Köşe Yazarları

Anastasiadis’in provokasyon operasyonu…


Anastasiadis’in Türkiye ile aralarında bir “çatışma ihtimali yönünde çıkan haberlere yönelik olarak “Konuşmalarda tonu düşürün” açıklaması ilginç bir vurgulama.

Hemen arkasından Rum Savunma Bakanı Savvas Angelidis’in, şu an için Türkiye’yle sıcak temas açısından bir risk olmadığını söylemesi de bunun bir devamı.

Türkiye-Libya anlaşması üzerine Türkiye-Yunanistan’ın karşı karşıya geleceği, suların ısındığı haberleri çıktı da, Güney Kıbrıs’a ne oldu diye soruyor insan.

Durduk yerde içinde “çatışma” geçen haberler çıkması kadar, “böyle konuşmayın” diye dikkat çekilmesi de önemli.

Benim anladığım uluslararası örgütlerden beklediğini bulamayan Anastasiadis şimdi bir algı oyununa başlamış.

O “Yok öyle şey, çatışmadan falan bahsetmeyin” diyecek, siz “hazır olun” anlayacaksınız.

NATO Genel Sekreteri Stontelberg bir süre önce “NATO’nun rolü uluslararası meselelerde tavır almak değil” dedi.

Ardından, önceki gün de BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki Özel Temsilcisi Elisabeth Spehar, Türkiye ve Güney Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’deki enerji rezervleriyle ilgili ihtilafının BM’yi ilgilendiren bir konu olmadığı açıkladı.

Her iki kapının da yüzlerine kapandığının işareti.

Gidecek tek yerleri AB.

Ancak AB ülkeleri bireysel olarak Türkiye aleyhine açıklamalar yapıyor olsa da, iki yıldır tüm uğraşlarına rağmen AB organlarından ortak bir yaptırım kararı çıkartamadılar.

Önümüzdeki günlerde bir kez daha konuyu AB zirvesine taşıyacaklar ancak, Rum basınından anladığımız kadarıyla, umutsuzlar.

Şimdi Anastasiadis, resmen çamura yatıyor.

“Türkiye’nin istediği meydan okuma sürecini takip etmeyelim, tabii planlamaları (Türkiye’nin) göz ardı edilmeksizin, uluslararası meşruiyet çerçevesinde gerekli ve zaruri önlemler alınıyor” sözleriyle, aslında provokasyon yapıyor.

Mağdura oynuyor, tehdit algısı yaratmaya çalışıyor. Türk Dışişleri Bakanı’nın Rum Yönetimi hariç Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerle anlaşabileceği, Rum kesiminin Kıbrıs Türk halkıyla, Yunanistan’ın da Türkiye ile iş birliği arayışı içinde olması gerektiği vurgusuna ve uluslararası örgütlerin sürekli olarak uzlaşma çağrıları yapmasına rağmen.

Bir yandan silahlanma bütçesini artırması, ABD silah ambargosunun kaldırılması talepleri, Lefkoşa surlar içinde silahlı asker, polis devriyelerini başlatma haberleri, operasyonun parçaları.  Hatta AKEL, bu devriye işini, kasten yayılan gerginlik haberlerine bağlıyor ve yaratılmak istenen algının oradaki gerçeklerle ilgisi olmadığını açıkça söylüyor.

Anastasiadis bir kez daha kendi halkına “Türk tehdidi” korkusu veriyor…

Tarihlerinde birçok kez yaptıkları ve ada halkına yazık ettikleri çılgınlıkları gibi.

Hidrokarbon işleri ileri gittiğinde, soruna hukuki bir çözüm bulunması gerekeceğini tahmin ediyorduk. Sanırım o günler geldi.

Buna bir de Rumların yoğunlukla kuzeye geçişlerinden duyduğu rahatsızlığı ve Nisan sonrasında başlaması muhtemel görüşmeleri ekleyin…

Anastasiadis’in kızgınlığı bundan.

Yazık! Dilerim Kıbrıs Rum halkı ve uluslararası camia, oynamaya çalıştığı oyunu görür…

YERİN KULAĞI VAR

BİRAZ ZOR:

Son zamanlarda UBP-HP hükümetiyle ilgili ciddi iddialar ortaya atılıyor. İkili arasında bazı konularda ciddi görüş ayrılıkları olduğunu biliyoruz. Birçok kişi hükümetin cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce veya sonrasında bozulacağını söylüyor. Seçimden önce bozulması imkansız gibi. Seçim sonrası için tek alternatif ise UBP-DP-YDP koalisyonu. Ancak toplam sayıları 26 eder. Özgürgün’ü saymazsak sayı 25’e düşüyor ki, güvenoyu bile alamazlar. Özersay’la kavgası olan Özgürgün’ün oylamaya katıldığını varsaysak bile, 26 sayısıyla hükümetin sağlıklı yürümesi oldukça zor. O zaman geriye tek alternatif kalır, o da erken seçim…

KISASA KISAS:

YDP Başkanı Erhan Arıklı, “Partiye çok ciddi flaş transferlerimiz var. Onları şu anda açıklamıyoruz, çünkü özellikle iktidarın büyük partisinde ciddi birtakım sıkıntılar yaratabilecek transferler bunlar. Şu anda UBP’nin bir iki milletvekili bizim partimizden aday olabilir. Eski bakan olan. Çok ciddi transferlerimiz olacak. En soldan en sağa kadar çok ciddi sürprizlerimiz olacak” diyerek UBP’ye göz dağı verdi. Arıklı’nın bu iddiaları doğru mu bilemem ama, geçtiğimiz günlerde YDP’den ayrılan bazı belediye meclis üyelerine yönelik siyasi bir manevra olabilir gibi geliyor bana…

GÖREV SAYIŞTAY’IN:

Vakıflar İdaresi, Ombudsman raporuna yanıt verdi. Kiracı Vakıflardan kiraladığı mülke inşaat yapmış, kirasını ödeyememiş. Vakıflar o inşaatın parasını ödemiş, Mağusa’ya kreş kazandırılmış. Ancak Ombudsman raporunun trik noktası bu. Kiracı ile yapılan sözleşmede ‘Kira Sözleşmesinin herhangi bir şekilde feshedilmesi halinde, gerek yapmış olduğu herhangi bir masraf karşılığı olarak gerekse herhangi bir surette mal sahibinden bir talepte bulunamayacağı’ belirtiliyor. Ombudsman da bunu “yetkisizlik” olarak niteliyor. Bu raporun bir yaptırımı yok. Ancak AKSA konusunda güncel bir denetim yapan Sayıştay’ın bu konuda da derhal bir rapor hazırlaması gerekmiyor mu? Vakıflar ve Din İşleri Dairesi, Sayıştay’ın denetimine tabi bir kurum…

KAPILAR BİR BİR KAPANIYOR:

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki Özel Temsilcisi Spehar, BM’nin  Türkiye ile Güney Kıbrıs’ın, denizdeki hidrokarbon kaynaklarına dair yoğunlaşan anlaşmazlığının çözümüne müdahil olmayacağını açıklayarak, “bu konuyu şimdilik mahkemelere ve başkalarına bırakıyoruz, müdahil olmak Genel Sekreter’e veya misyonlarına kalmış bir şey değil”  ifadelerini kullandı. Bu açıklama aslında Rum tarafının destek bulma umudunu taşıdığı bir kapıyı daha kapatmış oldu…

ONLARDA FAZLA, BİZDE AÇIK:

Tıpkı bizdeki gibi güneyde de bütçe görüşmeleri yapılıyor. Tek farkla bütçe görüşmeleri bizdeki gibi 10 değil, sadece 3 günde tamamlanıyor ve en önemlisi onların bizden yaklaşık sekiz kat fazla olan bütçeleri 700 milyon euro fazla verirken, bizde yaklaşık 500 milyon TL açık öngörülüyor. Hantal sistem bu olsa gerek.

ÜNİVERSİTELER VE ÜLKE SORUNLARI:

Üniversitelerin ülke sorunlarının çözümüne katkısı çok önemli. Bizde bunca üniversite var ama, katkıları sınırlı. Hatta galiba DAÜ dışında görüşü sorulan bile yok. Güney’de 6 üniversite, Vassiliko’da tartışmalı bir KİT olan Çimento Şirketi’nin işletme modelini incelemeye karar vermiş. Keşke bizde de üniversiteler, Kıb-Tek’i, taşocaklarını, sağlığı, eğitimi, çevreyi ve diğer sorunlu kurumları, hatta kamunun yapısını inceleseler. Yanlışları bulsalar, öneriler yapsalar. Tabii talep, devletten gelmeli. O da iyileştirme niyeti varsa…

ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: “Önce soluk borusunu kestiler yüzü temiz, alnı açık, geleceği ışıklı umudun… Parti profesyoneli karıştırıcıların ayakları eksilmedi medya patronlarının tepesinden! Kumar baronlarının, bahis patronlarının, mafya eskilerinin gölgesine sığındılar…Bir elleri ana karada oldu, altın tepsi içinde sundular bu toplumun iradesini… Bir elleri lekeli paranın orta yerinde… Süslü lafların ve safiyane bakışların arasında katlediliyor masumiyet!…”.

 DİPTEKİLER

Anketler: İnanırsınız veya inanmazsınız ancak her seçim öncesi anket enflasyonu yaşanır, birileri malı götürür. Ciddi anketlere diyecek bir şeyimiz yok, ama son günlerde öyle ısmarlama anketler yapılıyor ki, pes artık dedirtiyor. Geçmişte nasıl düzenlendikleri bir bir ortaya çıktığı halde, hala bu yola başvuruluyor. Kendi çıkarları için istediklerini önde gösteren bu anketlere pek itibar etmeyin deriz. Unutmayın, en iyi anket sandıktır…

 


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı