Sn. Tatar bir akşam yattıkta hikmetinden sual edemeyeceği bir rüya görür.
Beyazlara bürünmüş ak sakallı yaşlıca bir Derviş, “Ey Tatarrr” diye çağırır Sn. Cumhurbaşkanını rüyasında..
“Artık vakti zamanı geldi bu görev sana nasip kısmettir. Aç Maraş’ı!”
Sn. Cumhurbaşkanı neredeyse arşı alaya gidip gelmiş gibi heyecanla uyanır, “bismillahirrahmanirrahim” diyerek “hayırdır inşallah” düşüncelerinde titrer.
Yok, tefekküre dalmak için Beşparmak dağlarına çıkmaz, Cumhurbaşkanlığı makamına sığınır ve halkına şu açıklamayı yapar.
“Maraş’ı açıyoruz!” Ve Maraş açılır!
***
TABİ ki yok öyle rüya!
Fakat sanki öyle bir rüya varmış gibi açıldı Maraş.. Ve kısa sürede, kucağımıza alıp emzirdiğimiz, ninniler söyleyip salladığımız, Kıbrıs siyasi sorununa eklenen nur topu gibi yeni bir sorun olarak kattık Kıbrıs siyasi sorununa!..
Ki siftah bismillah Maraş’ta mülkü olan Rumlar, yüzler binlercesiyle kullu makka TMK’ nu dava etmeye hazırlanıyorlar..
Öte yandan Rum hükümet sözcüsü de yaptığı açıklamada Maraş’taki mülkleri için Taşınmaz Mal Komisyonuna müracaat edilmemesini duyurdu!
***
EĞER, “Maraş zaten bizimdi” diyen Sn. Sn. Tatar ve kafadarları bu “açılmayı” bir akşam rüyasına dayanarak gerçekleştirmemişlerse ki Türkiye’nin onayını mutlaka almışlardır; inanmak isteriz ki önceden hazırlanan “planlar, programlar, tasavvurlar” vardır..
Mutlaka diyoruz uzun süre TC-KKTC bilirkişilerince tartışılmış, açılması halinde nelerin nasıl gerçekleştirileceği ne yapılacağı bircik bircik planlanıp programlanmıştır…
Hatta Rum dolaysısıyla BM’ler ve AB’nin de tepkileri düşünülerek, onların da ağızlarını kapatacak makul, anlaşılır ve barışçı cevaplar hazırlanmıştır..
Yani akıl mantık diyor ki öyle olmalıdır! Ki şimdilerde sahil şeridinin açıldığı Maraş’ın 1974’den beridir zaten açık olan bölge ve mahalleleri bile öncesi çözüm planlarına “iade edilecekler” kaleminden girmişlerdir!..
***
NEDEN MARAŞ? Neden lafını “konu” yapıyoruz? Çünkü “çözüm yolundaki kozlardan birini daha tepeledik!”
Artı “sosyo ekonomik” yönden de iki arada bir derede kalacağımız tatsız bir “iskân sorunu” yarattık..
Hâlâ “Maraş’ın hangi plan ve Program dahilinde açıldığını ise” kimse bilmiyor.
Asla bir siyasi soruna bir faydası olmayacak “Maraş’taki Evkaf mallarına” sığınarak açmışsak ve Maraş’a bu nedenle “bizimdir” diyorsak sorun daha da büyük demektir.
Çünkü bu adada bugüne kadar “Evkaf mallarına” yönelik ne bir dava kazandık ne de iki ayrı bölge gerçeğinde ve bundan sonra kazanabileceğimiz ihtimali vardır!
Yıllar yılı sürecek türlü çeşitli ve uluslar arası mahkemeler söz konusu olsa da bir yandan “iki ayrı devlet” savunulurken, ötede Rum tarafındaki Evkaf mallarını gündeme getirmek sadece “çözümsüzlüğü” besleyen pek çok soruna bir yenisini eklemekten başka bir şey değildir.. ***
ÖTE YANDAN: İştah kabartan oteller bölgesinin “TC’li iş insanlarına tahsis edileceğini yada mevcut hükümetlerin partizanca misyon ve meşreplerine göre “dağıtılacaklarını” da “zannetmek” istemiyoruz..
Ki 1974’den beridir Kuzey böyle yağmalanmıştır!
***
ÇOK KISACA: Eğer başımıza Maraş sorununu açmışsak; aslında açmadan çok önce tarağını da hazırlamamız gerekirdi ama bugün anlıyoruz ki bir rüyanın sonucuymuş gibi açılan Maraş, başımıza yeni bir dert olma yollarında hızla ilerliyor!
Eğer “Rum-Yunan ikilisiyle baş başa kalacağımız siyasi ortamlar söz konusu olsaydı belki sorunları hallederdik ama artık Kıbrıs siyasi sorununu resmen yüklenmiş Avrupa Birliği ile uzaktan tehditlerde bulunan Biden’li bir de Amerika vardır!
İnanmak isteriz ki yaratılan sorunların çözümü, şu sıralarda Türkiye’nin dünyanın her yanında takdirlere mazhar olan SİHA’larına kalmaz!
***
KISACA TAKILDIKLARIM:
Buraya kadar gelmişken Erdoğan’ın 27 Temmuz’da KKTC’i ziyaret edeceğini, çok ama çok önemli açıklamalarda bulunacağına yönelik haberlere de bakalım!
Ne olabilir bu “çok önemli açıklamalar?” Yoksa Türkiye Doğu Akdeniz’de KKTC’nin de hakkı olan parsellerde petrol rezervlerine mi ulaştı? Erdoğan bunu mu açıklayacak? Hadi yavu! İster misiniz Petrol devleti” olalım!
Yoksa Maraş’ın resmen iskâna açılacağının haberini mi verecek?
Yoksa KKTC’nin TC’e entegre olacağını, belirli sürenin sonrasında da resmen vilayeti olarak kayda geçirileceğini mi açıklayacak? (İşte buna “aman ne iyi olurdu” diyorum. En azından seçmen her yıl seçim sandıklarına koşturmaktan kurtulurken, parasız kalındığında da ikide birde Ankara’ya uçulmaz! Kaldı ki ispatlı ve şahitlidir artık biz bizi yönetemiyoruz! ***
BAŞKA: Sonunda YDP de aslına rücu etti. Ki yıllardır öteki partiler amipler gibi bölünüp yeni partiler doğururlarken YDP yekpare taş gibi kaldıydı aralarında. Sonunda o da bölündü hak yerini buldu!
Ve bir bölündü pir bölündü..
































