Köşe Yazarları

YÖDAK Başkanı ciddi şeyler söylüyor…

Dişe dokunur iki sektörümüz var. Biri üniversiteler, diğeri turizm…

Giderek büyüyen ve milli gelirdeki payı her yıl daha fazla artan iki sektör.

Her ikisinin de Gayri Safi Milli Hasıla’daki payı yüzde 9’lar civarında.

Ticareti bir yana bırakırsak, üretimde böyle yılda yüzde 5-6 büyüyen başka sektörlerimiz yok.

Sadece kendi faaliyetleri değil, ülke ekonomisinde, piyasayı da en fazla etkileyenler yine bunlar.

İstihdamdan tutun da, gelen turist ya da öğrencinin giderleri piyasayı döndürüyor.

Fakat ne yazık ki her ikisi de devletin yeterli denetim ve kontrolunda değil.

Geçmişte varolan Turizm Örgütü nedense artık yok.

Sadece bu sektörde uzmanlaşmış insanların, yakın bir takibi mevcut değil.

Bakanlık kendi işlerinin yanında, eh işte bu işe de bakar durumda…

Üniversiteler ha keza.

Bir YÖDAK var, altında kadrosu ve bir binası yok, denetimi yok, doğru dürüst bir planlaması, çalışma stratejisi yok.

Saldım çayıra, mevlam kayıra misali.

Baktım, YÖDAK Başkanı Prof. Dr. Akile Büke,  bu yıl YÖK’ün KKTC’ye verdiği kontenjanların yüzde 11 azaldığını söylüyor.

Gerçi bu kontenjanlar DPÖ ve Eğitim Bakanlığı’nın birlikte hazırladığı sonuçları YÖK’e göndermeleriyle oluşur ama, sanki bir şikayet var gibi.

Denetimi YÖK’le birlikte ancak yapabiliyoruz. Acaba bu kontenjan azalmasında bu denetimlerin payı var mı..?

YÖDAK Başkanı hem kurumu, hem de sektörü düzenleyecek stratejinin geçtiğimiz günlerde yapılan KKTC Yükseköğretim Stratejik Planlama Çalıştayı’ndan çıkacak rapora göre şekilleneceğini belirtiyor.

Ülkenin üniversitelerle ilgili ihtiyaçları bile belirlenmemiş. Planlama yok.

Ne yazık!..

 

Bu arada güzel şeyler de söylüyor Prof. Akile Büke.

Benim için en önemli olan, üçüncü ülkelerden gelen öğrenciler. Bunların üniversiteye kabulü ve sonrası nihayet EBYS denilen bir veri tabanından takip edilecek. Öğrenci kimliğiyle adaya girip başka işlerle uğraşanların varlığını bizzat YÖDAK Başkanı da dile getiriyor.

Hatta diyor ki; “YÖDAK Başkanı ve üyeler olarak çok tehdit almaktayız. Ve bunlar da yetkililerin bilgisinde”…

Bu çok ciddi bir açıklama.

Tehdidin üniversite sahiplerinden geldiğini düşünmek dahi istemiyoruz. Ancak ortada organize işler durumu var. Bir takım kriminallerin, “Öğrenci” kimliği üzerinden kaçak işçi ve suçlu ürettiği de bir gerçek. Bu işin de ciddi bir piyasası, aracıları var.

Artık görmezden gelinmeyecek hale gelen bu suç potansiyelinin üstesinden gelemeyen makamlar, en azından YÖDAK Başkanı’na kulak vermeliler.

Stratejik Belge Ağustos’ta çıkacakmış.

Umarız devlet bu sonuçlara gereken ilgiyi gösterir ve YÖDAK’ın güçlendirilmesi, yetkilendirilmesi başta olmak üzere gereğini bir an önce yapar.

Yoksa yükselen bir değeri kendi ellerimizle gömeceğiz…

 

YERİN KULAĞI VAR

TÜM SORUNLARIMIZ CMIRS’İN RAPORUNDA:

Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMIRS) üç ayda bir anketler yayınlar ve vatandaşların gözünden ülkenin sorunlarını bir bir önümüze serer. Bu kez, 2016’dan beri yaptıklarının bir dökümünü yayınladılar. Herkesin okuması gereken bir sonuç. Özellikle de siyasilerin. Direktör Mine Yücel umutsuz. Kıbrıs gazetesine “Kimse bir şey yapmıyor” diyor. Oysa Merkez, devletin yapması gerekeni yapıyor. Mesele bu sorunların üstüne gidecek cesareti göstermekte…

 

TİCARET ODASI DA SÖYLEMEDİ:

Ticaret Odası sendikalarla görüşüyor. KTAMS’ı da ziyaret etmişler.Başkan Turgay Deniz, ekonominin sürdürülebilir olmadığını söylemiş ve“Toparlanmazsak bir birimizi yiyeceğiz… Ortaya çıkacak ortak payda ile hükümetin karşısına çıkalım” demiş. Deniz göreve geldiği günden buyana ticaret ve üretimin artması gerektiğini, kayıt dışı ekonominin önlenmesi, yeni bir vergi yasasından söz ediyor. Benim Ticaret Odası’ndan beklediğimse, devlet gelirlerinin artırılmasını talep etmesiydi. Kendileri de elbette farkındalar, bu ülkenin varlıkları üzerinden para basan ve teşviklerle, muafiyetlerle büyüyenlerden devlet alması gereken gerçek geliri elde etse, sorunlar ortadan kalkacak…

 

UMUTLAR TÜKENİYOR:

Zor ama büyük umutlarla kurulan dörtlü kolaisyon hükümetine, ilk günlerde verilen destek yavaş yavaş yerini güvensizliğe bırakıyor. CMIRS’ın Kıbrıs gazetesinde yayınlanan anketine katılanların yüzde 63.39’u koalisyonu başarısız bulurken, yüzde 36.61 bir kesim ise hala başarılı olduklarını söylüyor. Hesap ortada, hükümet ya kendine çeki düzen verip acilen toplumun ihityacı olan yasaları hayata geçirir veya yüzde 36’lık kesimi de yakında kaybeder. Karar onların…

 

DOMATESE İTHAL YOK:

Çarşıda resmen çürük domates 8 lirayı bulunca, vatandaş “ithal edilmeli” demişti. Bakan Şahali üreticilerle görüşmüş, eksiklik giderilecek, fiyatlar düşecekmiş. Yenidüzen üreticilerle de konuşmuş, aralarında 6 liranın normal olduğunu söyleyenler var. Demek ki düşmeyecek. Siyasetçinin avantaj-dezavantaj hesabı yapmasını gerektiren bir nokta bu. Toplumun genelinin ucuz ve kaliteli domates yemesi mi, yoksa sıfır kalite ürünü fahiş fiyata piyasaya süren üreticinin korunması mı? Hangisi öncelikli..?

 

AL DA BOZDUR:

Yıllardır 1 Ağustos’u Kıbrıs’ın fethi ve TMT’nin kuruluşu olarak kutluyorduk, hatta bu günü resmi tatil bile ilan ettik. Ancak, Kıbrıs İlim Üniversitesi Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Mehmet Balyemez, TMT’nin kuruluşunun 1 Ağustos değil, 15 Kasım olduğunu savundu ve “Bugüne kadar yapılan kutlamaların doğru olmadığını” söyledi. Balyemez, “TMT 15 Kasım 1957’de kurulmuş ve kuruluşundan 9 ay sonra da Türkiye’nin denetimine girdiğini iddia etti. Bu iddia doğruysa eğer, demek oluyor ki kutlamalar 15 Kasım’da yani KKTC’nin kuruluş yıldönümünde olmalı. Zaten rahmetli Denktaş’ın KKTC’nin kuruluşunu 15 Kasım’a denk getirmesinin bir hikmeti vardı…

 

NE OLDU BİZE:

Üst düzey bir polis için rüşvet iddialarını da içeren soruşturma açılırken, cezaevinde görevli bir gardiyan ise yakıt hırsızlığı iddiasıyla tutuklanıyor. Memleketin hali ortada. Artık kime güveneceğimizi biz de bilmiyoruz. Sokaklar zaten Teksas’a dönmüş ama umursayan yok, gemisini kurtaran kaptan misali herkes kendini düşünüyor…

 

İÇMEYİP DE NE YAPALIM:

Ticaret Dairesi’nin istatistiklerine göre son 17 yılda içki ve sigaraya 608 milyon 446 bin 568 dolar ödemişiz. Ülkede yaşananlar, vatandaşın hali ortada. Bir yanda döviz krizi, diğer yanda hergün artan fiyatlar ve sorunlar karşısında yaşanan çaresizlik.  Bu durumda içmeyip de ne yapalım söyler misiniz…

 

 

 

ZİRVEDEKİLER

Mert Özdağ (Yenidüzen): “Bilinmezlikler memleketi burası. Ne, ne zaman, kimse bilmiyor. Bu kötü bir durum aslında. Zira bu bilinmezlik hali bize yaramıyor. Psikolojimiz iyi değil. Gerçekten iyi değiliz. Sosyal medyadaki tartışmaların şiddetinden bile çıkarmanız mümkün bunu. Tansiyonumuz da yüksek!.. Şekerimiz de var!.. Kalp krizleri? Bol tarafından… Bakın siyasetçilerimize. Bir bir dökülüyorlar. Adeta açık kalp ameliyatı için sıraya girmiş gibi”…

 

 

DİPTEKİLER

Şakir Alemdar: Larnaka’daki Hala Sultan Tekkesi imamı Alemdar kendince ve keyfi bir kararı uygulamaya koydu. Tekkeyi ziyarete gelen turistlerin sadece içeride değil, avluda da başlarını bağlamalarını istiyor. Bu karar güney Kıbrıs’ta tepkilere neden olmuş. Kuzeyde bile böyle bir uygulama yokken, orada dayatmanın nedeni bilinmiyor. Bunun adı zorla bela aramak değil de nedir…

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı