En Üst

25 Eylül 2017

Yazık, hem de çok yazık…

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Onlar bugünlerin yaratıcılarıydılar. Hem de hiçbir karşılık beklemeden.

Vehbi Mahmutoğlu son nefesini, özgürlüğü için ölümü hiçe sayarak mücadele verdiği topraklarda, belki özgür ama kırgın verdi…
Erenköy’de, dört bir taraftan ağır silahlarla devam eden Rum saldırılarına karşı, kendi balıkçı motoru ve bir kaç arkadaşıyla Türkiye’den silah taşıyan biriydi o. Bereketçi derlerdi. O günlerde bereketti silah. Anamur’da kaçakçı sanılıp yakalanmışlardı da, Genelkurmay devreye girmiş, Ankara’da olan Burhan Nalbantoğlu’nun da aracılığıyla gizlice silahları yükleyerek başlamıştı bu işe. Defalarca gitmiş gelmiş, İngiliz’e yakalanmış. Silah taşıdığı gemiyi batırmak zorunda kalmıştı. Getirdikleri silahlar, getirdikleri öğrenciler ondan sonraki yılların mücadelesine kaynak olmuş, güç olmuş, başlangıç olmuştu…
Eğer bugün bizler buralarda elimizi kolumuzu sallayarak geziyorsak, o yıllarda hayal bile edemeyeceğimiz bir özgürlüğe, bir varlığa, bir demokrasiye, bir devlet çatısına sahipsek, onların sayesindedir. Onlar özgürlüğü, can güvenliğini getirenlerdir.
Ateş yıllarının sonrasını pek düşünebildiler mi? Sanmıyorum. Onlar sadece hayatta kalmanın, ölüm korkusu olmadan yaşayacak bir toprağa sahip olmanın derdindeydiler. Yıllar yılı aç, yoksul, hiçbir şeysiz sadece içgüdüyle, ellerinden geleni yaptılar. Geleceği kurma işini de başkalarına bıraktılar. Ama maalesef kendilerinden sonraki nesil, o kazanımların bir daha kaybedilmemesi için gereken çabayı göstermedi. Bugün bir simge olan Vehbi Mahmutoğlu ve onun gibi insanların sahip olduğu bilinç yaşatılabilse, kalkınmak için, daha iyi olmak için benzer bir mücadele onların gösterdiği özveri oranında verilebilseydi, bugün buralarda olmazdık. Ama onlar hiç şikayet etmediler. Köşelerine çekildiler, ölümü beklediler. O büyük, o muhteşem varoluş kavgasının yerini, iğrenç çıkar kavgalarının almasını sessizce izlediler. Verilen madalyaların, onur belgelerinin, eşine verilen yılın annesi ödüllerinin hiç bir anlamı yok. En azından onlara daha iyi bakabileceğimiz hastanelerimiz olsaydı.
Bir başka ülkede olsa, köşe başlarına anıtları dikilir, haklarında kitaplar yazılır, pamuklar içinde bakılırlardı…
Vehbi Mahmutoğlu, belki de adını daha önce hiç duymamış olan sağlık personelinin ilgisizliğinin kurbanı olmuştur. Sahipsiz gibi…
Bu bizim utancımızdır. Bugün onu toprağa verirken, başımız öne eğik olmalıdır. Kimse o direnişi, o direnişin kahramanlarını milliyetçilikle, şunla bunla geçiştirmeye kalkmasın. Onlar bizim gerçeğimizdir. Tıpkı bugün yaşadığımız rezillik gibi…

 

YERİN KULAĞI VAR

ORTAKLARI ZOR GÜNLER BEKLİYOR:
Kıbrıs konusu ortakları ayrı düşürdü. DP-UG Milletvekili Zorlu Töre, Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin müzakere süreciyle ilgili sözlerini eleştirerek, milli davada UBP ile DP-UG aynı düşündüğünü söyledi ve bu iki partinin yerel seçimlerde işbirliği yapması dileğinde bulundu. Töre, İçişleri Bakanı Uluçay’ın vatandaşlık işlemlerini durdurmasını da eleştirerek, doğum belgesine “Vatandaşlığa hak sahibi değildir” şeklinde vurulan damgaya da tepki gösterdi. CTP kendi derdiyle uğraşa dursun, bu ortaklık pek uzun süreceğe benzemiyor. Yılsonuna doğru ortakları zor günler bekleyecek…

GÖBEKTEN BAĞLI:
Türkiye Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “KKTC’yi göbeğimizden Anavatan’a bağlayacağız” demiş. Bizim bildiğimiz çocuk doğarkenden anası ile bağlı olduğu göbek bağı kesilir. Biz doğalı 30 yıl olmuş ama hala daha göbeğimiz kesilmemiş. Hem göbekten, hem de mideden bağımlılık sürüyor.

TATİL REHAVETİ LÜKSÜMÜZ YOK:
Uzun bayram tatili bitiyor. Memleketin tüm sorunlarıysa beklemede. Yeni hükümet, yeni Meclis derken, 3 ayı devirdik neredeyse. Elde ne var? Sizce? Bence partiler içi kavgalardan başka bir şey yok. Uzman olduğu konulara kafa yoran bir kaç genç, kararlı beyinden başkasından ses yok, seda yok. Bundan 5-6 ay önce erken-erken seçim diye ortalığı kaldırıp oturtanlardan tıs yok. İşte seçim geldi geçti, iktidar el değiştirdi. Yani hazırda hiç mi plan, program yoktu? Umarım bu tatil vekilleri bir o kadar daha rehavete sokmamıştır. Öyleyse yandı gülüm keten helva…

RAPOR PARTİ DIŞINA TAŞTI:
CTP’deki rapor kavgası parti dışına taştı. Raporda adı geçen Dev-İş Genel Başkanı Mehmet Seyis, hakkındaki “UBP’ye oy veririm” iddialarına, “Kayıtsız kalamazdım” diyerek, “UBP’ye oy verebileceğimi herhangi birinin düşünmesi bile beni rahatsız eder” açıklamasını yaptı. CTP’deki rapor kavgasının bayram sonrası artarak devam edeceği iddia ediliyor.

ÇEVRE BAKANI’NA HATIRLATIRIZ:
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hamit Bakırcı, AKSA’ya eylül ayında yaptığı ziyaretinde işletmeye bacasına filtre takması için bir aylık bir süre vermişti. Bakanın verdiği bir aylık süre doldu. Sayın bakan bayram tatilinden hemen sonra bu konuda gerekli girişimi ve yasal mevzuatı başlatır herhalde…

ZEHİR YEMEYE DEVAM EDİYORUZ:
Seracılar Birliği Başkanı Mahmut Doğan itiraf ediyor. Daha doğrusu duyuru yapıyor. “Üreticiler olarak biz denetlenmek istiyoruz. Kaçak üreticiler var denetim yok ilaçlı sebzeler denetimsiz şekilde pazarlarda ve marketlerde satılıyor. Temiz üreticiler ise onlar yüzünden karalanıyor.” Gelen giden her hükümet gıda güvenliği için bir araba laf söyler, ama avuç içi kadar ülkenin, sayısı binin altındaki gıda üreticisi denetlenemez. Akıl alır gibi değil. Yasalar, tüzükler çıkıyor ancak denetim yapılmayınca bir işe yaramıyor. Bu konuda en çok mücadele veren Meclis Başkanı Sibel Siber’in de duyması dileğiyle…

GERİYE ÇÖPÜ KALDI:
Dört günlük bayram tatilini kazasız atlatmayı başardık başarmasına ama geriye dönüp baktığımızda bu bayram yine çevre kirliliğinin öne çıktığını, etrafın çöp ve atıklarla dolduğunu söyleyebiliriz. Bayram boyunca yedik içtik, geriye de çöplerimizi bıraktık. “Temizlik imandan gelir” diye bir laf var, ama anlaşılan o ki, nüfusun % 99’u Müslüman olan bizde o iman kalmamış…

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Çağlar:
“CTP’de yaşam, yaşamın tüm artı ve eksileriyle, tüm kazanım ve kayıplarla, bu yolda yüz yüze geldiğimiz ve tecrübe ettiğimiz bütün yanlışlar ve doğrularla birlikte ilerler. Ve yarayı iyi edecek şey, sadece hep birlikte yürüdüğümüz bu yolda bulunur. Yani aslında yürümek merhemin ta kendisidir. ‘Kurbanlaştırınca geçer’ değil, ‘Yürüyünce geçer’…”

DİPTEKİLER
Bile Bile Lades
: Her bayram, her tatil gününde Metahan Sınır Kapısı’nda yaşananlar bilindiği halde önlem almak kimsenin aklına gelmiyor mu? Böyle günlerde Kuzey’den Güney’e yoğun bir geçişin olacağı önceden bilinse de, bir önlem alınmaması affedilir gibi değil. Yok eğer amaç, Güney’e geçen vatandaşa ızdırap çektirmekse, o zaman başarılı oldunuz…

 

FOTO GÜNDEM

Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafı arasında güven artırıcı önlemler almakla görevli iki toplumlu Kültürel Miras Teknik Komitesi, Baf’ta Avrupa Birliği finansmanıyla, tadilatına başlanan Baf Hamamı’nı ziyaret etti

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman