En Üst

20 Eylül 2017

Bosman ve ötesi

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Geçtiğimiz çarşamba yazımızda ‘futbolun yeni efendilerinden’ bahsetmiştik. Kezâ konuyu da “futbol artık kitle sporu değil, kitleleri yönetenlerin sporudur” diye de özetlemiştik. Bugün de sermaye gruplarının mal ve/veya hizmet (futbolcu/futbol) değişimlerini inceleyelim. Ağustos 2000’de dünya futbol piyasası ağır bir depremle sarsıldı. Uluslararası futbolu yöneten sermaye grupları bu tehlikeyi aylardır bekliyordu: Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, futbolcu transfer sisteminde reforma gidilmesini dayatıyordu. Hatta FIFA ve UEFA’ya yönelik önerilerini 31 Ekim 2000 tarihine kadar sunmaları için muhtıra vermiş. Aksi takdirde yeni transfer kurallarını kendilerinin saptayacağını belirtmişti.

Avrupa Komisyonu sonuçta raconu keserek, postayı koydu. Komisyon temsilcisi Viviane Reding; “Haddinden fazla (ki Viviane Reding artık haddini aşmıştı) yüksek transfer ücretleri yanında, bazı sözleşmeler patronlar arası yaptıkları şirket evliliklerini andırıyor. Bu yüzden futbol emekçileri köle hâlini alabiliyor” şeklinde konuyu özetlemişti. İşin türkçesi; Kulüp yöneticileriyle futbolcuların menajerleri arasında iki tarafın karşılıklı rızasıyla saptanan tazminatlar, futbolcuların özgürlüğü önünde bir engel olarak görülüyor ve bu durumun artık ortadan kaldırılması isteniyordu.

Avrupa Komisyonu’nun dile getirdiği bir diğer istek ise; Genç oyunculara dayatılan ve uzun vadede bir tür emek sömürüsü ve modern kölecilik biçimine benzetilebilecek uygulamaydı. O günlerde Avrupa Birliği’nin (AB) kalbinde Brüksel, Brüksel’in de kalbinde de yine futbol gündemdeydi.

Biz daha o yıllarda futbolumuza ilişkin sığ görüşlerle birbirimizi didiklerken, adamlar futbolda yeni bir reform peşindeydiler. Neyse, Brüksel’in birçok liberal maske altındaki faşist kurumları bile birdenbire futbola yönelik sosyal bir yaklaşıma sürüklenmek üzereydi. Aslında bu sonucun altındaki tek neden; Avrupa Birliği hukukunun düzenlediği ‘serbest rekabet’ konusundaki insani açılımlardı. Artık bu çerçevede futbolcu sözleşmelerindeki geçerlilik süresi sınırlandırılacaktı. Bunun yanında 18 yaşından küçük oyunculara uluslararası transfer yasağı da getirilmesi, yaşları 18-23 arasında değişen oyuncuların transferi durumunda yetiştirici kulüplere bir bedel ödenmesi futbolcu merkezli, bir oyuncu en çok yılda 1 kez transfer yapabilir yaptırımı da kulüp merkezli bir açılımı öngörüyordu.

Reşit olmamış oyuncuların korunması, yetiştirici kulüplerin korunması, sürekli serbest dolaşım murad ediliyordu ve bu konuda da başarılı olundu. Bu süreçte FIFA ve UEFA’ya karşın “Padişahım böbürlenme, senden büyük Allah var” merkezli bir Avrupa Komisyonu vardı. Süreç devam ederken Bosman Kararı daha da aktifleşti. Eğer AB vatandaşıysanız, sözleşmeniz biter bitmez AB’ye bağlı herhangi bir ülkede yabancı statüsünde olmadan mesleğinizi icra edebilirsiniz kesmedi, işin içine bir de ‘tarihi bütünlük’ meselesi girdi. Eğer oyuncunun vatandaşı olduğu ülke, transfer olmak istediğiniz ülke ile bir tarihi bütünlüğü varsa yine yerli statüde oynama şansı veriliyordu. Portekiz ve Arjantin vatandaşları da bu karardan yararlanma fırsatı buldular. Savaş henüz kazanılmadı. Bi’şey yapmak lâzım ama ne? Onu da haftaya paylaşalım.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman