Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısKöşe YazarlarıManşet

Zorlu’nun davası

Burak Karataş

Aradan geçen bunca zaman sonrasında, ’Kıbrıs Davası’nın şahin savunucuları Fatin Rüştü Zorlu’yu hatırlıyorlar mıdır acaba?

Belki de ‘biliyorlar mı’ diye sormalıydık. Öyle ya, her resmi törende ‘kurucu liderlerimiss’ diye şıpın işi geçilen Dr. Fazıl Küçük’ün ve Rauf Raif Denktaş’ın bile tam olarak bilinmediği bir ülke burası.

Ne bilinmemesi yahu, şu isimleri bilmeyen dahi var!

Eh, Denktaş Bey’in mezarına olan yaklaşımımız da, Fazıl Bey’in siyasi hayatına olan ilgimiz gibi, devletimize olan güvenimiz ve devletimizin üzerine titrememiz hakkında epey bilgi veriyor bize.

Hadi biz bilmiyoruz, ki bu büyük bir kabahat, ya Türkiye’deki insanlar biliyorlar mı şu meşhuuur Hariciye Vekili’ni? (Önce ‘Hariciye Vekili’ ne demek, onu öğrenmeliler desenize…)

Yok, bu ‘devrin en güzel gözlü hariciye vekili’ değil, o başkaydı. O, Can Baba’nın babasıydı.

Bizim bahsettiğimiz, 60 Darbesi sonucu idam edilen, Türkiye’deki dışişleri teşkilatını adeta yeni baştan yaratan, çok zarif ve bilgili bir devlet adamı, Batı’da olsa el üstünden inmeyecek ama bizde değeri bilinmemiş bir adam…

Kendisi, meşhur Menderes-Karamanlis yakınlaşmasını ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de hararetle savunması nedeniyle de önemlidir. Öyle ki bugün dayanak noktası yaptığımız pek çok antlaşma, merhumun vasıtasıyla yazılmıştı.

O dönem metinlerini inceleyenler yahut o dönemi yaşayanlar bilecektirler: Kendisi, devrin Yunan Dışişleri Bakanı Averof’la da çokça ilişki kurmuş bir zattı. Sonraları darbeciler, onun ikili görüşmelerde yabancı devletlerden komisyon aldığını iddia edercesine ona ‘Mister Yüzde Beş’ lakabını takacak kadar alçaldılar.

Devrin en büyük adamlarından birine bu muamele reva görülüyordu.

İddia edilirdi ki 1955’teki 6-7 Eylül nümayişlerinde de Taksim fikrini desteklemek adına fitili ateşleyen sözde emir ondan gelmişti…

Bu, hiçbir zaman ispatlanamadı çünkü kabahatin derin devletin kabahati olduğunu herkesler biliyordu, devrisi gün kabağın (elbette!) Aziz Nesin ve Kemal Tahir gibi komünistlerin başına patlayacağını da…

Günahı yoktur diyemeyiz. Ama sevabı çoktu. Zaten o hesabın yeri de burası değildir, malum-u âliniz.

Ama darbecilerin ona ettiği hakaretler, saygısızlıklar, dövmeye teşebbüs etmeler, Yassıada’daki iğrenç muameleleri nefretle anmamak için hiçbir gerekçeye sığınılamaz.

Zorlu, bu hayattan iz bırakarak ve hayatından, ailesinden, vatanından haksızca koparılarak ayrıldı.

Bugün fikrini (veya muhalefetini) onun fiillerine ya da fikirlerine dayandıranlar onu ne kadar biliyor, ne kadar anlıyorlar? Hiç.

İşte bizi bu yazıyı yazmaya yönelten bu hakikat oldu. Bir başka ifadeyle, büyük adamların anılmak için hususi güne ihtiyacı yoktur, denilebilir.