Köşe Yazarları

Hedefsiz Seçimler






2018 yılının ilk ayında Kuzey Kıbrıs’ta milletvekili seçimleri ve hemen ardından Güney Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı seçimi yapılacaktır.

Her iki taraftaki seçimlerle ilgili olarak, halkta büyük bir beklenti ve heyecan  olmadığını kolaylıkla gözlemleyebiliriz.

Gerek Kuzey Kıbrıs’ta , gerekse Güney Kıbrıs’ta halk, POLİTİKACILARIN YALANLARINDAN , ne yapacağını bilmez duruma düşmüştür.

Kuzey Kıbrıs’ta, iktidarda olan Partiler, POPÜLİZM dersine iyi çalışmış olacaklar ki, arsa dağıtımı, vatandaşlık dağıtımı, kadroya alma çalışmalarıyla, sıradan ve geniş kitleleri kontrolleri altında tutmayı başarmaktadırlar.

ONBİNE yakın yeni vatandaşın, oy kullanması durumunda, bu yeni vatandaşlar, kendilerine rüşvet veren partilere mi, yoksa diğer partilere mi oy vereceklerdir.

Oğluma bir arsa, kendime bir T izni, kızıma kadro vb küçük çıkarlarla, halk oy kullanmayı sürdürüyorsa, yapılan seçimlerin bir anlamı kalıyor mu?

İlkesel olarak, bu tür eylemleri onaylamayan ve demokratik bir toplum yaratmaya çalışan AYDIN GÜÇLER ise birçok partiye bölünerek, etkisizleşmektedirler.

Kuzey Kıbrıs’ta süreci esas olarak belirleyen TÜRKİYE’deki İKTİDAR SAHİPLERİDİR.

Bu iktidar sahipleri para vermedikçe, partileri SİYASİ olarak destekleyip YÖNLENDİRMEDİKÇE,  burda hiçbir partinin söz söyleme hakkı yoktur.

Söz söyleme hakkı olmayanların, koalisyonlarda yer aldıkları dönemlerinde,  sözümona DENK BÜTÇE saçmalığıyla kendilerine yakın kitleleri bile karşılarına aldıkları unutulmamıştır.

Sağ Partiler, Kıbrıs Sorununun çözümlenmemesi için GÜÇ BİRİKTİRME SİYASETİ izlemektedirler. Bu siyasetler için, popülizmi ve BİREYSEL MENFAATLERİ alabildiğine kullanmaktadırlar.

Çaresiz kitleler, küçücük çıkarları için kendilerini çok ucuza satmak zorunda kalmaktadırlar.

Sol Partilerin yaptıklarına gelince:     Bölünme, kendi yanlarında olabilecek insanların sınıfsal çıkarlarının yanında durmak yerine, o sınıfları karşılarına alma siyasetinden başka yaptıkları bir iş görülmemektedir.

Bu çıkmazdan çıkabilmek için tek yol, KIBRIS SORUNUNUN devam etmesinin, bu hastalıkları arttırdığı tesbitini yapmaktır.

Böyle bir tesbit ve hedef seçildikten sonra artık amaç, çözüm için, her tür politikayı kullanarak güç biriktirmek olacaktır.

Rum tarafına gelince, orda da politikacılar, özellikle kara para ile olan karanlık ilişkileri dolayısıyla PROGRAMLARINDA belirttikleri adımları izlememektedir.

Gerek Hristofyas, gerekse Anastasiadis, Kıbrıs’ta çözüm vaadleri ile seçilirken, ikisi de görüşmelerde, çözüm karşıtı ve zamana oynama siyaseti izlemişlerdir.

Rum tarafında yaptığımız araştırmada, halkın ne yapacağını bilemez durumda olduğunu gözlemlemekteyiz.

Gerek Rum tarafında, gerekse Türk tarafında, artık kişilerin küçük menfaatleri toplumsal menfaatlerin önündedir.

Bu bireysel menfaatler de gerçekte toplumların demokratik gelişimlerini engellemektedir.

Bu popülizm diyarında KARA PARA ve BÜYÜK DEVLETLERİN STRATEJİK ÇIKARLARI için kıyasıya bir mücadele yürütülmektedir.

Kıbrıs’taki gelişmeleri bu yapı içerisinde, KIBRISLILARIN BELİRLEMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.







Başa dön tuşu