Zorbalık mı, demokrasi mi …

12 Eylül 2018 Çarşamba | 11:25
Köş, Moreket

Anlaşma oldu mu olmadı mı anlamadık ama, en azından eylem şimdilik bitti.

Arpanın fiyatı, ay başında hükümetin yaptığı zamla kaldı, ama süt fiyatları arttırıldı.

Acaba diyorum, Bakanlığın geçen hafta sunduğu önerilerle vatandaşa getirilen 45 milyonluk yeni yük bu anlaşmayla ne kadar oldu?

Detaylarıyla hiç ilgilenmedim. Anlamam da zaten. Ben kamunun çıkarına bakarım.

Kısaca benim gözümde, tantana çıkaran, sivil itaatsizlik yapan gürültücü azınlık, çoğunluğu zarara sokmuştur.

Bu kadar basit…

Şu tespiti de yapalım.

Bir haftadan fazla bir süre hayatımızı işgal ettiler. Yollarımızı, bakanlıklarımızı, gündemimizi.

Moralimizi bozdular, devlete olan güveni sarstılar, kamuya binasından bütçesine zarar verdiler, ama biz sesimizi çıkaramadık.

Hükümetin üstünde, gerekli baskıyı oluşturamadık.

Şimdi bundan sonra şunu mu anlamalıyız; isteklerin haklı olsa da olmasa da, ülkeyi kaosa götürecek gücün varsa, sorun yok…

Bu ne demokrasidir, ne emektir, ne adalettir.

Bu zorbalıktır.

İzlenilmiş, çaresiz kalınmış bir zorbalık…

Ben şu anda vatandaş olarak kendimi, bir avuç hayvancı tarafından sindirilmiş, borca sokulmuş olarak hissediyorum.

Demokraside de zorbalıkla hak elde etmenin yeri yoktur!…

 

 

KRİZ FIRSATA DÖNDÜRÜLEMEDİ

Maliye Bakanı Serdar Denktaş, hayvan üreticileriyle bir protokol imzalanacağını ve bunun yeni bir dönemin başlangıcı olacağını söyledi.

Diyor ki; “Hayvan üreticisi ile kasap arasındaki ilişkinin, tüketici arasındaki ilişkinin bundan böyle devlet tarafından daha farklı düzenleneceği bir ortama giriyoruz…Bunu, hem daha sağlıklı, hem de daha ucuz etin tüketiciye ulaşması için Lefkoşa Türk Belediyesi’nin de içinde olacağı bir ortamda hayata geçireceğiz”.

Herhalde Tarım Bakanlığı’nın ilan ettiği anlaşmanın içindeki şu maddeyi kastediyor;
“Toprak Ürünleri Kurumu’nun tüketiciye sunulacak etin, hayvancılarımızdan aracısız ve piyasa koşullarından daha ucuz temin etmelerine olanak sağlayacak uygulamaya geçilecek, hijyenik koşullarda kesiminin yapılması ve fiyat denetimi altında satışa arz edilmesi sağlanacak”.

Bu zaten devletin varolan bir göreviydi. Ama ne fiyat denetimi, ne hijyen denetimi yapılamadığı için de her şey rayından çıktı. Her neyse bunu günün karı olarak görelim bakalım.

Oysa bana göre böyle bir alt üst olma hali, çok daha ciddi kararların alınmasına ya da düşünülmesine neden olmalıydı.

Eğer Serdar Denktaş’ın burada kastettiği kamu yararı öncelik olarak alınırsa, bu tür kozmetik düzenlemeler yerine, kalıcı, rasyonel, günün şartlarına uygun radikal düzenlemelere gidilmesi gerekirdi.

Öyle bir sistem ki, hem kendi kendini denetleyecek; hem de sektörün çıkarları, hiçbir koşulda halkın çıkarlarının önüne geçemeyecek.

Şu anda bakıyorum, biz yine pahalı, kaçak, sağlıksız et yemeğe devam ederiz, gelecek sene bu zamanlarda da hayvancıları sokakları kırıp dökerken yine görürüz. Onlar olmazsa başkalarını…

Krizden fırsat çıkartmak, devletin kendini üretimden ayırmasıyla olurdu ki, ne yazık bunu düşündüklerine dair bir işaret yok…

 

YERİN KULAĞI VAR

CEREMESİNİ KİM ÖDEYECEK:

Bir haftalık hayvancı eylemlerinde mutlu sona ulaşılmış! Hükümet kendinden öncekiler gibi, eylemcilere teslim oldu. Hatırlayın, eylem, arpa fiyatlarına yapılan zamma tepki olarak başlamıştı. Bir hafta boyunca Lefkoşa’yı kaosa sürüklediler. Kapılar pencereler kırıldı, polis cop ve biber gazı kullandı. Tüm bunların arpa fiyatı için yapıldığını söylüyorlardı ama, arpa fiyatı aynı kaldı ve anlaşma sağlandı. O zaman bu kadar tantana ne için yapıldı, anlayan varsa anlatsın da bilelim…

 

SIRA VATANDAŞTA:

Hayvancılar da sonunda hükümetle anlaşıp istediklerini aldıktan sonra şimdi sıra vatandaşta. Hava kontrolörleri bağırdı istediğini aldı, hemşirler de öyle. Son olarak hayvan üreticileri de kırdı döktü ama, istediklerini aldılar. Sıra artık vatandaşa geldi. Süt ve et fiyatları ucuzlayacak mı bekleyip göreceğiz. Baktık olmadı biz de sokağa çıkacağız, çünkü bu ülkede işler böyle yürüyor. Ağlamayan çocuğa meme yok…

 

YALAN MI?:

Siyasi duruşu ve birçok görüşüne katılmadığım YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın hayvancıların eylemiyle ilgili yaptığı tespit müthiş olmuş. Ne diyor Arıklı, “Büyük kavgalarla ek mesaiden 20 milyon tasarruf ettiler. Onun üzerine 20 milyon daha koyup 40 milyona hayvancıyı 4 aylığına susturdular. Böyle olur bizim tasarrufumuz”. Eylemle ilgili yapılan en güzel değerlendirme oldu bence…

 

İKİ YAKAMIZ BİR ARAYA GELMEZ:

İthalatınız, yani dış alımınız 1.3 milyar, ihracatınız da 100 kusur milyon ulursa, ne yaparsanız yapın, iki yakanız bir araya gelmeyecek. Yıllardır üretmeden tüketen bir toplum haline geldik. Hazır para bizi bu hale getirdi. Kimse çıkıp da “üretsek bile kime satacağız, ambargo var” demesin. Kimlerin tüm bu engellere karşın neler başardıkları ortada. Gerçek olan hazıra alışmamız. Birileri yollasın, biz de yiyelim mantığı hakim olduğu sürece de bunun değişeceğini kimse beklamesin…

 

OLANI DA KAYBETTİLER:

Son seçimlerin arifesinde “İlçe” yapılan ve meclise 2 de vekil gönderen Lefke’nin çilesi bitmiyor. Sadece adı İlçe olan Lefke bunun nimetlerinden faydalanmak bir yana olanı da kaybediyor. Yaklaşık 80 yıldır Lefke ve bağlı köylere hizmet veren mahkeme Güzelyurt’a taşındı. Hani insanlar ilçe olduk daha iyi olacak derken, ellerinde olanı da kaybettiler…

 

NE, NEREDE, NE KADAR:

Piyasanın çığrından çıkması, 12 Ticaret Dairesi denetçisinden de haber alınamaması üzerine vatandaş kendince çareler üretiyor. En faydalısı da sosyal medyada açılan “ne nerede ne kadar” sitesi. Herkes fahiş fiyatları, uygun fiyatları, karşılaştırmaları yayınlıyor. Bu da tüketiciye yol gösterici oluyor. Öyle ya, nerede ne kadar kazıklandığınızı bileceksiniz.

 

 

ZİRVEDEKİLER

Nezire Gürkan: “Yaklaşık yarım asırdan beri kamu ağırlıklı ve üretimden kopuk yapısıyla sorunları biriktire biriktire bugünlere gelen Kuzey Kıbrıs’ın, kaynakların tükenmesiyle her alanda çöküş yaşadığını görmek için uzman olmaya gerek yok. Sadece çözüm yolları konusunda kuru gürültü yerine, uzmanlıklara ve iradeye ihtiyaç var”.

 

DİPTEKİLER

Mustafa Naimoğulları: Başkenti savaş alanına çeviren Hayvan Üreticileri Birliği Başkanı Naimoğulları, Kıbrıs Postası muhabirine yaptığı açıklamada, protokolün henüz hazırlanmadığını ifade ederek, “İmzayı kesin atacağız diye birşey yok” şeklinde konuşmuş. Belli ki aldıkları yetmemiş, hazır hükümeti gurvada kıstırmışken daha ne yontabilirim diye düşünüyor herhalde…