Bu da sendikanın savunması…

1 Eylül 2018 Cumartesi | 10:27
Köş, Moreket

Sendikaların ek mesai kesintilerini protesto “eylemi” sona erdi deniyor. Bir kısım sendikalar, hükümetle yasanın öngördüğü ödenekler ve Eylül-Aralık dönemi için yüzde 15 kesintide anlaşmışlar. Ancak bu kriz döneminde gösterdikleri tutum bir kenara yazıldı. Salim kafayla oturup, zaten acı çeken toplumun verdiği tepkiyi değerlendirmelerinde fayda var. Yaparlar mı dersiniz? Pek sanmıyorum. Neden mi? Hükümetle uzlaşanlar arasında  isimleri açıklanmayan Hava Kontrolörleri Sendikası’nın önceki gün bana gönderdiği mesaja bir bakın. Kullandıkları alaycı ifadeler ve bir sendika olarak, kendi çıkarlarını nasıl  toplum çıkarlarının üstünde tuttuklarının bir metni bu. Savunmaları tek; “bizim ek mesailerimiz kesilmesin, tüm memurdan kesinti” yapılsın… Ben iddialarımın arkasındayım. Ancak, bilgi kaynaklarımı, hele de bu ortamda deşifre etmeye hiç niyetim yok. Kanıtsa, iş yerlerindeki ek mesai listeleri.. Buna şöyle bir göz atmak kafi. Aslında kendileri de biliyorlar ya, boşverin, okuyun ve siz karar verin.

 

“Sn. Mehmet MOREKET;

29.08.2018 Tarihinde yazmış olduğunuz yazınızda Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası’nın isimini kullanarak yanlış iddialarda bulunduğunuzdan dolayı cevap hakkımızı elbette kullanarak birkaç noktaya değinmek isteriz. Ayrıca bu yazımızı köşenizde de yayınlarsanız memnun oluruz;

“Ek-mesai için deli olanlar” başlıklı yazınızdan anladığımız üzere,  yazınızı yazmadan önce, arşivlerinizi karıştırıp bayağı bir araştırma yapmış ve Hava Trafik Kontrolörleri Sendikasının  ek-mesai sisteminde bugünkü durumlara gelinmemesi için personel alımı amacıyla 2014 yılında grev yaparak ardından zamanın Hükümetiyle protokol imzaladığını kesinlikle bulup okumuşsunuzdur. Ayrıca yine eminiz ki Sendikamızın, Hükümetten şu anki talebinin; planlanan tasarrufun sadece vardiya çalışanları cezalandıracak şekilde değil tüm kamuya yansıtılacak şekilde yukarıdan aşaığıya doğru adilce uygulanması olduğunun da farkındasınız. Ayrıca yine çok eminiz ki “kulağınıza gelen fısıltılara” aldırmayıp yine gidip araştırarak öğrendiğiniz bu bilgiler ışığında, Hava Trafik Kotrol Şubesinde aylık çalışma listelerinin nasıl hazırlandığını ve göç yasasından giren arkadaşlarımızı da nasıl sömürdüğümüzü belgelere de dayanarak en ayrıntılı şekilde sadece siz biliyorsunuz. Yoksa aksi halde bizleri “ek-mesai için deli olmakla” nasıl suçlaya bilirdiniz? Bu çok büyük bir haksızlık olurdu değil mi?

Not: Siz ne zaman kulağınıza gelen dedikodularla değil araştırarak belgelerle yazmaya karar verirseniz bizler her türlü idianıza cevap vermeye hazırız. Vatandaş bunu da bilsin. Saygılar HTKS”.

 

 

DEVLET ADALETİ SAĞLAMAKLA YÜKÜMLÜDÜR…

Toplumsal sorun deyince, en çok sesi çıkanlar sendikalardır değil mi?

Değme siyasi partinin yapamayacağı eleştirileri yaparlar.

Ama menfaat ceplerine değdiği anda, ne toplumun çıkarı kalır, ne duyarlılık, ne ilkeler falan.

İşte tam da bunu yaşadık. Hükümetin aldığı ek mesai kararı tam bir turnusul kağıdı oldu. Herkesin rengi ortaya çıktı. Dahası, UBP döneminde Rumculukla suçlanan, her yaptıkları yerden yere vurulan sendikaların bu eylemi, yine UBP tarafından manşetlere çekildi. Ne çelişki.

Hükümet de baş edemedi, anlaşma yoluna gitti. Gerçi sendikalar da aralarında anlaşamadılar ve hala direneceğini söyleyenler de var ama göreceğiz…

Anlaşmanın uygulanacağını varsaysak bile, bu burada kalmamalı.

Ek mesai bir kara delik. Devletin üstünde ciddi bir yük. Özellikle bu son bir haftada öyle şeyler öğrendik ki, maaşı kadar ek mesai alanlar, mesaiye uğramadığı halde, hafta sonları, bayramlarda ek mesaiyi kendilerine yazan ağalar, toplum çıkarlarından çoook uzak sendikalar…

Tüm bu çarpıklıkların giderilmesi hem de süratle, ne düzenleme gerekiyorsa yapılması gereken bir noktaya geldik artık.

Kimse avantayı kendine hak görmesin. Kamuda avanta son bulsun. İstihdam mı yapılır, bir an önce gerçek manada bir kamu reformuyla ek mesailer sıkı denetime mi alınır, vardiya sistemi mi geliştirilir, ne yapılırsa bir an önce yapılsın.

Ülkede artık kamu eliyle dibe vuran adalet yerine gelsin.

Devlet bunu, kamuda çalışmayan ama devleti besleyen özel sektör çalışanına borçludur.

Hükümet de, gereğini yapmakla yükümlüdür. Yoksa “uzlaşı” adı altında attığı geri adımın bedeli ağır olacak…

YERİN KULAĞI VAR

BU KARARI KOPYALAYIN:

Türkiye hükümeti, döviz mevduatları vergi oranlarını artırdı, TL mevduatlarınınkini düşürdü. Hem elini taşın altına hiç koymayanları zorlayacak, hem de TL kullanımını teşvik edecek. Son günlerde KKTC’de de saygın ekonomistlerin yaptıkları öneriler arasındaydı bu. Hükümet öneri beklediğini söylüyordu, işte bu örnek Türkiye’den geldi. Hatırlayın, Yunanistan ve Güney Kıbrıs krizden 100 bin euro’nun üstündeki mevduatları traşlayarak çıkmıştı. Aklın yolu bir…

 

YAPTIKLARINIZ ORTADA:

UBP milletvekili ve Genel Başkan adayı Ersin Tatar, “sorunların aşılması ve istikrar içinde kalkınan bir KKTC için, güçlü bir UBP’ye ihtiyaç var” demiş. İyi de 35 yıl içinde en çok o koltuklarda oturan sizin partiniz oldu. Ya tek başınıza, ya da koalisyon olarak. Ülkenin geldiği bu durumdan partinizin hiç mi suçu yok. “Türkiye versin biz dağıtalım”dan başka ne verdiniz ki bu topluma…

 

SÖZLER HAVADA UÇUYOR:

UBP’de kurultay hesapları erken başladı. Kurultayı kazanmak ve Genel Başkan olmak isteyen bir adayın diğer bir adaya kendi leyhine çekilmesi karşılığında bakanlık sözü verdiği iddia ediliyor. Bakanlık pazarlığında henüz bir anlaşma sağlanmadığı da bize gelen bilgiler arasında. Bu iki güçlü aday arasındaki pazarlığın nasıl sonuçlanacağı merak ediliyor…

 

DURUN YAHU, BU NE ACELE:

KKTC üniversitelerine ayrılan kontenjanların yarısından fazlasının boş kaldığı görünüyor. Bunun üstünden yapılan yorumlar da gırla. Yahu kardeşim, her yıl böyle olmaz mı? 2017’de de 3 bin 151 kontenjan boş kalmış, sonradan tercihler ve yerleştirmelerle öğrenci sayısı 100 bini geçti. Bu üniversiteler, asıl yüklü öğrenciyi Türkiye’de kayıtlar kapandıktan sonra almaz mı? Ama yine de bu kulaklara küpe olsun, gecekondu gibi üniversitelerin açılmasına izin vermeye devam ederseniz sonu hüsran olacak bilesiniz…

 

KAHRAMANLIK BU KADAR:

Dün kontak kapatma eylemi yapıldı. Başbakanlık önüdeki eyleme 2 otobüs 5-10 tane de araba destek vermiş. Mağusa’daki eylemciler ise üstüne bir de trafik cezası yemişler. İşte bizim tepkimiz ancak bu kadar olur. Sosyal medyada eyleme destek verenlerin yarısı gelseydi, trafik felç olurdu ama, bizim kahramanlığımız sadece klavye üzerinden. İnanmayın siz o “battık, bittik” diyenlere. Hafta sonu yollara çıkın, meyhaneleri dolaşın adım atacak yer bulamazsınız…

 

ONLARA HALA CAZİP:

Akaryakıta yapılan okkalı zamma toplum genelinden büyük bir tepki gelirken güney komşumuz için ise hala cazibesini koruyor. Güneyde bir litre benzinin fiyatı 9,5 TL iken, okkalı zama karşılık bizde 5 TL’ ye yakın. Çarşı, pazar derseniz ha keza. Hayıf bize…

 

ZİRVEDEKİLER

Ali Kişmir (Basın Sen Başkanı) :UBP’nin her milletvekili ayrı bir açıklama yapıp hükümeti suçluyor ya, sanki kendilerinin ellerinde sihirli sihirli değnek var. Ya da bir sosyal medya kullanıcısının dediği gibi, bunlar acemi de kendileri savaş kazanmış mareşal… Ali Kişmir durumu güzel özetlemiş; “UBP’lileri dinledikçe sanki de 35 sene hükümette onlar değil de ben varmışım gibi geliyor ve ‘Neden bu söylenenleri zamanında yapmadım’ diye kendi kendime kızıyorum!”…

 

DİPTEKİLER

Görmedim, Duymadım, Bilmiyorum: Biz fazla mesai kavgalarıyla birbirimizi yemeye devam ederken, Girne’de düzenlenen ESKAD Üniversiteler Divanı ve Eğitim Programı için adamızda bulunan Milli Görüş Hareketi ile Anadolu Gençlik Derneği Karpaz’da Cihad Bayrağı açtı. Flama ve Bayraklar ile Kaplıca plajına gelen bir grup, plaja CiHAD, İLİM, İMAN yazan bayraklar açtı. Hükümetin bunlardan haberi var mı, eğer yoksa nasıl bir işlem yapmayı düşünüyor merak ettim…