Son dönem Osmanlıcılık modası var ya, her türlü yayın organında o dönemlere ilişkin alıntılar, hikayeler var…
Geçtiğimiz günlerde bir tarih sitesinde rastladığım bir olayı okurken, “tam da bizim durumumuz” dedim. Hazır yeni bir hükümet tamtakır bir kasa devralmak üzereyken, tarih tekerrürden ibarettir diyerek, Maliye’yi alacak olan yeni bakana, haddimiz olmayarak bir öneri yapalım…
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, özellikle de II. Abdülhamit ve Meşrutiyet dönemlerinde, memurlara maaşları düzenli olarak ödenemiyordu. Ödemelerin yapılacağı günler memurlar için birer bayram gününü andırıyordu…
Memurların çoğu her ay başı, o zamanın kuyumcuları gibi çalışan sarraflara, maaşlarını faizle kırdırırlar ve ellerine geçen para ile ödemelerini yaparlardı. Koskoca İmparatorlukta en küçük memurdan vezirine kadar, borcu olmayan memur pek yoktu. Sarraflar genellikle Rum, Ermeni ve Yahudi idiler. Her biri bu yöntemle muazzam bir servet sahibi olmuşlardı…
Hatta, sultanlar ve şehzadelerin maaşları dahi, aynı yöntemle ödeniyordu…
Ancak Cumhuriyetin kuruluşundan sonra, memurlara her ay düzenli olarak maaş ödenmesine başlanmıştır. Atatürk bizzat direktif vererek, maaşların düzenli ödenmesi yanında, bizim de geçmiş yıllara kadar aşinası olduğumuz bir uygulamayı da başlatmıştı: peşin maaş ödemesi…

İşte bu sıkıntılı zamanlarda, II. Abdülhamit iki büyük ve eski harp gemisi olan Mahmudiye ve Taif isimli gemilerin, tersanede ahşap ve demirlere ayrılmasına talimat vermişti. Bu ahşap ve demirler, ödenemeyen memur maaşlarına karşılık olarak memurlara veriliyordu. Maliye Bakanı o zamanlar maaş bordroları yerine kullanılan kağıtlar üzerine örneğin “Maaşına karşılık Mahmudiye vapurundan 500 okka enkaz verile” diye yazıp imzalar ve memurlara verirdi…
Maliyeden bu maaş bordrosunu alan memurlar, adeta havalara uçardı. Koşa koşa enkazcılara gider bunları paraya tahvil ettirirlerdi. Enkazcılar da tersaneye gelerek bu kağıtlar tutarında gemi enkazını alıp götürürlerdi…
Nasıl yöntem ama..?
Mali Protokolün imzalanmadığı sürece yerel kaynaklardan ödenemeyecek olan memur maaşarı için yeni Maliye Bakanına da bu yöntemi öneriyorum.
Hem bu yöntem, “Osmanlı’lardan kalma” bir yöntem olduğu için oldukça prim de getirebilir.
Gerçi bu yöntemi UBP de çok iyi bilir. Daha önce havaalanını satarak onüçüncü maaşları ödememişler miydi..?
Sanırım şimdi de satacak birşeyler bulabilirler. Benim tavsiyem, Girne Limanı’dır…
Madem konu eskilerden açıldı, yukarıda anlattığım vapurların nasıl battığına ilişkin de size bir hikaye anlatayım…
Osmanlı döneminde yaşayan Çankırılı Hacı Şeyhoğlu hatıralarında anlatıyor:
“1897-1898 Yunan harbinde savaşa gidecek olan vapurların çıkışını Unkapanı köprüsünden seyrediyordum. Tesadüfen yanımda kısaca boylu, ak sakallı bir zat vardı. Bu zat kolumu çekerek ve köprüden geçecek vapuru göstererek: “Aman kaçalım! Şimdi gemi köprüye çarpacak!” dedi. Oysa gemi daha köprüye çok çok uzaklardaydı. Bir süre sonra ak sakallı ihtiyarın dediği çıktı. Gemi, köprünün açılmış geçidini tutturamadı ve köprüye gümbür gümbür bindirdi…”.
Yeni hükümet henüz kurulmadı. Ancak kurulacak olan hükümetin ülkeyi adeta yukarıdaki gemi gibi bodoslama karaya vurduracağını ve hepimizin de “İmdat!” diye bağıracağını aha buraya yazıyorum.
Bilmeyenler için belirteyim. Keramet beyaz sakaldaysa, iki aydan beridir benim de beyaz sakallarım var…
YERİN KULAĞI VAR
ZOR SINAV:
Hiç kuşkusuz kurulacak yeni hükümetin önündeki en önemli konu TC ile imzalanacak yeni ekonomik protokol olacaktır. Sendikalar ile bazı partilerin toptan karşı çıktığı ve CTP-UBP hükümetinin bozulmasına bahane edilen protokol ile ilgili olarak nasıl bir adım atılacağı çok merak ediliyor. Yeni hükümetin, 20 gün sonra yeniden maaş ödeyecek olması nedeniyle, protokol konusunda fazla ısrarcı olmayacağı ve bir an önce imzayı atacağı tahmin ediliyor…
BÜTÇESİZ MALİYE BAKANLIĞI:
Yeni hükümette, Bütçe Dairesi’nin, Maliye Bakanlığı’ndan ayrılacağı konuşuluyor. Bütçe demek, devletin mali planı demektir. Geliri, gideri demektir. Bunu Maliye yapmayacaksa, asli görevini yapmayan, içi boş Maliye Bakanlığı’na ne gerek var? Böylesine mantıksız bir paylaşım olabilir mi? Devletin köklü kurumları kısır politik hesaplarla yıpratılabilir mi? Umarız böyle bir hataya düşmezler…
ÇOK SÜRMEZ:
Yeni hükümet daha kurulmadı ama, kamuoyundaki ortak kanı, çok uzun ömürlü olmayacağı yönünde. Özellikle bakanlık bekleyenlerin sayısının fazla oluşu, hükümetin 26 gibi çok kritik bir sayıya sahip olması, bunun da her an bir krize neden olabileceği tahminleri var. Tüm bu olumsuzluklar da, hükümetin ömrü için vatandaşı pek iyimser düşünceye itmiyor…
ŞİMDİ NE OLACAK:
Yeni Seçim ve Halkoylamayası Yasa değişikliği, Komite’den geçti, bugün Meclis gündemine gelecek. Ancak UBP, bölgeciliğin önlenmesi adına yapılan değişikliğe red oyu verdiği için, değişikliğin tümüne de red oyu kullandı. Ortaklığa hazırlandığı DP’ninse onayı var. Bakalım şimdi ne olacak. Bunca sürede yapılan çalışmalar bölgecilik hastalığına kurban mı gidecek..?
KAPI AŞINDIRIYORLAR:
UBP’de bakanlık bekleyenler Genel Başkan Hüseyin Özgürgün’ün kapısını aşındırıyor. Her gün birileri, çeşitli gerekçelerle niye bakan olması gerektiği konusunda Özgürgün’ü ikna etmeye çalışıyor. Siz bakmayın adını Yanni, Nikoli diye değiştireceklere. Kulağımıza öyle iddilar geliyor ki, bazı vekillerin eşleri, kocaları için partiden çıkmaz olmuşlar. Sadece bakanlık bekleyenler değil, müdür ve müsteşarlık hayali olanlar da, bugünlerde UBP Genel Merkezi’ni mesken tutmuşlar. Milletin vergileriyle oynanan oyunlar ne bitti, ne de bitecek…
AL GÜLÜM, VER GÜLÜM:
Herkesin merağı, DPUG’den ayrılan vekillerin hükümete verdiği destek nedeniyle, Parti’den istifa eden milletvekillerinin, seçim öncesi imzalamış oldukları 500 bin TL’lik borç senetlerini mahkemeden geri çekilip çekilmeyeceği. CTP milletvekili Fredi Sabit Soyer, hükümette yer alma adına yapılan pazarlıklardan birinin de istifacı milletvekillerin borç senetleri olduğu iddiasında. Yani bağımsızların yeni hükümete verceği desteğin karşılığı, borç sentlerinin yırtılması olabilir…
ZİRVEDEKİLER
Bülent Kanol: “Hasan Taçoy istifa ederken ne demişti? DP’de partinin hesapları doğru dürüst tutulmuyor, şeffaf değil, hesap verilebilirlik yok. Taçoy ve arkadaşları düşündü ve dedi ki ‘O zaman bu partiye ne yakışır? Ülkenin Maliye Bakanlığı?’… Siz bizimle daha ne kadar dalga geçeceksiniz kim bilir..?”. Biz izin verdiğimiz sürece, dalga geçmeye devam edecekler Sayın Kanol…
DİPTEKİLER
Ekonomik Paket: Ne paketmiş bu yeni ekonomik paket. Siyasisi, gazetecisi, kısacası herkes paket hakkında birşeyler söylüyor ama, bir gazetenin yayınladığı taslağın, paketin son şekli olup olmadığını bilmiyoruz. Çünkü resmen açıklanan bir metin yok. Başbakan sürekli olarak çıkan haberleri yalanlıyor. Herkesin üzerinde ahkam kesitiği bu yeni paketin hakikisi ve gerçek olanı nerede..? Herhalde imzalandıktan sonra öğreneceğiz…
































