Köşe Yazarları

“YENİDEN DİRİLİŞ” ÜZERİNE



Koronavirüsle cebelleşirken sanki tam zamanıymış gibi dünkü yazımda, “toprağa dönelim” dedimdi.. Ne ilgi ne de zamanlama yönünden uygun bir “konu” olmadığını biliyordum. Pekala ama bu ülkede sorunlarımızı çözmek için ne zaman “uygun zamanlar” bulacağız?

Yağmur çiselese, az biraz rüzgâr esse, sıcak olsa.. Yada döviz vursa, Anastasiadis ile Sn. Akıncı yeniden müzakerelere başlayacak haberi işitilse.. Memleketin başka hiçbir sorunu, konusu, olayı yokmuş gibi o tek başına gündem oluşturan habere takılırız, ötesi tufan!

Desem ki bu virüslü günlerde belki yazıp söylemem haksızlık olacaktır ama “aslında bizim yapacak işimiz yoktur da ondan! Biliyorum, denecek ki “hayatımızı tehdit eden virüs varken, bu felakete kim bigâne kalabilir?” Tabi ki işimiz gücümüz bu musibeti defetmektir.. DOĞRU ama! Ya dalında kalmış narenciye? Ya pazarını kaybetmiş enginar patates? Ya ellerde kalan süt? Sebzeler meyveler?

Bu nedenle evet diyoruz: Yarın korenavirüs çeker gider, hatırası kalır yadigâr ama sayesinde toprakta, stokta, depolarda… Kalmış mahvolmuş “ürünlerimiz” uzun süre yerine koyamayacağımız ulusal kayıplarımız olurlar..

***

DÜN “yazacağım dediğim” ise şuydu: Öteden beri “iki karpuzu bir koltuğa sığdıramadık! İki üç işi bir arada yapamadık!

Buna karşın bari “birini yapaydık da tam olsaydı!” Onu da beceremedik! Ne Tarımda ne Turizmde! Ne Sanayide ne Eğitimde! Ne İnşaat sektöründe ne ulaşımda! Hele konu Devletin Kurumlarıyla Kamuya hizmete geldiğinde, mayna!

İŞTE dün, “yarın devam edeceğim” deyip yarım bıraktığım anlatımımın konusu buydu.

Nitekim aşağıda yazdıklarım anlatacaklarımdı:

***

BİZİM kuşak iyi hatırlar. 1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda Rum tarafı büyük bir sosyoekonomik kalkınma seferberliği başlattıydı. Başını Turizm sektörü çekiyordu. Nitekim Maraş’taki o devasa oteller bir iki yıl içinde olup bittilerdi. Yapılan, bütün “üretim sektörlerini,” Turizm Sektörünü besleyip katkıda bulunacak bir planlamaydı.. Şöyle ki:

TARIMDA Turizme yönelik sebze meyve üretimi.. Sanayide otellerin mefruşatından öteki tüm ihtiyaçlarına cevap verecek küçük sanayi tesisleri.. (Mesela şilteler ve sair gereksinmeler için Mağusa’nın yamacında sünger fabrikası kurdulardı. Plastik fabrikaları 24 saat çalışıyorlardı, hep turizm sektörünün ihtiyaçlarını dikkate alarak..)

Adada “konfeksiyonun” patlaması bu dönemde olduydu. Üstelik Türk işinsanlarına da sirayet eden bu sektör (inanılması güçtür ama bizzat tanığıyım) mesela Amerika’lara kadar “konfeksiyon ürünü ihraç ediyorlardı. (Mağusa’da Mehmet Dubara.)

KEZA o günlerde adı Omorfo olan Güzelyurtta Narenciye bahçeleri 80 bin dönüme çıkartıldıydı ki 15-20 bin dönümü Maraş ile Mağusa’daydı.

Narenciye tesislerde dış piyasaların taleplerine uygun mamul hale getiriliyor, öyle ihraç ediliyordu. “(hatırlatayım o yıllarda Türkiye’de henüz narenciye sektörünün lafı bile geçmiyordu!”

Kısaca “olay” şuydu: Turizmi Kalkınmanın hedefi olarak saptadıktan sonra, bu sektörü besleyecek, destekleyecek yan sektörleri devreye koymak..

PEKİ biz KKTC’de Turizm adına neyi devreye koyduk? Kumarı değil mi? Gene hatırlatayım oysa daha düne kadar Rum tarafında o devasa turizme karşın “casino” yoktu! (Sonunda Rum oyuncuların Kuzey’e kaymasını önlemek için Rum Yönetimi Güney’de de bir kumarhaneyi devreye soktu..) Kısaca bugüne kadar gelinen ada ekonomisi gerçeklerinde daha o Cumhuriyet yıllarında başlayan Rum seferberliği düşünün ki bugün Doğu Akdeniz’de hidrokarbon yakalarına kadar uzanan büyük bir hacime ulaştı.

OYSA KKTC “turizm” yönünden her devrede, bugün de Güney’e fark atacak kadar zenginliğe sahip olduğu halde, yazmaya bile gerek yoktur, bırakın ekonominin lokomotifi olmasını.. Casinolarıyla da belki sorunumuzdur!

DOLAYISIYLE her yıl Kuzey’de bir bölge belirleyerek, “bu yıl öncelik bu bölgenin kalkınmasındadır” deyip aslında seçim yatırımları haline getirilen “maskaralık kalkınma modalarıyla” değil.. İnşallah bitsin, defolup gitsin bu virüs, artık ayakları yere basan üretime dayalı tarım sektörünü, tutun ki Turizme dönük katkılarıyla da planlayıp programlayarak KKTC de “yeniden dirilişi” gerçekleştirmeliyiz..

 

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı