Köşe Yazarları

YİNE SAÇMA BİR KARAR…

Mehmet Moreket yazdı






Anaokullarından başlamak üzere yüz yüze eğitime son verildi.

Anladık, paniklediler, en kolayını seçip, kapattılar.

Gerçi Dünya Sağlık Örgütü Başkanı, “okullar açılmalı” dedi ama, tabii ki denetimler yapılarak. Bizde olmayan bir şey…

Şu anda sadece kreşler açık değil mi?

Neydi bunun mantığı? Çalışan annelerin yaşadığı zorluklar. Madem ki iş yerleri açık, o halde, ne yapsın bu insanlar?

Okulların kapatılmasının sebebi çocukların yaşıyla mı ilgiliydi? Yani şu yaşın altındakiler tehlikede, üstündekiler değil diye bir şey mi vardı?

Şimdi başladılar kreşleri denetlemeye.

Şu tarihten önce doğanlar okula gelemez, bu tarihten sonra doğanlar gelebilir…

Böyle bir mantık olabilir mi?

Mesele, 0-3 yaş grubu için tehlike yok da 4 yaşındaki için, 5 yaşındaki için mi var? 4-5 yaşındakiler 1 Ekim’e kadar evlerine gönderildiler. O da aynı kreşte, öteki de. Kreşe yaş sınırı koyabilir misin? Koyduysan bunun maksadı nedir?

Ne mantıksız, ne öngörüsüz, ne plansız programsız kararlar…


ABD “BURASI BENDEN SORULUR” DİYOR…

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Doğu Akdeniz’de tansiyonun düşürülmesi, bölgede askeri ayak izlerinin azaltılması gerektiğini söylemiş ve “Sorun, uluslararası yasalar ve kanunlar çerçevesince normal mekanizmalarla çözülmeli” demiş.

Kendi geldi Güney Kıbrıs’ta ne yapacağı belli olmayan bir merkez kurdu ya… Hani adı da insan yiyen canavarın adından esinlenmiş CYCROP…

Sonra güneye silah ambargosunu kaldırdı, Yunanistan’la ittifaklar yaptı, filolarının Doğu Akdeniz’de korkusuzca cirit atmasını güvenceye aldı, şimdi “buranın efendisi benim” diyor.

Oyunu sil baştan kurduracak.

Bakın, İsrail’le Birleşik Arap Emirlikleri arasında yaptırdığı anlaşmaya… Zorlaya zorlaya bilmem kaç yıllık husumeti sözde bitirdi. Ertesi gün İsrail uçakları, Filistin’i bombaladı.

Arabı, Araba kırdırıyor…

Bundan sonraki adımın Fransa’nın efelenmesine yönelik olacağı anlaşılıyor. İşleri daha da kızıştıracak. AB ülkelerinde, hatta kendi ülkesinde eleştirilen Fransız Cumhurbaşkanı’nın Doğu Akdeniz emelleri, ABD’yi rahatsız ediyor.

Biz buralarda eriyip gitmekle meşgulken, etrafımızda bizzat kendi kaderimiz üstünde oyunlar oynanıyor.

Kaçımız farkındayız?

Allaha şükür uluslararası alanda iyiden silikleştik, var mıyız, yok muyuz belli değil.

Bizim adımıza herkes konuşuyor ama…


YERİN KULAĞI VAR

YENİ ÖNLEMLER GELİYOR: Salgınla mücadelede istenilen başarı yakalanamayınca hükümet, yeni kararlar alma yoluna gidiyor. Bu günkü Bakanlar Kurulu toplantısında yeni kararların alınıp hayata geçirilmesi bekleniyor. Demek oluyor ki, hükümet her ne kadar “salgın kontrol altında” dese de aslında durumun hiç de öyle olmadığını kendileri de biliyor.

AYRICALIKLILAR OTELİ: Erhan Arıklı’nın ve birkaç ayrıcalıklının yerleştiği YDÜ oteli için geçen gün “pozitif çıkan hastalar yurtlarda oda bulamazken neden bu otellere yerleştirmemiş de ayrıcalıklılar beklenmiş, bunun cevabı yok” diye yazmıştım. Şimdi öğreniyoruz ki, Sağlık Bakanlığı’nın gönderdiği alelade vatandaşları almıyormuş. Şaşırdınız mı? Devlet içinde devlet değil mi arkadaşlar? Keyif onun. Ne ilk ne de son. Devletin pespaye sağlık sistemi yüzünden, şu corona karşısında bile eşit olmadığımızı görüyorsunuz. Parası, itibarı, makamı olana başka, vatandaşa başka… Corona günlerinde de adalet yok!

PİLLİ TEK BAŞINA MI?: Yapılan, yapılmayan ne varsa, hep beraber Sağlık Bakanı’nı işaret ediyoruz. Onun da kendi görevleriyle ilgili yanlışı çok. Ama sorunun kaynağı Pilli’ymiş gibi, sadece onu istifaya davet edenler var. Kardeşim Bakanlar Kurulu diye bir şey var. Üstelik böyle bir kriz döneminde hiçbir Bakan kendi kendine karar almıyor. Niye Sağlık Bakanı istifa etsin? Ha, diğerlerinden hala beklediğiniz bir şeyler var diye mi? Anlaşılan onları kırmak istemiyorsunuz.

ASLINDA İYİ OLDU:  Salgın nedeniyle toplu buluşmaların, mitinglerin iptal edilmesi bir yerde iyi de oldu. Adayların kendilerini ve yapacaklarını anlatmak için seçmene seslenecekleri tek yer sosyal medya ve televizyonlar kaldı. Böylece seçmen hangi adayın ne kadar donanımlı olduğunu, kimin boş olduğunu görmüş olacak. Meydanlarda boş ve yalan vaatler yerine toplumun önünde neler yapabileceklerini anlatsınlar ki ak koyun kara koyun belli olsun. Seçmen de onları dinleyip kimin cumhurbaşkanı olması gerektiğine karar versin…

NASIL OLACAK: UBP’nin cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar vizyonunu açıkladığı konuşmasında, “Bağımsız, özgür ve kendi ayakları üzerinde duran bir devleti savunduklarını” söyledi. Ama pandemi hastanesinin temel atma töreninde, “Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun için talimat vermiştir” diyordu. İyi de Ersin bey, 100 yataklı bir hastaneyi yapmaktan bile aciz iken, nasıl bağımsız ve kendi ayakları üzerinde duran bir toplum sözü verebiliyor…

HANİ BİZİM RAKAMLAR?: Güneyden ilginç haberler geliyor merakla izliyoruz. İşsizlik rakamları, vatandaşların ülkelerine getirilmesi için harcanan paralar, karantina döneminde meydana gelen ev içi şiddet vakaları… Ya biz? Maliye bile ödediği maaşları güncellemez. DPÖ desen sanki karantinada. Ortaya işsiz diye bir 4 bin rakamı attılar, siyasi muhalifleri 16 bine çıktığını söyler. İş yapmak istersen, önce sağlam verilerin olacak. Yok bozuk treni içeriden sallayacaksan, rakama falan gerek yok. Başı kesik tavuk gibi kalırsın işte böyle…


barışa çağrı

FOTO GÜNDEM: Bu kavga kalabada aniden güzel bir şey olabiliyor. Doğu Akdeniz’deki kaynayan kazana, Türkiye ve Yunanistan’dan kadınlar, birlikte “dur” dediler. Sorunların barışçı yollarla çözülmesi gerektiğini vurguladılar ve Yunanistan ile Türkiye toplumlarının barış içinde, yan yana yaşamasının bütün yeraltı kaynaklardan daha değerli olduğuna inanç belirttiler.

 








Başa dön tuşu