Köşe Yazarları

75 Yıllık bir strateji yerle bir olurken…


ABD’nin bölgede yeni ittifaklar içinde olduğunu buradan defalarca yazdım.

Başlangıçta Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın doğal gazı kullanarak başlattığı çabalar gibi görünen bu politikanın, işin içine üçüncü bir ülke İsrail girdiği anda, aslında ABD’nin bir projesi olduğu kısa sürede ortaya çıkmıştı.

Bu konuda son gelime, The Economist dergisinin  New York’da düzenleyeceği zirve…

Adı, Eastmed New York Investment Summit… Eastmed, Doğu Akdeniz’in kısaltması. Ancak buradaki enerji kaynaklarını kasteden bir kısaltma. Bu bölge için bir yatırım zirvesi…

Konu “Bağları güçlendirme”…

The Economist’in zirveyle ilgili duyurusunun girişinde ele alınacak başlıklar sıralaması, durumu yeteri kadar izah ediyor…

– 2020, Avrupa için yeni bir siyasi aşama olacak. Önümüzdeki yıl Mayıs 2019’da Avrupa Parlamentosu seçimleri yapılacak, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası’nın yeni başkanları seçilecek.

– Bu değişimler bu çalkantılı zamanlarda Avrupa’nın geleceği ve euro bölgesi ekonomisi için ne anlama geliyor?

– Doğu Akdeniz’de bir yatırım merkezi oluşturulması adına, Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail, bölgede iş çevrelerine önemli bir potansiyel yaratıyor. Levantine havzasındaki hidrokarbonların keşfiyle, bölgede önemli bir enerji üretim ve taşımacılığı potansiyeli ortaya çıktı.

– Önümüzdeki aylarda neler beklemeliyiz?

– ABD’nin ekonomik ve politik katılımı, Güneydoğu Avrupa ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler için önemli bir faktör olacak.

– Amerikan dış politikası, enerji stratejisi ve yatırım stratejisi bölgeyi nasıl etkiliyor…

Konuşmacılar arasında Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’tan bakanlar, ABD’nin enerji konularındaki ağır topları ve bölgede doğal gaz konusunda yatırımlar yapan şirketlerin temsilcileri de var.

Bu artık sadece bir doğal gaz-yatırım-kar meselesi değildir. Yani sadece ekonomik değil.

“Enerji güvenliği ve jeopolitik istikrar” denmek suretiyle, askeri stratejiler yeniden yazılıyor. Daha doğrusu Amerika baştan yazıyor.

Bu gelişmeler yeni değil. Biz yeni yeni farkına varıyoruz ama, mesela The Economist geçen yıl da yine bir Kıbrıs Zirvesi yapmış, orada da aynı konular ele alınmış.

Şimdi belki de artık son nokta konuyor.

Soğuk savaşın bitiminden itibaren kabul edilen yetmiş beş yıllık strateji, bir parmak işaretiyle yerle bir oluyor, yerine yenisi konuyor.

ABD hem bölgede yeni ittifaklarla enerji kaynaklarının üstüne oturuyor, hem de yeni yeni ülkelere silah satışına hazırlanıyor. İşte sosyalist Çipras’ın Yunanistan’ı ve silah ambargosunu kaldırmaya hazırlandığı Güney Kıbrıs. Ardından Mısır, Lübnan…

Akdeniz’de ardı ardına hep birlikte düzenledikleri askeri tatbikatların başka bir anlamı var mı?

Peki ya biz?

“Bölgedeki enerji kaynaklarının güvenliği Türkiye’nin stratejik önemini arttırır” söylemleri, “Kıbrıs bu enerji kaynaklarının ortasındadır ve sorunun çözülmesi gerekir” denklemleri nerede kaldılar?

Bu tezlerle akademik kariyer yapıp, öngörülerde bulunanların hepsi çuvallamış durumda.

Yine bu öngörülere uygun takip edilen politikalar, bir bir iflas ediyor.

Peki ama, coğrafi olarak bölgenin tam göbeğindeki Türkiye ve biz, adanın diğer yarısı, hiç mi söyleyecek sözümüz, izleyecek yeni politikalarımız yok?

Öyle olmadığına inanmak istiyorum.

Net olan bir şey var, 1945’den sonra ilk kez bölgede dengeler değişiyor….

YERİN KULAĞI VAR

İLGİNÇ ZİYARET:

Özersay’ın Ankara ziyaretinin ardından UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’ın dün gerçekleşen günübirlik Ankara ziyareti, hükümet senaryolarıyla ilgili dedikoduları yeniden gündeme taşıdı. İddiaya göre Tatar’ın bugün adaya dönmesiyle birlikte UBP-HP koalisyonu için de startın verileceği konuşuluyor. Ülke bu halde iken bir hükümet değişikliğinin ne kadar doğru olup olmadığı ayrı bir konu ama, değiştiremediğimiz gerçeklerimiz var ne yazık ki…

HÜKÜMETİ MALİ SIKINTI BİTİRİR:

Dörtlü koalisyon hükümeti bitecekse bu görüş ayrılığı veya başka nedenlerden değil, maddi sıkıntıdan dolayı bitecek. Türkiye’nin aylardır kaynak aktarmadığı, askerin bile kendi iç kaynaklarımızdan ödendiğini bilmeyen yok. Borç, harç hükümet bugüne kadar sorumluluklarını yerine getirdi. Ancak kaynak gelmediği sürece bu işin daha fazla sürdürülemeyeceği de bir gerçek. Kaynak akışının niye durduğunu biz değil, Ankara biliyor. Hükümet değişikliği kaynak akışını başlatırsa, o zaman oturup bunun nedenlerini iyice düşünmek gerek…

HP’YE DESTEK AZALIYOR:

CMIRS Mart 2019 anketinden çarpıcı sonuçlar çıktı. Ankete göre UBP oylarını artırarak birinci parti olurken, ikinciliği ise yine oylarını artıran CTP aldı. CMIRS’in Kıbrıs gazetesindeki anketinde yer alan bir başka ilginç detay ise, HP’deki destek oranının Şubat 2018’de yüzde 12.02 iken, Haziran 2018’de yüzde 4.3’e, Eylül 2018’de ise 2.8’e gerilemiş olması. HP’nin hükümetten ayrılmak istemesinin bir nedeni de bu olabilir…

 SONUNDA BU DA OLDU:

Sosyal medya üzerinden Akıncı’ya yönelik hoş olmayan tehditlerde bulunan  Nedim Tamel isimli kişi, Akıncı ve onun gibi düşünenleri “Rumcu” ilan ederek “ölüm” tehdidinde bulundu. İnsanların fikirlerini beğenir veya beğenmezsiniz ancak, kimse fikirlerinden dolayı bir başkasını ölümle tehdit etme hakkına sahip değildir. Hatırlanacağı üzere 22 Ocak olaylarında da Akıncı’ya karşı fiili bir saldırı girişiminde bulunulmuştu. Şimdi gözler söz konusu şahısla ilgili polisin nasıl bir yöntem izleyeceğinde…

TEK SORUN HASARLAR MI?:

Kiralık Araç İşletmecileri Birliği Başkanı Yakup Serdaroğlu, son yaşanan olayla ilgili tepkilerden sonra Havadis’e yaptığı açıklamada, yasaların değişmesi gerektiğini söylüyor. Ancak kastı, araçlarına verilen zararın nasıl karşılanacağı meselesi. E, bir zahmet yasa beklemeden, kendileri full sigorta yapsınlar, başları ağrımasın diyeceğim. Ama sorun sadece o değil ki. Geçerli ehliyetin kuralları var. Ülkede kaç zamandır kaldığı, ehliyetin geçerli olup olmadığını gösteren muhaceret belgesini de isteyebilirler. Yeter ki, herkes olaya kendi maddi kaybı ya da kazancı olarak bakmasın. Tabii bu arada kiralık araç işinin de devletin sıkı denetimine ihtiyacı olduğu kesin…

HANİ ÖZELLEŞİYORDU?:

Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü’nün turizm şölenleri ve Girne Antik Liman ile ilgili eleştirilerine cevap vermiş, “Limanın istenilen seviyeye gelmesi için önemli kaynak aktarımlarının olması gerekir” diyor. Sadece kendisi 2017 yılından beri  sürekli olarak limanın özelleştirileceğini söylüyordu. Bu kez yine “çok yakında yeni kararlar” falan diyor. Bakanlığının gerek paydaşlarla, gerek üniversitelerle yaptığı çalışmalar var. Daha ne kadar ertelenecek? Bu arada da liman, geri döndürülemez zararlar görmeye devam ediyor…

 ZİRVEDEKİLER:

Ali Baturay: “Ülkenin her tarafından kaçak insan fırlıyor. Polisin yaptığı her huzur operasyonunda çok sayıda ‘kaçak insan’ bulunuyor. Arada suç işleyince yakalanan ya da rast gele bulunan ‘kaçak insanlar’ da var. İnsanlar ülkemizde yıllarca yaşıyor ve kimsenin ruhu bile sezmiyor. Ülkemiz aynı zamanda tam bir ‘kaçaklar’ cenneti…Varlığından haberdar olmadığımız insanların buralarda ne yaptığını biliyor muyuz? Hiç sanmıyorum, kimsenin hiçbir şeyden haberdar olduğu yok”…

DİPTEKİLER

Bertan Zaroğlu: Ortalığı karıştırma konusunda oldukça becerikli. Meclis yemin töreninde bir kadın vekile savurduğu gazete, ardından geçtiğimiz hafta polise yönelik söylemleri ve dünkü Meclis birleşiminde yerinden Bakan Şahali’ye yönelttiği; “Derdin Ne? Milletvekili misiniz, avukat mısınız? Eline koluna sahip çık” sözleri. Amacı ne, niye o Meclis’te bulunuyor, inanın hala çözemedim…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı