İnsan memleketini sevmez mi? Sever de ya memleket kendini sevdiremiyorsa!.. 47 yıldır bu düşünce gelgitlerinde memleketin sadece siyasi çözümsüzlüğüyle değil… Mali ve idari yapısının bozukluğu.....
Sn. Tatar bir akşam yattıkta hikmetinden sual edemeyeceği bir rüya görür. Beyazlara bürünmüş ak sakallı yaşlıca bir Derviş, “Ey Tatarrr” diye çağırır Sn. Cumhurbaşkanını rüyasında.....
Sürekli tekrarlamanın ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Buna karşın değiştiremediğimiz siyasi kaderimiz, Yarattığı umutsuzluklar ve hayal kırıklıklarıyla birlikte ol alem devam ediyor! Ki bunlardan biri...
Gelecekleri bilemeyiz. Allah bize öyle bir özellik bahşetmedi. İyi ki bahşetmedi! Çünkü o “geleceklere” hükmetmek için değiştirmeye kalkar, istediğimiz gibi yönetme efkârında kendi irademizin egemenliğimize...
Geçmişte “kabadayılar” vardı. Sadece mahallenin değil, köyün kasabanın da sınırlarını aşan gözü pek insanlarıydılar ama ne durup durup celallenirler ne efelik tasalarlardı.. Yalana yeltenmez, haklıya...
Ortadoğu’da nüfusları kat katımızı aşan Türk toplulukları vardır. Irak’ta, Suriye’de mesela.. Hiç bir Türk topluluğu ne bizim kadar özgür ve egemendir ne devlettir! Bölgemizde, orta...
Yıllardır siyasi partiler oluşumlarının ne siyasi kader yolculuğumuzda ne sosyoekonomik kalkınma efkârımızda, yıllar itibarıyla hemen tümünün de iktidara gelip gitmelerine karşın etkin ve yetkin başarıları...
Eveleyip gevelemeden yazayım. Kıbrıs siyasi sorununa yönelik çözüm arayışları Türk tezi açısından tam bir çıkmaza saplandı! Şöyle ki AB ile Güney komşumuz Türkiye’ye rest çekerek...
Ersan Saner koalisyon hükümeti kendisiyle birlikte KKTC’i de kaotik bir ortama sürükledi. Şöyle ki önce “basiretli” oluş iddiasına tutun ki “biz en iyisiyiz” saplantısını ekledi!...