Köşe Yazarları

TÜKETİMLE İLİŞKİMİZİ GÖZDEN GEÇİRMELİYİZ







İnsan yaşamak için ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Bu nedenle çaba gösterir.

İhtiyaçlara ulaşabilmenin kolaylaşması tüketime teşvik ediyor ve tüketim alışkanlıkları da hızla değişmeye devam ediyor.

Fransız felsefeci ve toplumbilimci Jean Baudrillard “Tüketim Toplumu” kitabında “Tüketim bizim sadece neslelerle olan ilişkimizi anlatmıyor, tüketim bizim dünyayla kurduğumuz ilişkiyi genel olarak kültürel ve ekonomik sistemin bize dayattığı bir yaşam biçimidir” diyor.

Demek ki artık tüketim, sadece ihtiyaçları karşılamak değil, kendimizi ifade etmek ve ürünler aracılığı ile kişilik oluşturma çabasıdır. Baudrillard burada tüketimin ekonomik boyutu yanında sosyal ve kültürel bir olgu olduğuna da vurgu yapmaktadır. Burada tüketici sistem karşısında zayıf konumdadır. Bu noktada bizim tercihler yaptığımızı söylemek doğru olur mu? İnsan ciddi bir dayatma ile karşı karşıyadır.

Tüketimin yaygınlaşması ve artması, toplumsal açıdan gelişme ve mutluluk getirir diyenlere nasıl karşı çıkabiliriz? Bugün dünyanın birçok yerinde yaşanan tüketimin yarattığı tahribatı mutlaka tartışmalıyız. Tüketimin insanları yozlaştırdığını, insani değerleri yok ettiğini, toplumun gerçek kimliğini kaybetmeye ve sömürülmeye mahkum hale getirdiğini söyleyenler de var.

Artan malların ve donanımların üretilmesi süreçleri ciddi zararlara yol açmaktadır. Bunlar, bugün yaşadığımız iklim krizi, çevrenin tahrip edilmesi, havanın ve suyun kirlenmesi, doğal alanların tahribi, trafik ve diğerleridir. Bu zararlara kültürel zararları da ekleyen Baudrillard, sansasyonel basının, kötü bir filmin, iç karartıcı bir konut topluluğunun etkilerini kültürel zararlar olarak değerlendiriyor.

Tüketen insan bugün istediği ürüne ulaşmak için değer ve ilkeleri göz ardı etmeye başlamakta ve bu duruş toplumsal bozulmaya götürmektedir.

Bu yazı, kapitalizmin bir başka dramı olan aç insanları yani tüketim ile ilişkisi bir tarafa yeterli beslenemeyen ve zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılayamayan insanları elbetteki gözden kaçırmaz. Bugün dünyada 1 milyar insan açlık çekmekte ve yüzbinlerce çocuk da açlıktan ölmektedir. Ancak her yıl 990 milyar dolarlık gıda artığı çöpe gidiyor. Dolayısıyla bir tarafta tüketim çılgınlığı diğer tarafta açlık.

KIBRISLI TÜRKLER TÜKENİYOR

Kıbrıslı Türkler tüketim toplumu kavramının kapsamı içerisine girer mi? Modernleşme evrelerinin çarpık bir şekilde yaşandığı ülkemizde küreselleşmenin bize kadar ulaştırdığı nesneler ile çok yoğun ilişki içerisindeyiz.

Hem yeni yaşam koşulları hemde tüketim olgusunun değişimi ile yerel kültürümüzle olan bağımız her geçen gün zayıflıyor.

Ürettiğinden fazla tüketen Kıbrıslı Türkler, gelirinden fazla harcama yapıyor, mali geleceğini kredilerle ipotek altına alıyor. Haliyle binlercesi de icra davalarına muhatap oluyor.

Altı kişilik bir ailede yaşadım. Gelirin tamamı nerdeyse zorunlu ihtiyaçlara gidiyordu. Yani yiyecek içeçek ve ev kirası. Kısmen de giyecek. Şimdi maaşımızın kaçta kaçı bunlara gidiyor?

Şimdi çocuklarımız veya gençlerimizin ciddi tehtid altında olduğu bir hususun altını çizmek istiyorum.  Telefon bağımlılığı. Sanırım internet ve teknoloji bağımlılığı da diyebilirim. Bu bağımlılık ile anti sosyal ve çevreye duyarsız bir nesil yetişiyor. Bu konuda önlem alabilme yetisine sahip olan aileler eğer kendileri de bağımlı değilse gerekli önlemleri almalıdır.

Özetle hepimizi sarmalamıştır tüketim kültürü ve onun bir parçası olan teknolojik nesneler.

Bu değişim ve dönüşüm gelişim midir? Bu yeni yaşam biçimini kabullenmek mümkün müdür?

Dünyamızı artık büyük şirketler idare etmektedir. Küresel Kapitalizmin katediği aşama bu. Menfaatleri için savaş dahi çıkarabiliyorlar. Maksat ürettiğini satabilsin.

Tüketimle sürdürdüğümüz ilişkiler süreç içerisinde sosyal ilişkilerimize yansıyor. İnsani ilişkilerimiz yerini nesnelerle ilişkilere bırakıyor. İnsanımız bencilleşiyor. Sadece kendi amacına odaklanan insanlar haline geliyor. Günaydın demekte zorlanan insanlar artmaktadır.

Farkında değiliz ama tüketirken, en başta zamanımızı, itibarımızı, geleceğimizi ve çevremizi de tüketiyoruz.

ÇARE DURMAKTIR AZALTMAKTIR

Daha çok tüketim daha çok mutluluk değildir.

Küreselleşen dünyada hepimizi çevreleyen ve içine alan bu gelişmelere dur diyebilmek zor olsa da “Tüketimin daha iyi yönetilmesi” için tüketimde belli bir doyuma ulaşan ve önemli zararlar yaşayan ülke insanları tepkiler geliştirmeye başlamıştır; tüketimi azaltmak, tüketimden çekilmek, çevreye ve insana zarar veren ürünleri kullanmamak gibi.

Kimseyi korkutmak gibi bir niyetim yok ama telefon bağımlısı çocuklarımızın çok büyük bölümünün terapiye ihtiyacı vardır.

Hal böyle iken huysuzluk yapan küçük bebeklerin eline telefon veren çok insan gördüm.

Ne yapılmalıdır? Eğitim sisteminin yeniden ele alınması gerekmektedir. İnternet büyük bir ansiklopedidir. Ondan ne şekilde yararlanılacağı konusunda çocuklar ve gençler bilinçlendirilmelidir. Ancak ona bağımlı olmanın uyuşturucu kadar zararlı olduğu anlatılmalıdır.

Zorunlu Kamu Yayını

Tüketim (bilinçli tüketim) internet ve teknoloji kullanımı ve bağımlılğı ile ilgili tüm tv kanallarına (uygun iletişim kanalları da kullanılabilir) zorunlu uyarıcı ve eğitici kamu yayını yaptırılmalıdır. Meclis yayınının 15 dk. sını kesip bu konulara ayırırsanız daha yararlı bir iş yapmış olursunuz.

TAVSİYE ETTİĞİM FİLM

KAPİTALİZM BİR AŞK HİKAYESİ

Yıl: 2009

Tür: Belgesel

Yönetmen oyuncu: Michael Moore

Konu: Amerika’da yaşanan finansal krizlerde şirketlerin kurtuluşu sağlanırken, işsiz kalan yüzbinler namına hiçbir şey yapmayan, hem ahlaki hem de insani değerleri gözü görmeyen bir sistem olan kapitalizmi anlatıyor.

KİTAP OKUYALIM

TÜKETİM KÜLTÜRÜ

Yazar : Jean Baudrillard

Yayın: 1997

Jean Baudrillard bu kitabını 1997 yılında yayınlamış ve günümüze kadar çeşitli baskıları olmuştur. Üniversitede yardımcı kaynak kitap olarak kullandığım ve okunmasını hararetle önerdiğim bu kitap bize;

Özellikle batı toplumlarında nesnelerin insanlara dayatılmasını ve yeni yaşam şeklini anlatıyor. Tüketimin insani varlığın temellerini yok etmekte olduğunu ve tüketimin dünyaya verdiği zararları anlatıyor. Biz hiç yabancı gelmeyecek.

 

 








Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu