Köşe Yazarları

Bu cezalar tahsil edilebilecek mi?


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 1 Mayıs’ta denetim yaptı. Açık olup da içeri bildirim yapmayana, kayıt dışı işçi çalıştırana ceza kesti.

Kesilen ceza toplamı 94 500 TL. Miktar size küçük gelebilir ama, bu denetimler artık sürekli yapılıyor ve hemen her seferinde benzer miktarlarda cezalar kesiliyor.

Bakanlık cezaları açıkladığında, hep beraber seviniyoruz “Nihayet denetim yapılıyor” diye. Ama meğer denetim tek başına yeterli olmuyormuş.

Hani diyoruz ya, ‘denetimlerle birlikte cezaları da artırın, başka türlü yola getiremeyeceksiniz’ diye. Bu durumda o da işe yaramayacak.

Çalışma Dairesi Müdürü Ergenç Semerci geçen gün Yenidüzen’e yaptığı açıklamada, en büyük sıkıntılarından birinin, kesilen cezaların tahsil edilememesi olduğunu söyledi. Yasalara uymadığı tespit edilen işveren, cezayı da ödemiyormuş. Bakanlık, tahsil edemediğini 30 gün içinde Vergi Dairesi’ne gönderiyormuş. Diyor ki Müdür Semerci; “Ondan sonrasını bilmiyoruz. Yetki ve sorumluluklarımız buna müsaade ediyor”.

2017’de kesilen cezanın sadece yarısı tahsil edilebilmiş.

2018 daha korkunç. Çünkü 2018’de denetimler arttı. İlk 9 ayda 1 milyon 379 bin liralık ceza kesilmiş, bunun  sadece 338 bin 665 lirası tahsil edilebilmiş. Dörtte biri… Devletin kaybına mı bakayım, vatandaşın keyfiliğine mi bakayım, sistemin bu yolla sürekli rayından çıktığına mı bakayım.

Resmen dingil kopmuş. Bizzat vatandaş tarafından…

“Madem peşine düşmezler, kessin cezayı, nasıl olsa ödemem” rahatlığı var.

Ve tabii, bu rahatlığın bir nedeni de, her birkaç yılda bir çıkarılan af.

Bazı durumlarda Bakanlık kendi tedbirini uyguluyor, kaçak çalıştırdığı tespit edilene, Geçici Çalışma İzniyle işçi getirme izni vermiyor, Teşhir ve Utandırma yöntemiyle işyerlerini deşifre ediyor falan. Ama bunu her konuda yapamıyor. Doğal olarak da bu yöntem de, kaytarmayı engelleyemiyor.

Devletin otoritesi yerle bir.

Eski bakanlardan Aziz Gürpınar ceza alacaklarının Kamu Alacağı’na dönüştürülmesini çare olarak gösteriyor. Oysa Kamu Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Yasa’nın 2. Maddesine göre, kamu kurumlarının kestiği “cezalar” zaten bu kapsamda. Üstelik zorla tahsilat yapma yetkisinde haciz de var, işletmenin iflasının istenmesi de. Sorun yine uygulamada. Siz hiç bugüne kadar devletin bu yönteme başvurup tahsilat yaptığını duydunuz mu? Varsa da istisnadır herhalde. Olsa bu rakamlar böyle büyümezdi.

Listeler Vergi Dairesi’ne gönderiliyor, orada da dosyalar birikiyor, bekle sırası gelsin, dava açılsın, sonuç alınsın.

Şimdi çok merak ederim 1 Mayıs’ta kesilen 95 bin lira nasıl ve ne zaman tahsil edilecek.

Kevgir gibi sistem mübarek, her yeri delik deşik, isteyen istediği boşluğu kullanıyor.

RUM ADALET BAKANI ZATEN ADALETİ ENGELLİYORDU…

Rum Adalet Bakanı Ionas Nikolau, ordu mensubu seri katilin öldürdüğü tahmin edilen ve kayıp olan kişilerle ilgili soruşturmada polisin yetersiz kaldığı iddiaları üzerine, istifasını verdi. Anastasiadis de yine aynı sebepten, Rum Polis Müdürü’nü görevinden aldı.

Normalde böyle bir davranış başka bir ülkede olsa, sorumluluk olarak algılanabilirdi. Medya yorumlarına baktım, herkes takdir etti.

Ama ben etmedim.

Aksine kendisini de, istifasını kabul eden Anastasiadis’i de iki yüzlü olmakla suçladım. Çünkü, bunun iç politikayla alakası vardı. Kendi toplumlarından gelen tepkilerle Bakan istifa etti, Polis Müdürü görevden alındı ama, başka bir konuda adaletin yerine gelmesini bizzat engellediler.

Hangi konuda? Adanın iki yanının suç cenneti olması konusunda.

Madem bu Bakan bu kadar cesurdu, iki taraf arasında suçlarla ilgili işbirliğinin engellenmesine de tepki koysaydı. Madem Anastasiadis adalete bu kadar inanırdı, suçluların serbest kalmasını sağlamasaydı.

Biri Adalet Bakanıydı, diğeri Cumhurbaşkanı ve adaleti engelliyorlardı.

Şimdi bu Rum seri katil de kazara kuzeye kaçmış olsa ne olacaktı? Kendi toplumlarına ne yanıt vereceklerdi? “Biz suçluların iadesine yanaşmıyoruz, onun için Türkler de bize adamı iade etmiyor” mu diyeceklerdi?

Keşke hiç olmazsa Bakan Ionas Nikolau, bu konuda da tavır koysaydı, belki o zaman istifası bir işe yarardı…

YERİN KULAĞI VAR

DEMEDİ DEMEYİN:

Bu hafta sonu iki konu çok konuşulacak. Birisi Halkın Partisi’nin yapacağı kamp, diğeri ise Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun aynı tarihte adaya gelecek olması. Her ne kadar Çavuşoğlu’nun ziyaret nedeni Küresel Gazeteciler Konseyi toplantısına katılmak olarak açıklansa da, aylardır bazı gazetecilerin yazdığı hükümet senaryoları yeniden gündeme gelecek. Bazı arkadaşlar, yine hükümet kurup, hükümet bozacak ve bu iki konu üzerinden senaryolar yazacaklar, demedi demeyin…

BAĞIMSIZ OLMAYAN ÖZGÜR OLUR MU:

Basın özgürlüğü günü de rutin mesajlarla geçiştirildi. Oysa KKTC’de basın, yasal anlamda özgür olmakla birlikte uygulamada yaşanan sorunlar ortada. Dahası ve bizim özelimizde en önemlisi, basının bağımsızlığı, yani finansal açıdan bağımsızlığı. KKTC medyasının sermayenin eline düşmesi, dolayısıyla özgürlüğünü kaybediyor olması konusunda İnsan Hakları Vakfı’nın açıklamasından başka bir endişe eden göremedim.. Birkaç seneye demokrasiyi de tehdit edecek bu olguyu, şu anda tüm politikacılar  görmezden geliyor. Acısını önce kendileri çekecek…

 

FENA MI OLDU:

Çalışma Bakanlığı’nın 1 Mayıs’la ilgili uygulamaları epey tartışmalara neden olmuştu. Bitti ve kurtulduk. Bakanlık 1 Mayıs’ta denetlediği 157 işyerinde 30 çalışanın kayıt dışı olduğunu tesbit ederek, toplam 94 500 TL tutarında idari para cezası kesti. Sadece 157 işyerinde 30 kaçağın olması yüzdeye vurulduğunda yüzde 20 gibi bir oran çıkıyor ki, bu da oldukça fazla. Ülkedeki binlerce işyeri denetlense bu hesapla ortaya inanılmaz bir rakam çıkar…

 

KORKTUĞUMUZ OLMADI:

Herkes Kıb-Tek’in gönderdiği faturları konuşuyor. Ve bakıyorum herkes şikayetçi. Dün de benim fatura geldi biraz da korkarak baktım, 226 TL gelmiş… Bir aydır çektiğimiz korkuya değmemiş. Ama sosyal medyaya bakıyorum bir ağlamadır gidiyor. El insaf be kardeşim, eleştirelim ama, sırf eleştirmek için de olmasın…

 

BELKİ BİR BAŞLANGIÇ OLUR:

Güney Kıbrıs’ta, dün 3 çocuğunu kaçıran Ürdün uyruklu 42 yaşındaki Sufian Mohammad Abdallah Marie, çocuklarıyla birlikte KKTC’de tespit edilip Barış Gücü aracılığıyla Rum Yönetimi’ne teslim edildi. Konu İki Toplumlu Suç ve Suçlara İlişkin Teknik Komite’nin bir başarısı ve tabii KKTC tarafının insani bakış açısıyla, adalet anlayışının sonucu. İşte iyi niyet, insani bir konu, ama bir cinayet için aynı yol izlenemiyor. Belki bu tavır, Rumları da utandırır…

 

YA ÇOCUKLARIN GÜVENLİĞİ:

Kar-İş öğrenci taşımacılığı konusunda Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptıkları görüşmelerde sonuç alamadıklarını belirtyerek Çarşamba günü süresiz greve gidip öğrenci taşımacılığını durudracaklarını açıkladı. Kar-İş’in talepleri arasında %30 artış da var. Yani iş dönüp dolaşıp paraya dayanıyor. Bu pahalılıkta haklılar belki ama, çocukları taşıdıkları otobüslerde çocukların güvenliklerini sağlayan, en basitinden emniyet kemeri gibi önlemler var mı diye sorsak ne cevap verecekler merak ederim…

 

ZİRVEDEKİLER

Rasıh Reşat: Önceki akşam BRT’de yayınlanan Basın Odası programında “normalleşme” konusu da tartışıldı. Normalleşmeyi, sadece adada bir çözüm şartına bağlayan teze eleştiriler getirildi, temel sorunlarımızın çözümle alakası olmadığı vurgulandı. Bu konuda meslektaşım Rasıh Reşat’ın bir sözü aslında çok şey anlatıyordu; “Çözüm olmadı diye ben bromatlı su içmek zorunda mıyım?”… Alın bunu daha pek çok sorunumuza adapte edin…

 

DİPTEKİLER

BMGK: BM Güvenlik Konseyi’nin görevi Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüm bulunmasına yardımcı olmaktır. Görünen o ki, bu misyonundan uzaklaşmış. Baksanıza Konsey son kararında, her iki liderin başarı olasılığına zarar verecek eylemlerden kaçınmasını tavsiye etmiş;  daha fazla güven artırıcı önlem alma ve bunları uygulama çağrısı yapmış. Onun dışında da bir sürü “umut” ifadesi var. Buysa, bunun için koskoca Konsey’in sözde çaba göstermesine, dünya kadar adam çalıştırıp masraf yapmasına gerek yok. Bu dediği, uluslararası ilişkiler, çözüme yardımcı bir misyon değil ki. Kapatsınlar bu defteri…

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı