Köşe Yazarları

Yine Koalisyon Konusu…






Kudret Özersay, koalisyon kurmama kararına açıklık getirdi.



“Koalisyon kurarsanız hesap soramazsınız” diyor…



Sayıştay raporları, usulsüzlük raporları, batık krediler, batık belediyeler, keyfi dağıtılan araziler ve menfaat karşılığı verilen T izinleri konularını sıralıyor…

Hepsi doğru…

Biz de her birinden ayrı ayrı hesap sorulmasını istiyoruz.

Bu çarpıklığı bitirmenin tek yolu, artık bundan sonra hepsini yargı önüne çıkartmak, bu konuda da hemfikiriz…

Evet, bu işleri yapanlarla koalisyona giderseniz, yargıya gitmeniz, ya da başka yollarla hesap sormanız zor olabilir…

Benzer şeyleri Tufan Erhürman da söylüyor.

UBP ve DP ile koalisyon hükümeti kurmak istemediğini açıkladı önceki akşam…

Onun da gerekçeleri aynı…

Tamam, partizanlığın, adam kayırmacılığın, beceriksizliğin ve belki de en önemlisi teslimiyetçiliğin temsilcisi bu iki parti ile koalisyon kurmasınlar.

O zaman, meydanı tekrar bir kaç yıl için daha bu iki partiye bırakmış olmayacaklar mı..?

Evet, hesap sorma konusu önemli. Geldiğimiz noktada işler çığrından çıktığına göre, eşitlik, adalet, yasalar kolayca çiğnenir hale geldiğine göre, demokrasinin denetim ayağı çalışsın.

Ama ya ülkenin yönetimi..?

“Hesap soramayacağım, o zaman ülke yönetiminde olmak istemiyorum”…

Yaşanan felaketlerin faili meşhur ortaklarına yeniden imkan vermek, istedikleri gibi çalıp, oynamalarını seyretmek ne kadar doğrudur..?

Yapılacak o kadar acil iş, bekleyen onca hizmet  var ki…

En azından yeni dönemde bugünkü kadar pervasız, hesapsız, kitapsız hareket etmeleri önlenebilir…

Ne bileyim, ben böyle düşünüyorum…

_______________________________________________________________________________

Buna Çok Güldüm

Kiliseye bak…

Siyasetin tam da göbeğinde.

Güney’de seçimler var ya, ayrılıkçılığın bayrağı kilise de içinde olacak…

Aynen bir siyasi parti gibi…

Başpiskopos Hrisostomos, tam da Kuzey’de tartışılan formülü önermiş.

AB bünyesinde iki ayrı devlet…

Yeter ki anlaşma olmasın, yeter ki, içimizde dolaşmasınlar, varsın ayrı devletleri olsun noktasına gelmiş.

Kendi de faşist öğretisiyle gençleri zehirlemeye rahat rahat devam edebilsin diye herhalde…

Ha bir de şartı varmış…

Türkiye bizi sütten kesmeliymiş…

Neler de çeker canı…

Güney’deki kardeşlerimiz bu kafayı iyi anlamalılar.

Hatta kiliselerinin siyasete etkisini bir de serin kanlılıkla değerlendirmeliler…

Önünde eğilip, ellerini öptükleri dini liderleri gibi mi düşünüyorlar..?

Hala bu devirde kilisenin emriyle mi hareket ediyorlar?

_______________________________________________________________________________

YERİN KULAĞI VAR

NİYETLERİ “OY ÇALMAK”:

Polisin 25 yılda, maaş alarak emekli olması girişimini eleştiren DP Genel Başkanı Serdar Denktaş bunun, Ulusal Birlik Partisi’nin seçime yönelik bir oyunu olarak değerlendirerek, bunun tamamen “oy çalmaya” yönelik olduğunu söyledi. Belli ki dünün sarmaş dolaş ortaklarının arasına seçim karakedisi girmiş. Hele bir meydanlar dolsun bakalım daha ne itiraflar duyacağız… Nasıl olmasa “öküz öldü, ortaklık bozuldu”…

“OY VERMEYİN”:

Erken genel seçimlerde YDP’den aday çıkacağı yönünde iddialar bulunan ve Lefkoşa ikinci sıradan adaylık teklifi alan Din İşleri eski Başkanı Ahmet Yönlüer, YDP Genel Başkanı Arıklı ve Genel Sekreteri Zaroğlu için, “ayrımcılıktan şikayet eden bu iki kişi resmen ayrımcılığın babasını yapıyor” diyerek, “YDP’ye oy vermeyin” çağrısı yaptı… İlginçti…

SIRADA KİM VAR:

Önce UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, “seçimlerde birinci parti çıkmazsak, başkanlığı bırakırım” demişti. Şimdi de CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, katıldığı bir tv porgramında, CTP’nin birinci parti çıkmaması durumunda bu konuyu parti meclisine götüreceğini, parti meclisinin vereceği karara göre görevi bırakabileceğini kaydetti. Şimdi gözler diğer liderlerde…

ZAMLARIN SEBEBİ FİF’İN TÜKETİLMESİ:

Serdar Denktaş’ın müjdelediği zamlar erken geldi. O, ‘bütçe geçmediği için sübvansiye yapılamayacak, akaryakıta zam gelecek’ demişti. Ama yıl sonunu bulmadan geldi zamlar. Hem de önlerinde seçim olduğu halde, yapmak zorunda kaldılar. Çünkü sırf bu iş için ayrılan para ortada yok… Yine soralım, 744 milyonluk Fiyat İstikrar Fonu nasıl bitti..?

HAYIF GİDENE:

Beşparmaklardaki kazada ölen öğrencilerin yıldönümüydü dün. Bir yılda ne değişti söyler misiniz. Yol aynı yol… Hayıf yitip giden genç fidanlara. Unutulup gittiler, kimse de bunun hesabını ödemedi. Aksine, aynı siyasiler bugün yeniden koltuklara oturmak için, seçmenden oy istiyor. Garip olan ise bunları yendien seçtirmek için yollara düşmüş insanların olması…

PEŞKEŞE DEVAM:

Bu arada seçim öncesi Karpaz’daki altın kumsalın birilerine peşkeş çekileceği yönünde ciddi iddialar var. Yapılaşmanın önünü açmak için aylar önce derece değerlendirmesi yapmışlardı, şimdi oya döndürmek için harekete geçtiler. Gidecekler ama, arkalarında da bir enkaz bırakacaklar…

_______________________________________________________________________________

ZİRVEDEKİLER

Ahmet Okan: “Yeni yerleşim yerlerinde inşaat inşaat üstüne yapıldığından var olan sistemler de ahalinin bokunu karşılayamıyor, çünkü bu hesapta yok! Partilerin, türlü sendika ve sivil örgütlerin, belediyelerin, hükümetlerin ve muhalefet edenlerin enflasyonu yaşanırken, herkesin el el üstünde oturması ada insanının tarihsel karakterine uygun bir durumdur, hayret edilecek bir şey yok… Diyeceğim, ahali bokunun içinde oturmaktan memnundur! Memnunsa memnundur. Durum budur”…

 ________________________________________________________________________ 

DİPTEKİLER

Fatih Terim: Türkiye’deki insanların nasıl zar zor geçindiğini, ayın sonunu getrimek için neler yaptıklarını biliyoruz. Ama belli bir kesim, o insanların verigleriyle astronomik paralarla oynuyor. İşte bunlardan birisi de, Milli Takımlar eski teknik direktörü Fatih Terim. Yıllardır milyonlarca lira aylık maaş aldığı TFF’nun, sözleşmesindeki 6. maddeye aykırı davrandığını savunarak, 3.5 milyon euro’luk tazminatının faizi ve avukatlık masraflarıyla birlikte ödenmesini talep etmiş… Yuh!





Başa dön tuşu