EğitimKöşe Yazarları

Akıllı telefonların eğitimde kullanımı


İngiltere’den 2006’da ayrıldıktan ve 2019’da geri döndükten sonra dikkatimi çeken birkaç konudan biri de akıllı telefon kullanımıydı. Geçen 13 yıllık süre içerisinde artık trenlerde kitap okuyan insan sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı. Herkesin elinde bir akıllı telefon ve yolculuk boyunca telefonlarda gözünü ayıramayan insan kalabalığı gözümüze çarpıyor şu günlerde…

Peki bu akıllı telefonlar bu kadar hayatımızın içindeyse, bu durum eğitimi nasıl etkiliyor diye bakmakta yarar vardır. OECD’nin  “Educating 21st Century Children: Emotional Well-being in the Digital Age” isimli raporunda 3-4 yaşındaki çocukların %10’unun kendi tableti olduğu belirtiliyor. Akılı telefon ve tablet kullanımı bu hızda giderse 0-1 yaş arasına kadar inebileceğini gösteriyor. Yine aynı rapora göre 12-16 yaş arası gençlerin %83’ünün kendi akıllı telefonu var. KKTC’de de durum bundan farklı olmasa gerek…

KKTC’de ve Avrupa’nın birçok ülkesinde okula cep telefonu getirmek yasak veya kullanımı okul tarafından kontrol altına alınmış durumda… Hal böyle olunca acaba; “bu akıllı telefonları eğitimde nasıl kullanabiliriz?” sorusunu kendimize sorma zamanının geldiğini düşünüyorum.

Şimdi düşünün ki günün önemli bir bölümünde akıllı telefonları elinden düşürmeyen çocukların, okulda interaktif olmayan, geleneksel öğrenme yöntemleri ile anlatılanları anlamasını veya o derse karşı ilgi göstermesini nasıl bekleyebiliriz ki… Bir de buna yaparak yaşayarak öğrenmenin de olmadığını eklersek, okulun çocuklar için ne kadar sıkıcı olduğunu varın siz düşünün.

Bir dönem ülkede okullara bilgisayar sınıfları yapılsın diye okul müdürleri ondan bundan para dilenirlerdi. Birçok okulda bu sınıflar yapıldı ancak teknolojinin hızına ayak uydurulamayınca eskiyen bilgisayarlar nedeniyle bu sınıflar da 10 yıl içinde önemini kaybetti ve bir bir ortadan kalktı. Sonra tabletler eğitimde kullanılabilir mi? diye düşünüldü ve bazı özel okullarda kullanılmaya başlandı. Türkiye’de de okullara tabletler dağıtıldı ancak bir süre sonra bazı çocukların ekonomik sıkıntılar dolayısı ile tabletleri sattığı anlaşılınca bu uygulamadan da istenilen verim alınamadı.

Gelelim akıllı telefonlara… Acaba bu akıllı telefonları okullarda yasaklamak yerine kullanmayı denesek ne olur? Aslında akıllı telefonların okullarda kullanılması ile ne gibi yararları olabileceğine kısaca bakmakta yarar var.

Bir kere bilgisayar ve tabletlerde yaşanan eskime durumu yaşanmayacak. Öğrencilerin cihazları genellikle son teknoloji ürünüdür ve okulların kendi teknolojilerini yenilemelerine gerek kalmayacak. Okulların teknolojiye harcayacağı kaynak da azalmış oldur. Kabul etmemiz gerekir ki öğrenciler akıllı telefonları ders kitaplarından fazla sevmektedir. Bu akıllı telefonlar öğrencilerin bu cihazları doğru ve uygun kullanmalarını öğretmek için fırsat sağlar. Öğrenciler kendi cihazlarıyla okul dışında da öğrenmeye devam ederler. Öğretmenler aileler ve öğrenciler ile önceden olmadığı kadar etkileşimli hale gelir ve iletişim içerisinde olur. Öğrenciler bu tür cihazları ve teknolojiyi severler ve bu nedenle öğrenmeye ilgilerini artırabilir. Çocukların vücut yapısını bile bozacak düzeyde ve ağırlıkta olan okul çantalarının da hafiflemesine neden olur.

Dolayısı ile demem odur ki bu akıllı telefonlardan korkmak yerine eğitimde bu cihazları kullanıp nasıl yarar sağlayabileceğimizi tartışmamız gerekir. Sürekli bir şeyleri yasaklayarak sonuca varıldığını ve öğrenmeye yardım ettiğini gösteren çok fazla örnek yok. Ünlü düşünür Jiddu Krishnamurti der ki; “öğrenme için özgürlük ve merak gerek”. Tam da bu yüzden yasaklayarak öğrenmeyi sağlayamayız.

Bu akıllı telefon meselesi önemli, yeniden düşünmekte yarar var.



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı