05 Aralık 2016

Ne kadar saklansam, duymamaya çalışsam, OLMAZ!

Haber İçi Üst

1972’de sağlık nedeni ile ailemi Londra’da bırakıp bu ülkeye geri döndüm. Lefkoşa Surlariçi sınırdaki evimizde yaşlı ninemle yaşarken savaş gördük. İlaçsız, sigarasız, aç kaldığım oldu. Komşumuz, iyi insan rahmetli Cemaliye ablanın nineme getirdiği bir sokum yemekle hayatta kaldık. Ne ise, savaş zaferimizle ve kısa sürdü. 1974 sonrası bolluğa kavuşan toplumumuzda huzura kavuşacağımı sandım hep işime yoğunlaştım. Adaletin beni bulacağını sandım. Adaletsizliğe uğradıkça beni beceriksiz, enayi sınıfına koydular. Elimde kullanabileceğim güç olduğu halde ne eşdeğerimin karşılığını aldım, ne de yıllar sonra hayatta yegane varlığım oğlumun istenci hilafına İngilizlerin kullanılmış çamaşırlarını yıkayıp ekmeğini kazanması için benim kimseye biat etmeme kararlılığım neticesi onu Londra’ya postaladım. Bu ülkeye sakın gelme deme acısını yüreğime bastım, basarım. Londra’daki nemli hava sızılarımı çok artırır, Kıbrıs’ın güzel havasına sığınayım derken, bu ülkede adaletsizliklerin karşısında sinir, hiddet bende ne mide bıraktı, ne de kalp. Emekli olup insanlardan, haberleşme araçlarından, medyadan uzak, sakin bir hayat, belki eski bir restore deniz fenerinde yaşamayı hep düşledim. Bu devamlı hayallerimi süsledi. Ne sağlığım, ne de ailevi durumum buna müsaade etti. Ben de kendimi bir kulübün gır gır geçilen oyun odasına hapsettim. Memleket ufak, yine de OLMADI.
Bakın, akşam TV’yi tararken iki eski Maliye Bakanı, bir de şimdikinin söyleşilerine biraz kulak vereyim dedim, birinci ağızdan neler duydun, neler. Karakter zafiyetim mi ne? Yine sinir oldum. Şimdiye kadar kim bana sorar ise ki soran çok, hayat pahalılığı endeksinin ilmi yapıldığını, ona güvenmez isek kime güveneceğimizi söyler dururdum. Biz onun göstergeleri ile fikir yürütür, ekonomide ahkam keser, reçete sunarız. Yatırımcılar bu verileri kullanarak doğru karar vermeye çalışır, kıt üretim kaynaklarını sağlıklı yönlendirmeye çalışırlar. Duydum ve şok oldum. Geçmiş CTP-DP döneminde Maliye Bakanı görevini yüklenen Onur Hanım şöyle diyordu. Göreve gelir gelmez geçmiş hükümetin hayat pahalılığında %36’ya varan bir oynama ile hayat pahalılığını düşük göstermiş, kendisi bilahare onu düzeltmiş. Bir hükümet memurunu ödeyemez ise çıkar açık, şeffaf söyler. Hükümet yalan mı yapar? Bir tahlilci yalan yaparsa doktorlar ne yapsın? Hasta yanlış tedaviden sakat kalır, ölür be! İşte bu rezaleti yapan hükümet ve partisi nasıl olur da politik hayatımızda hala daha at oynatır? Buna tevessül eden bürokratlar hapiste mi? Yoksa aldıkları yüklü ikramiyelerin keyfini mi çıkarırlar? Bunu duydum, akşam bütün gece başım ağrıdı. Artık herhangi bir resmi istatistiki bilgiyi nasıl güvenle kullanacağım? Salt kaba gözlem daha sağlıklı olmaz mı? Aynı programda Serbest Liman’da antrepolardan gümrüklemeden, gözler önünde milyonlar değerinde malların çıkarıldığını da duydum. Hem de bir defa değil. Antrepolar çokmuş, kontrolü zormuş gibi laflar. Al Capone devrinde ABD’de bu idamlık bir suç idi. Dur bakalım eğer bunlar doğru ise ki sayın bakan böyle olaylar araştırılıyor diyor, kaç iş adamı, kaç gümrük memurunun başı yanacak, emsal olsun diye uzunca bir süre içeri tıkılacak?
Bunlar yetmezmiş gibi, belediyelerden sorumlu bakanımız, şimdiye dek belediyelerle ilgili kontrolünü savsaklaması bir yana, eğer, ancak kendi partisinden belediye başkanını seçersek hükümet olarak LTB’yi kurtarmak için iş birliği yapacak, yani yalnız bununla uyum içinde olacakmış. Bunu hiç çekinmeden Sn. bakan söyleyebiliyor. Güya belediyelerden sorumlu bakanlık yalnız UBP belediyelerinden sorumlu. Diğer partililer hiç vergi vermez. Onun görevi, belediyelerin hukuk içinde sağlıklı yönetilmesi, hizmet vermesi değil de, yalnız UBP’li belediyelere karşı. Halkımız bunun ne büyük bir gaf, ülkesini değil kendini, kendinden olanı sevme, ülkeye ihanet teşebbüsü olduğunu görmez mi?
Belediye başkan adayı Sn. Sertoğlu’nu tanımam. Amcaoğlu, genç meslektaşım Kamil’i tanırım. O çok sağlam biri. Bakın UBP’den belediye başkan adayı ne dedi. Bir yandan, ben politikacı değilim dedi. Ciddi dürüst bir adamım, projelerim var dedi. Diğer yandan, bana hükümetimiz yardım edecek, hükümetle iş birliği içinde LTB’yi ihya edeceğiz dedi. Yani diğerlerinden üstünlüğü bu. Diğerleri belki Lefkoşa halkına belediye harçlarını artırmak zorunda kalacaklar; ama kendisi bizimle beraber tüm KKTC halkının vergilerine el atmada bir sakınca görmez. Hade Lefkoşa halkı geçmişte sağlıklı bir seçim yapamadı. Bunda suçu var. Peki Lefkoşa dışı belediye seçmeninin suçu ne? Ekonomide buna “moral hazard” derler. Birinin suçunu başkasına yükleyip ödetmek, ileride yanlış karar ve kaynak israfının devamına sebep olduğunu bilmez mi? E, belli ki bilmez!
Yine medyada kendi ağzından duydum. UBP Lefkoşa ilçe başkanı, şöyle dedi. Sn. Bulutoğluları DP’den başkan olduğu dönemde çoğu lüzumlu, lüzumsuz, liyakatsiz belediyeye 400 kişi istihdam etti, UBP döneminde yalnız 41 kişi almış. Mazerete bak sen! Özel sektör bunu çok iyi bilecek. Fazladan gereksiz istihdam bir işletmeye zehir verme, onu batırma yönünde bir adımdır. Yani DP döneminde bu bünyeye 400 kaşık zehir verilmiş, kendi partisi döneminde bunu görüp, kendini değil hastayı düşünürse, onu kusturacağına o da bobasto üstünden yalnız 41 kaşıcık daha zehir vermiş. Kıl payı kurtulacaksa da kurtulmasın. Aman artık bu incileri duymak istemem. Allahım, ayağım da çöktü nere saklanayım da duyup sinir olmayım? Acaba derim bizi ahmak mı sanırlar, yoksa gerçekten ahmak mıyım da halkımızın bunları yuttuğunu göremem. Siz söyleyin de bileyim!

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam