03 Aralık 2016

DP-UG’de heyecan yoktu…

Haber İçi Üst

Demokrat  Parti’nin yeni (aslında bir kısmı yeni değil ya) katılımcılarıyla yaptığı kurultayı izledik.

Kurultayda dikkat çeken bir heyecan vardı. O da Serdar Denktaş’ın heyecanı. Oradan oraya koşturdu, sesini yükseltti, kitleyi kendi heyecanını paylaşması için harekete geçirmeye çalıştı, ancak pek de başarılı olamadı…

Orijinal DP üyelerinin yüzlerine baktım, hiçbir ifade yoktu. Yani, başkanlarının “Başbakan olacağım” demesine karşın, coşmadılar. Bir görevi yerine getirmek için oradaymışlar izlenimi verdiler.

Slogan, her zamanki gibi “değişimdi”… Serdar Denktaş, DP’nin kurulduğu günden bugüne hiçbir zaman tek başına iktidar olamadığı için, programını gerçekleştiremediğini söyler. Herhalde onun için bu “değişim” sloganını yine kullanmaya devam ediyor…

Kurultayda dikkatimi çeken bir nokta da, “Dağ Başını Duman Almış” Marşı’ydı. DP her zaman ulusal marşları kullanır da, bu defa sanki, Taksim’in rüzgarını arkasına alma hedefi var gibi geldi bana.

Bir de, her kesime seslendi… “Sağcı, solcu, çözümcü, çözüm karşıtı kim olursan gel” dedi. Ancak, bu insanların hangi tutkalla bir araya getireceği anlaşılamadı… Bir siyasi parti olarak nasıl bir ideolojik temele karar verdiğini de söylemedi… 

Kurultay sonunda, başkan Denktaş’ın önerisi oylandı. UBP’den sonra, DP-UG de adaylarını bir merkezden belirlemeye karar verdi.

Görünen o ki, 2 milletvekilini 10’a çıkaran DP-UG, partilerin kendi içlerinde ve birbirleri arasında kıran kırana geçecek olan seçim yarışına, yenilerle eskilerin kaynaşmasını sağlayamadan çıkacak…

                                                *****

Sadece Eroğlu’ndan kurtulmak yeter mi

UBP Genel Başkanı ve Başbakan Küçük’ün, hükümetin düşmesinin hemen ardından düzenlediği basın toplantısInda söylediklerini iyi okumak gerek. Konuşmasında hem UBP’den kopan 8 milletvekiline, hem de Cumhurbaşkanı Eroğlu’na yönelik sert ifadeler kullanan Küçük, göreve geldiğinde UBP’nin kurumsallaşacağı, parti içi demokrasinin çalıştırılacağı ve çağdaş bir yapıya kavuşturulacağı sözünü verdiğini ancak UBP’nin tek adam zihniyetinden, icazet döneminden ve vesayetten kurtarılmasına direnç gösterenlerin çeşitli senaryolarla bunları engellediğini söyledi. Küçük, “Ne yazık ki ayrılan bu 8 arkadaş parti içi demokrasiyi hazmedemedi. Kendi kurdukları hükümete güvensizlik önergesi sundu. Partiye ihanet içinde olanlara parti tabanı gerekli cevabı verecektir…” dedi.

İrsen Bey, “UBP’yi tek adam zihniyeti, icazet ve vesayetten kurtarmak” istediklerini söylerken, hiç kuşkusuz hedefinde Eroğlu var. Evet bugün kayıtsız şartsız Eroğlu’na bağlı zihniyet UBP’den ayrılıp kendilerine yeni bir yol çizdiler. Ancak, bu 8’lerin kaçının Eroğlu’na kayıtsız şartsız itaat ettiği ayrı bir tartışma konusu. Her neyse… Olaya düz bir mantıkla bakıldığında, İrsen Bey’in hükümetten gitme pahasına, parti içerisinde yaptığı temizlik sonrası artık çağdaş, daha doğrusu kendi deyimiyle “Yeni UBP” için önünde hiçbir engel kalmadı…

Ama acaba öyle mi? Bu noktada önemli olan, sözlerle değil, yapacağınız icraatlarla bunu topluma ispatlamanızdır. Önemli olan rahatsızlık duyduğunuz, “o zihniyetin” tüm izlerini, politikalarıyla birlikte temizlemektir. O politikalardan vazgeçmektir… Ne yazık ki UBP’nin Eroğlu sonrası icraatlarında böyle bir değişim yok. Bakanlar ve vekiller yine aynı zihniyetle politika yapmaya devam ediyorlar. İcranın birinci yöntemi, partizanlık olarak durmaya devam ediyor. Devlet kaynakları dağıtılmaya devam ediliyor. Adam kayırmacılık ha keza. Böyle olunca da sözlerinin altı boş kalıyor ve inandırıcılığını yitiriyor.

Koltuk sevdası, ülke sevdasının önünde olduğu sürece, siz istediğiniz kadar  UBP’nin, tek adam zihniyetinden, icazet döneminden ve vesayetten kurtulduğunu söyleyiniz, söylenenlerle yapılanlar farklı olduğu sürece inandırıcı olamazsınız. Ne yazık ki bugün görünen tablo bu…

                   
YERİN KULAĞI VAR

HÜKÜMET İSTEMİYORUZ:                                                                                                                                        UBP Hükümeti gitti, tartışma bitti derken, şimdi de yeni hükümeti kimin kuracağı tartışmaları başladı. Aslında vatandaşa sorarsanız onlar hiç hükümet kurulmasın diyor. Çünkü bugüne kadar gelmiş geçmiş hükümetler, sadece kendilerini ve yandaşlarını düşündüler. Yeni kurulacak hükümetin de kimseye bir faydası olmayacağına göre, bari vatandaşlar olarak önümüzdeki 50 günü rahat ve huzur içerisinde geçirelim…

YENİ BUNLAR MI:                                                                                                                                                         UBP ve DP-UG söylemlerini ve sloganlarını hep, “yeni” üzerine kurmuşlar. UBP,“Yeni UBP, Yeni KKTC” söylemini çok kullandı. Şimdi de bakıyoruz, DP-UG “yeniyi” diline peselenk etti. DP’nin olağanüstü kurultayında, “KKTC Yenileniyor”, “Yeni Yönetim, Yeni Anlayış, Yeni Siyaset Yeni Bir Dönem Başlıyor!” sloganlarını gördük. Her iki parti de yenilikten söz ediyor ama, gözle görülen yeni birşey yok. 30 yıldır gördüğümüz insanlar aynı. Yeniyi saloganlarında kullanacaklarına, biraz kendilerini yenileseler çok daha iyi olmaz mı..?

TOPARLANIP GİDİN:                                                                                                                                     Farkında mısınız bilmem ama, son zamanlarda siyasilerin kullandıkları sloganlar hayli ilginç. Kimileri “toparlanıyoruz” derken, bir başkası “geliyoruz” diyor. Ancak hiç kimsenin halka ne düşündüğünü sorduğu yok. Halk mevcut siyasilerin biran önce toparlanmasını, ama  bir an önce gitmesini istiyor…

ADAOĞLU ONAYLAMADI:                                                                                                                                    DP’nin kurucularından Mustafa Adaoğlu’nu Sim TV’de izledim. Adaoğlu; “Eroğlu bir bölen oldu, İrsen Küçük de ona çanak tuttu. Bundan sonrasına kim yön verecek bilmiyorum” diyerek, olan biteni eleştiriyordu. Kendilerinin 9’lar hareketine giderken, UBP’de bulundukları dönemde yapılan hataları kabul ettiklerini hatırlattı, bugün 8’lerin bunu yapmadığını, tek suçlu olarak İrsen Küçük’ün gösterildiğini, oysa Küçük’ün devlet malına el uzatmadığını, bunu yapanın etrafındakiler olduğunu belirtti…

CTP’NİN KAFASI KARIŞTI:                                                                                                                                           Süreç başladığında, “geçiş hükümeti kurulmasına onay vermeyeceğiz” diyen CTP, yeni açıklamasında, İrsen Küçük hükümetinin seçime kadar devam etmesine de onay vermeyeceklerini duyurdu. CTP’nin bu tutum değişikliğini, Genel Sekreterleri Akansoy, “ülkeyi hükümetsiz bırakmama” gerekçesine bağladı…

BAŞBAKAN BASINDAN DUYDU:                                                                                                                                 Dün sabah Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı’ndan randevu talep etti.  Tabii ki istifayı sunmak için. Başbakanlık makamları, randevu taleplerine yanıt beklerken, Cumhurbaşkanlığı randevu saatini doğrudan basına  duyurdu.  Resmi yanıt ise Başbakanlığa, bundan saatler sonra bildirildi. Böylece Başbakan, Cumhurbaşkanı’na gideceği saati basından öğrenmiş oldu…

GÖZLERİ ELE VERİYOR:                                                                                                                                           Siyasi hayatları boyunca iktidar ve bakanlık yüzü görmeyecek olanların, bugünlerde yeni kurulacak hükümette yer alabilmek için nasıl kıvırttıklarını gördükçe inanın, yerin dibine giriyorum. Hepsi de yeni hükümette göreve talip gibi görünmese de, aslında gözlerindeki o koltuk  arzusunu görmemek için, insanın kör olması gerek. Onun için seçim yapılsa ne olur. İnsanın içinden, “lanet olsun böyle siyasete” demek geliyor…

BAŞBAKAN DENKTAŞ:                                                                                                                                        Demokrat Parti’nin dünkü olağanüstü kurultayında konuşan Serdar Denktaş, “DP-UG’yi onaylayın ki, bu andan itibaren sizlere geleceğin Başbakanı olarak konuşayım” derken kendinden çok emindi. Ancak bu sözler Denktaş’tan başka kimseyi heyecanlandırmadı. Özellikle UG kanadı, Serdar Denkaş’ın heyecanını ve  bu sözlerini ilgi ve hayretle izlediler…

ZİRVEDEKİLER

Hasan Sertoğlu: KTFF Başkanı Sertoğlu, İzmir’de MTG’li genç futbolculara uygulanan ambargo için,“Bizim gençliğimize kimse sahip çıkmadı. Siyasilerimiz, şimdiki ve ikinci cumhurbaşkanları, ne hükümet ne de muhalefet, ne de bize akıl veren dernekler. Siyasetteki geleceklerini düşündükleri için kimse çıkıp birşey  söyleyemiyor, lanet olsun böyle siyasete” ifadelerini kullandı. Helal olsun Sertoğlu’na, vallahi az bile söylemiş…

DİPTEKİLER 

Nazım Çavuşoğlu: UBP hükümet döneminin son günleri, bizzat Nazım Çavuşoğlu’nun devlet imkanlarını partizanca  dağıtmasıyla akılda kalacak. Keyfi vatandaşlıklar, yok pahasına dağıtılan devlet arsaları, kaçak yapıların mühürlerinin kırılması ve son olarak da bol keseden silah taşıma ruhsatları. Seçime 50 gün kala bu yaptıkları hiç akıldan çıkmayacak…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam