının tarihi iradesine sahip çıkma tarihidir

İŞE YARAMAYACAK: Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş:  Türkiye tarafından seçimlere müdahaleler yapılıyor. Bu akşam yapılan, bizimle tartışma noktasında kapasite acizliği olduğunu gösteriyor. Ersin Tatar ile ilgili yapılan girişimler halkımız tarafından kabul görmüyor. Bunu artık anlasınlar. Artık halk böyle müdahalelere prim vermiyor

Büyükelçi değil seçim militanı

Erhürman: İrade Lefkoşa’da, özne Kıbrıs Türk halkı

 

Cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, iradenin Lefkoşa’da olduğunu ve öznenin Kıbrıs Türk halkı olduğunu vurguladı. Erhürman, Kıbrıs Türk halkının mücadele tarihinin varoluş, özne olma ve kendi iradesine sahip çıkma tarihi olduğunu söyledi.

CTP lideri Tufan Erhürman, diğer bazı Cumhurbaşkanı adayları ile birlikte Kıbrıs Genç TV’de yayınlanan ‘Er Meydanı-Seçim Özel” programına katıldı. Erhürman program öncesinde Mustafa Alkan ile diğer adaylara saksıya ekilmiş birer feslikan armağan ederek seçimin demokratik bir ortamda, barış içerisinde geçmesini diledi.

“Seçimden sonra tüm taraflarla diyalog”

Türkiye ile ilişkilerde en sıkıntılı dönemin yaşandığını kaydeden ve durumun yönetilemeyen bir ilişki haline geldiğini söyleyen Erhürman, “İrade Lefkoşa’dadır, özne Kıbrıs Türk halkıdır. Kıbrıs Türk halkının mücadele tarihi varoluş, özne olma, kendi iradesine sahip çıkma tarihidir” dedi.

İki ülke arasında konuşma olanağı ortadan kalkmışsa, bunu doğru zemine oturtup, Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarları doğrultusunda diyalog başlatılması gerektiğini söyleyen Erhürman, “Bugünkü durumdan memnun değilim, çünkü Kıbrıs Türk halkının çıkarları zedelendi. O yüzden 19 Ekim’den sonra tüm taraflara diyalog çağrısı yapacağım” dedi.

“Maraş konusu da BM ile istişare edilmeli”

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından 5’li konferans toplamasını ve müzakerelerin yeniden başlaması beklentisini de yorumlayan Erhürman, müzakerelerle eş zamanlı olarak Maraş’ın açılması çalışmalarının başlatılması, doğal gaz çalışmalarının ele alınması, Yeşil Hat Tüzüğü, Doğrudan Ticaret Tüzüğü ile ilgilenmek gerektiğini söyledi.

“Bu adada biz de varız, görmezden gelinemeyiz”

Müzakere olsun diye müzakere yapmayacaklarını söyleyen Erhürman, bir an önce çözüm için müzakere istediklerini vurguladı ve “Siyasi eşitlik ve dönüşümlü başkanlığın 5’li konferansta ilkesel düzeyde anlaşılması ve görüşme sürecinin planlanmasını istiyoruz” dedi. Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden müzakere masasının da etkilendiğini söyleyen Erhürman, “Bu ada bizim de adamızdır. Biz bu adada varız, kimse de bizi görmezden gelemez” dedi.

“İlk işim ekonomi konusunda Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek”

Cumhurbaşkanı’nın hem içeride, hem de dışarıda liderlik etmesi gerektiğini söyleyen Erhürman, seçimden sonra göreve gelecek Cumhurbaşkanı’nın önünde çok büyük bir işsizlik problemi bulacağını, dövizin her eve ateş düşürdüğünü, eğitimde, ekonomide ciddi sorunlar olduğunu ve bunlarla da uğraşacağını vurguladı.

İradeye sahip çıkmanın yolunun kendi ayakları üzerinde durmaktan geçtiğine dikkati çeken Erhürman, “Son dönemde yaşananlar bu hedefe yaklaştıracağı yerde, maalesef bizi uzaklaştırmaktadır. Ben 19 Ekim’den sonra ilk olarak ekonomi konusunda Bakanlar Kurulu’na başkanlık edeceğim. Çünkü Anayasa’nın 5’inci maddesi hükümet ile birlikte bana bu yetkiyi veriyor” dedi.

“Müdahale ederek toplumu bölüyorlar”

 

“Yönetilemeyen ilişki değil, yıllardır yanlış kurulan bir ilişki söz konusudur, düzeltilmesi gereken budur. Türkiye’den ekipler geliyor, mevcut cumhurbaşkanının seçilmemesi için aleni bir şekilde çalışıyor, bir partinin milletvekillerine talimatlar veriliyor. Bu şekilde davranarak toplumu bölüyorlar. Kıbrıslı Türklerin demokrasisinin çalışır olması en başta Türkiye’nin buradaki meşruiyeti açısından son derece önemlidir”

 

“Kendi aklı ve vicdanı ile kendi geleceğini belirleme hak ve yetkisine sahip olan Kıbrıs Türk halkı, müdahalelerden rahatsızdır. ‘Sizin yerinize biz karar vereceğiz’ yaklaşımına hep birlikte karşı çıkmalıyız. Konu bu topraklarda var olup olmama meselesidir. Bu seçim işte bu açıdan da önemlidir”

 

Cumhurbaşkanı ve bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı, Genç Tv’de, davet edilen diğer adaylarla birlikte, Mustafa Alkan’ın sunduğu “Er Meydanı Seçim Özel” programına katılarak görüş ve düşüncelerini açıkladı, soruları yanıtladı.

 

Hali hazırda önemli olan Türkiye ile ilişkilerin bu seçimler bakımından daha da önem kazandığını belirten Akıncı, kendisinin öteden beri iki taraf arasında karşılıklı saygıya dayalı, kişilikli ilişkinin gerekliliğini savunduğunu, 1989 yılında LTB Başkanı olduğu dönem Ankara ile kardeş şehir ilişkisi kuranın da kendisi olduğunu belirterek, o gün yaptığı ‘Nasıl ki iki şehrin kardeşliğini yarattık, iki ülkenin kardeşliğini da yaratabilmeliyiz’ dediğini anımsattı.

 

Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında, yönetilemeyen değil, yıllardır yanlış kurulan bir ilişki şeklinin mevcut olduğunu belirterek, düzeltilmesi gerekenin bu olduğunu belirten Akıncı, içinde bulunulan süreçte Türkiye adına hareket ettiğini söyleyen bazı kişilerin mevcut cumhurbaşkanının seçilmemesi için aleni bir şekilde çalıştıklarını belirtti ve “Bu şekilde davranarak ne acıdır ki toplumu bölüyorlar” dedi. Bu olaylara yeri geldikçe dikkat çektiğini, daha açık konuşuma noktasına gelirse onu da yapacağını açıklayan Akıncı, “Bu toplumun kendi kendini yönetme ve kendi Cumhurbaşkanını seçme hak ve iradesine sahip olduğunu herkes kabul etmelidir” dedi.

 

Akıncı: Herkesin Gözü Önünde Müdahale Ediliyor

 

Cumhurbaşkanı ve Bağımsız Cumhurbaşkanı Akıncı şöyle konuştu:

“Türkiye’de bize sevgiyle bağlı milyonlarca kardeşimiz vardır, bizden de Türkiye düşmanı yaratma çabası abesle iştigaldir. Ancak ‘mevcut cumhurbaşkanı seçilmesin de kim isterse seçilsin’ diyenler var. Bunun için çalışıyorlar. Bazı muhtarlar, belediye başkanları aranarak ihtiyaç listeleri soruluyor. Türkiye’den ekipler geliyor, diğer yandan herkesin gözü önünde bir partinin milletvekillerine talimatlar veriliyor. Şu çok iyi bilinsin ki, Kıbrıs Türk halkı kendi kendini yönetecek, kimi seçeceğine karar verecek yetkiye, çapa ve yeteneğe sahiptir. Bunu da herkes kabul etmelidir. Emekli bir Türk diplomat geçenlerde bir programda ‘Türkiye’nin buradaki meşrutiyetinin Kıbrıslı Türklerin varlığından kaynaklandığını vurguladı. Kıbrıs Türk halkının demokrasisinin çalışması, Türkiye’nin buradaki meşrutiyeti açısından çok önemlidir’ söylemleri çok anlamlı ve önemlidir.”

 

“Bakıp Görmek ve Konuşmak Gerekir”

 

Bazı adayların ‘Akıncı kavgacıdır’ iddialarını da cevaplayan Akıncı şunları söyledi: “Akıncı ne istedi de kavgacı oldu; savaş yerine barışı, çatışma yerine diplomasiyi öne çıkardı, bu toprakların ne Güney’e azınlık, ne de Kuzey’e vilayet olmaması gerektiğini söyledi, Federal çözüm seçeneğinin terkedilmemesi gerektiğinin altını çizdi, bütün olay budur.”

 

Yıllardır var olan bu ilişki biçiminin doğru zemine oturtulması gerektiğine inandığını belirten Akıncı, bunları düzeltmenin yolunun da ancak hem bakıp görmek hem de görünenin söylenmesi ile mümkün olduğunu kaydetti. Kıbrıs Türk halkının 1930’lı yıllardan beri laik, demokratik, çağdaş Atatürkçü düşünceye sahip bir yaşam biçimini benimsediğini, bu yaşam tarzına gelen tehditlerden de son derece tedirgin olduğunu belirten Akıncı, “Halkımız, dinine bağlıdır ama laiktir, demokrattır, çağdaştır. Müdahalelerden de rahatsızdır. Dolayısı ile irade olayını çözemezsek onun dışındakileri de çözemeyiz. Seçim platformu tüm bunların konuşulması açısından da önemlidir” dedi.

Cumhurbaşkanının görevini ifa edebilmesi için öncelikle birilerinin ‘sizin yerinize biz karar vereceğiz’, ‘cumhurbaşkanınızı biz seçeceğiz’ söylemlerine karşı çıkılması gerektiğini söyleyen Akıncı, “Bu konuda birlik olamazsak, başka hangi konuda olacağız. Konu bu topraklarda var olup olmama meselesidir. Bu seçim işte bu açıdan da önemlidir” dedi.

“Alt Yönetim Algısının Güçlenmesini En Başta Kıbrıs Türk Halkı İstemez”

 

Bir soru üzerine geçmişte siyasi parti başkanlığı döneminde Kıbrıs’ta çözüm hedefinden vazgeçmeden, aynı zamanda KKTC’nin de tüm kurumları ile daha iyiye gitmesi için uğraşlarını sürdüreceklerini söylediğini anımsatan Akıncı, yıllar içinde tanınma yönünde bir gerçekliğin ortaya çıkmadığı gibi, dünyanın ve BM’nin kabul ettiği Federasyon tezinden vasgeçilmesi halinde açıkta kalınacağı uyarısında bulundu. Tanınma gibi bir gerçekliğin olmadığını ancak herkesin gördüğü başka bir gerçeklik olduğunu belirten Akıncı, bu şekilde gitmesi halinde buradaki alt yönetim algısının daha da güçleneceğini vurguladı. Kıbrıs Türk halkının en başta bunu istemediğini ifade eden Akıncı, halkın uluslararası hukuk içinde yer almak istediğini, bunu sağlamanın tek yolunun da çözümde ısrarcı olmak olduğunu vurguladı.

Denktaş: Türkiye seçimlere müdahale yapıyor

 

 

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Serdar Denktaş, Rumların federasyonu taviz olarak gördüğünü söyledi.

11 Ekim’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde yarışacak 5 aday, Kıbrıs Genç Tv’de “Er Meydanı Seçim Özel” programında bir araya geldi.

Ofisinden yapılan açıklamaya göre  Serdar Denktaş, Başbakan Ersin Tatar’ın “son dakika” Ankara ziyareti üzerine programa katılmaması hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, “Nereye kaçtın Ersin? Sana kızmayacaktık. 11 Ekim’de nereye kaçacaksın? Ersin Tatar’a sesleniyorum. 9 Ekim’e kadar hangi ortamda isterse, hangi TV kanalında rahat edecekse orada buluşmaya hazırım” dedi. Ersin Tatar’ın “Başbakanım ve sorumluluklarımın bilincindeyim” şeklinde yaptığı açıklaması hakkında ise Denktaş, “Halk yutmaz, kimseyi kandırmasınlar” ifadelerini kullandı.

Programda Kıbrıs konusunun mevcut durumu ve bundan sonra izlenmesi gereken yol hakkında görüşlerini bildiren Denktaş, şu ifadeleri kullandı:

“Bir Türk tezi olarak ortaya çıkan federasyon, 1977 yılında Rauf Denktaş’ın elde ettiği bir tavizdir. Bunu Kıbrıslı Rumlar halen büyük taviz olarak konuşmaktadır. 52 yıldır tartışarak didik didik ettik ve en ince ayrıntısına kadar konuşuldu. Ne kadar konuşsak da çatışma alanları o kadar arttı. BM parametrelerine bağlı federasyonu Kıbrıslı Rumların kabul edemeyeceğini çok açık anlamamız lazım. Rumlar bütün adanın coğrafyasını kendilerinin olarak görmektedir. İki toplumlu, iki kesimli bir federasyon kurduğumuzda kendilerine göre coğrafya azalacak. Kıbrıs milleti kendilerine göre Elen’dir. Devlet kendilerinindir bakış açılarına göre. Kabul etmemelerinin ana unsuru budur. Annan Planı ve Crans Montana sürecinde ortaya konan önerileri Rumlar reddettikten sonra, biz halen daha mevcut parametreleri federasyonu konuşmaya devam ettikten sonra, bir yere varmamız çok mümkün değil”

 

Denktaş konuşmasına şöyle devam etti;

 

“Seçimlerden hemen sonra ilk yapmamız gereken Türkiye ile ortak bir hedef belirlemektir. Hedefe varmak için Kıbrıs içerisinde atılacak adımları biz daha iyi biliriz, Akdeniz içerisindeki adımları da Türkiye daha iyi bilir. Bu adımları karşılıklı destekleyebilme konusunda bizim kendi içimizde hemfikir olmamız gerekmektedir. Masada federasyon vardır. Her ne kadar önerimizi geri aldık desek de masa unutmaz, tüm bunlara orada durmaktadır. Bu nedenle mutlaka başlayacağımız yer iki toplumlu, iki kesimli federasyondur.

 

Yapılması gereken, bizim Kıbrıslı Rumların adamızın geleceğiyle ilgili tahayyül etmemiz gereken şey nedir? Bunu birbirimize samimiyetle anlatabilmemizdir. Bunu dünyaya ve BM’ye göstermemizdir. Bunu başarmamız halinde bizim görüşebileceğimiz şey, gelecek kuşakları da şimdiden stabilize bir anlaşmanın içerisine tıkayarak değil, dinamik bir şekilde ortaya koyabileceğimiz desantralize federasyonu bu kez ortaya koyabiliriz. Zayıf bir merkez ve iki güçlü kanat devlettir. Sayın Akıncı söylemişti  “2016 yılına kadar bir şey bulduk bulduk bulmazsak bu bizim son denememizdir” demişti. Değil Sayın Akıncı’nın, bizim de süre açısından görebileceğimiz bir süreç yok. Evet desentralize federasyonu, ucu açık değil ufku açık şekilde yepyeni bir süreç başlatabilir miyizi ortaya koymalıyız.

Akdeniz içerisinde savaş tamtamlarının çaldığı bir dönemdeyiz. Eğer diyalog yolunu açabilirsek Doğu Akdeniz’deki  hidrokarbon savaşın başlangıcı, parlayacak bir yıldızın habercisi olabilir.”

 

“Seçimlere Türkiye müdahale yapıyor”

Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş  Türkiye tarafından seçimlere müdahaleler yapıldığını kaydederek, “Bu akşam yapılan, bizimle tartışma noktasında kapasite acizliği olduğunu gösteriyor. Ersin Tatar ile ilgili yapılan girişimler halkımız tarafından kabul görmüyor. Bunu artık anlasınlar” dedi.

Bir takım bürokratların tavırlarının ilişkileri bozduğunu söyleyen Denktaş şöyle konuştu:

“Türkiye ile ilişkimiz asırlardan beri devam eden güçlü bir gönül ilişkisidir. Kimsenin bunu bozmaya hakkı yoktur. Kimse beni Türkiye’yi sevmeyen kısmına sokmaya çalışmasın. Hepimizin Türkiye sevgisi doğuştan vardır. Bunu bozmaya çalışıyorlar. Yapmasınlar.

Maraş, Kıbrıs Türk yönetiminde açılabilir. Maraş kendi yönetimimizde her iki halkın da fayda sağlayabileceği, çözüme endeksli olarak açılabilir. Bunun için yapılacak diplomatik girişimlere dikkat etmemiz lazım. Maraş konusu için yapılan toplantıda yaptığım öneriye sonra bakarız denmişti, daha sonra hükümet değişince gündeme geldi. Maraş kendi yönetiminde açılabilir. İki kesimin de faydalanabileceği bir yer olabilir, çözüme odaklı açabiliriz. Bu yapılırken atılacak her adıma dikkat edilmelidir.”

 

 

 

 

 








Başa dön tuşu