Bu iş o kadar basit olmamalı - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Bu iş o kadar basit olmamalı

Dünyadaki tıp otoriterlerinin 2 milyon nüfusun altında “Tıp Fakültesi” olmaz uyarılarına rağmen, 7 tıp fakültesine eğitim izni verilen KKTC’de, şimdi de tıp ihtisası için lisans verilmesi Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’ni kızdırdı

 


YDÜ’YE VERİLDİ: Dünyadaki tıp otoritelerinin kriterleri ve Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin tüm uyarılarına rağmen, Yükseköğretim Kurumları Denetleme ve Akreditasyon Kurulu (YÖDAK), Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne tıp ihtisası için lisans verdi

NÜFUS ÖNEMLİ: OECD verilerine göre hasta sayısı ve çeşitliliğinin eğitim açısından yeterli olabilmesi için her 2 milyon nüfusa 1 tıp fakültesi öneriliyor. KKTC’de nüfus OECD’nin öngörüsünün üçte biri kadar olmamasına rağmen 7 tıp fakültesi var, ikinci tıp ihtisası için lisans verildi

 SADECE KKTC OLMAZ: Dr. Gürkut: Doktor Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde de ihtisas yapılıyor. Ama ihtisas süresinin yarısı Kıbrıs’ta yapılıyor. İkinci periyodunu da Türkiye’de hangi hastanede yapacağı TUS sınavı kazanılırken belirtiliyor

 YDÜ İÇİN ÖLÇÜT YOK: Dr. Gürkut: Türkiye’de ve KKTC devlet hastanesinde uzmanlık için önce TUS sınavına giriliyor. YDÜ’ye verilen uzmanlık yetkisinde sınavı kimin yapacağı, eğitimin standardının ne olacağı konusunda hiçbir kriter konmadı. Bu kabul edilemez. Bir standart ve ölçü olmalı

 

Pınar BARUT

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) ve dünyadaki tıp otoritelerinin, her 2 milyonluk nüfusa 1 tıp fakültesi önerilerine rağmen, nüfusu yarım milyon dahi olmayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, 7 üniversiteye tıp fakültesi kurma izni verildi.

Tıp fakültesi eğitimi bittikten sonra alınan ihtisas eğitimi ise bambaşka bir önem kazanıyor. Ülkemizde, ihtisas eğitimi, yarı zamanlı olarak, sadece Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde veriliyor. İkinci yıldan sonra ihtisas eğitimi alan hekim, Türkiye’ye gidiyor ve ihtisasını burada bir klinikte tamamlıyor.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin, dün gerçekleştirdiği eylemde, YÖDAK’ın önüne siyah çelenk bırakmasıyla gün yüzüne çıkan tartışma, Yükseköğretim Kurumları Denetleme ve Akreditasyon Kurulu YÖDAK, ülkemizde tıp ihtisası lisansının veren tek yetkili organ olduğunu, ancak bu izni verebilecek yeterliliğe sahip olmadığını gözler önüne serdi.

KTTB Başkanı Dr. Özlem Gürkut’un Havadis’e yaptığı açıklamaya göre, OECD’nin ve dünyadaki tıp otoritelerinin önerilerine rağmen, geçtiğimiz günlerde Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne, ihtisas lisansı verildi.

Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı, sorumluluk almamakla suçlayan Dr. Gürkut, tıp eğitiminin diğer eğitimlerden daha farklı olduğunu söyleyerek, bu eğitimde gerekli olan malzemenin ‘insan’ olduğunun altını çizdi.

Bunun parayla satın alınabilecek bir malzeme olmadığını hatırlatan Dr. Gürkut, “Bu iş öyle basit değil” diyerek, sorumluların silkinip kendilerine gelmelerini, YÖDAK’ın da, bu sorumluluğu Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’yle paylaşması gerektiğini belirtti.

Dr. Gürkut: Tıp eğitiminin malzemesi insandır. Parayla satın alınamaz

Kıbrıs Türk Tabipler Birliği’nin, dün YÖDAK önünde gerçekleştirdiği eylem, ülkemizde verilen tıp fakültesi lisanslarının yeterliliği konusunda yaşanan olumsuzları ortaya koyarken, devletin yetkili organlarının, tıp eğitimini ne kadar basite aldığını da gözler önüne serdi.

Konuyla ilgili Havadis’in sorularını yanıtlayan, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Özlem Gürkut, dünyadaki sağlık otoritelerinin, çok önemli önerileri olduğundan bahsederek, “Yeterli standart, tıp eğitimi için o bölgede en az 2 milyon nüfus olmasını ön görüyor. Amaç, bu nüfus içinden çıkacak hasta çeşitliliğinin, öğrenciler için yeterli olması” dedi.

Tıp fakültelerinin kurulması ilk söz konusu olduğu zamanlarda da, Kıbrıs Türk Tabipler Birliği’nden, uyarılar yapıldığını, bu konuda sıkıntılar olduğunun ve ülkemiz açısından yeterlilik anlamında sorunlar yaşanacağının açıkladığını belirten Dr. Gürkut, “Ama buna rağmen 7 tane tıp fakültesi açıldı” dedi.

“Tıp eğitimi diğer eğitimlerden daha farklıdır, bu eğitimde gerekli olan malzeme ‘insan’dır” diyen Dr. Gürkut, bunun da parayla satın alınabilecek bir malzeme olmadığının altını çizdi.

Dr. Gürkut’tan yanıtlanması gereken sorular

Kendilerinin, henüz tıp eğitiminin yetersizliği üzerine endişeler yaşarken, aniden ihtisasla ilgili de bir duyum aldıklarını söyleyen Dr. Gürkut, ülkemizde sadece Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde ihtisas eğitimi verildiğini hatırlatarak, “Kabul edersiniz ki, devlet hastanesinde, diğer özel ve üniversite hastanelerine oranla, daha çok hasta var. Ama devlet hastanesindeki ihtisas eğitimi de yarı zamanlı olarak veriliyor. Öğrenci, Türkiye’de gidip, diğer 2 yılını da orada tamamlıyor” dedi.

Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne de ihtisas eğitimi için lisans verildiğini dün öğrendiğini belirten Dr. Gürkut, YÖDAK’a seslenerek, “Siz bu değerlendirmeleri yaparken bizimle istişare etmiyorsunuz. Kaç kliniğe ihtisas yetkisi verdiniz? Hangi kriterlere göre bu yetkileri verdiniz? Denetlemeyi kimler yapacak?” diye sordu.

Dr. Gürkut, Türkiye’de ve KKTC devlet hastanesinde uzmanlık eğitimi için önce TUS sınavına girildiğini, YDÜ’ye verilen uzmanlık yetkisinde ise sınavı kimin yapacağı, eğitimin standardının ne olacağı konusunda hiçbir kriter konmadığını belirtti. Çünkü, YDÜ Kıbrıs vatandaşı olan tıp fakültesi öğrencilerini, kendi bünyesinde yaptığı bir sınavla kabul ediyor. Türkiye’deki Tıp Uzmanları Kurulu ise bunu kabul etmediği için, hekimleri Tıp Uzmanlık Sınavı’na almıyor.

Dolayısıyla, ihtisasını Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayan hekimler, KKTC dışında sağlık hizmeti veremiyor.

Ülkemizde, Doğu Akdeniz Üniversitesi hariç diğer tüm üniversitelerin, özel üniversite olduğunu, bunun anlamının da ücretli hastalar demek olduğunu söyleyen Dr. Gürkut, ülkenin nüfusunun hali hazırda zaten yetersizken, buralardaki hasta sayısının ihtisas için daha da yetersiz olduğuna dikkat çekti.

Dr. Gürkut, “Bu hastanelerde yetişecek öğrencilerin ihtisas alması durumunda, ciddi bir tecrübe yetersizliği olacak” dedi.

YÖDAK uyarıları takmadı

Kıbrıs Türk Tabipler Birliği olarak, YÖDAK’la, basına yansımayan görüşmeler yaptıklarını ve uyarılarda bulunduklarını ama YÖDAK’ta, ‘Ben bu izni veririm, benim yetkimdedir’ havası olduğunu söyleyen, Dr. Özlem Gürkut, ihtisas izninin verilmesi konusunda, söz sahibi olmaları gerektiğini belirtti.

“YÖDAK’ın tek başına bu izni vermesinin doğru olmadığını anlattık. Onlarda bize, ‘Önce, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı ön izin veriyor, sonra talep bize geliyor, biz de değerlendiriyoruz. Kriterler yerine getirilmişse, izin veriyoruz’ dedi” diyen Dr. Gürkut, yasal olarak iznin verilmesinin YÖDAK’a bırakılmış olmasına rağmen, yetersizdir olduğunu savundu.

Dr. Gürkut, “Bu bir hekim çalışmasıdır. Bu eğitim de fakültede değil, hastanede verilir” dedi.

Sağlık Bakanlığı sorumluluktan kaçtı

Sağlık Bakanlığı’nın da, bu konuda hiç ortada görünmediğini öne süren Dr. Gürkut, bakanlığın durumu, ‘YÖDAK beğenmediyse, izin vermesin’ gibi basit gördüğünü söyledi.

“Biz bakanlığı da uyardık. Bu eğitimler, hastalara tedavi uygulaması esasına dayanıyor, bunu denetleyin dedik. Üstelik bu kişilerin hastaya dokunabilmesi için Kıbrıs Türk Tabipler Birliği üyesi olması gerekiyor” diyen Dr. Gürkut, Sağlık Bakanlığı’ndan konuya ilişkin hiç bir ses çıkmadığını belirtti.

Nüfus kritik öneme sahip

Konuyla ilgili, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığına da gittiklerini belirten Dr. Gürkut, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın da, tıp eğitimi konusunda, üzerlerine düşen sorumluluğun farkında olmaları gerektiğini söyledi.

Dr. Gürkut, “Silkinip kendilerine gelmeliler. YÖDAK’da bu sorumluluğu bizlerle paylaşmalı” dedi.

İhtisas eğitimi alan bir hekimin, uzmanlığı, bir ameliyatı izleyerek öğrenmeyeceğini, örneğin genel cerrah olacak her bir ihtisas öğrencisinin, birebir ameliyatlar yapması gerektiğini söyleye Dr. Gürkut, bu eğitimin, birebir pratik tecrübeye dayalı olduğunu, bu yüzden çok fazla tedavi ve ameliyat gerektiğini bakanlığa anlattıklarını belirtti.

Dr. Gürkut, “Özellikle ihtisas daha da mesleki bir uygulamadır, çok sakıncalı olacak dedik. Nüfusumuzun yeterli olmamasından dolayı, yeterli tecrübeye sahip olmayacaklar” dedi.

Standart, ölçüm, seçim ve denetleme

Verilecek tıp fakültesi izinlerinin, bir uzmanlık kurulu oluşturularak kararlaştırılması, standartlarının oluşturulması ve değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Gürkut, bu programa alınacak öğrencilerin de merkezi bir sınavla alınması gerektiğini belirtti.

“Türkiye’deki TUS (Tıpta uzmanlık sınavı), dünyanın birçok ülkesinde uygulanan merkezi sınav örneklerinde olduğu gibi kararlaştırılması gerektiğini söyledik” diyen Dr. Gürkut, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın kendilerine, ‘Biz ön izin veriyoruz. Şartlar uygun değilse, bizden sonra YÖDAK izin vermeyebilir’ diyerek sorumluluğu üzerlerinden attıklarını savundu.

“Bu iş o kadar basit değil”

YÖDAK’ın, yasa maddesinin bir yerinde ‘Tıp ihtisas izinleri verir’ gibi altı boş bir cümleye dayanarak bu izinleri verdiğini söyleyen Dr. Gürkut, “Peki, neye göre? Nasıl karar veriyor? Nasıl denetliyor? “ diye sordu.

Bunu anlatamadıkları için eylem kararı aldıklarını belirten Dr. Gürkut, Kıbrıs Türk Tabiğleri Birliği ile görüş alışverişi yapmaya dahi hazır olmadıklarını söyleyerek, “Ama bu iş o kadar basit değil” dedi.

Dr. Gürkut: Örneğin Türkiye’de, Tıpta Uzmanlık Kurulu var. Bu kurulun belli kriterleri var. Birebir denetleme yapıyorlar ve öyle izin veriyorlar. Sonra da yaptıkları merkezi sınavla, YÖK, hangi yeterlilikteki kişilerin buralara kabul edeceğini belirliyor. Biz de kurul yok, sadece YÖDAK var. Üstelik içinde hiçbir sağlıkçı da yok. Kim denetleyecek verilen yetkiyi? Üstelik bu yetki, sadece yeterlilik anlamında da değil, ülkenin ihtiyaçları belirlenerek de kullanılmalı. Kaç hekime ihtiyacımız var mesela? Kontenjanları da buna göre açmak gerekir

“Derdimiz üniversitelerin kendisi değil”

Dr. Gürkut son olarak, dertlerinin üniversitelerin kendisi olmadığını belirterek şunları söyledi: Biz devlet hastanesindeki ihtisaslar için de belli standartlara bağlı eğitim verilmesi noktasında sıkıntılar olduğunu söylüyoruz. Buralarda verilen eğitimlerinde bir programı yok. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ni kurtaran tek şans da, ihtisas yapan hekimin, ikinci yılında Türkiye’ye gidip, ihtisasını orada tamamlayıp gelmesi. Derdimiz, ülkeye uzman hekim yetiştirileceği zaman yeterli eğitim ve donanımda olsun. Eğitim eksikliğinden dolayı bir risk altında kalmayacak şekilde uzmana hekim yetiştirmek için söylüyoruz bunları

 

 

Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar