Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yaşadıklarımız kader mi..?

Akaryakıta, elektriğe gelen zamlar sonrasında, biliyorum kimsenin başka bir şey düşünecek hali yok.

Ama ta ki alışana kadar…

Dövizde de böyle, herşeyde böyle…

Madem ki kullandığımız para bu ülkenin üretimiyle, tüketimiyle, ekonomisiyle alakalı değil, madem ki yükselişi de düşüşü de kendi şartlarımızla olmuyor, katlanıyoruz.

“Bu nasıl bir çaresizliktir” diye isyan da etsek, işte öyle bir çaresizlik…

Çare, çözüm dedik yıllar yılı…

Ama bir hayal olduğu her geçen yıl daha da somutlaşıyor…

Rum’dan çözüm beklemek, ölü gözünden yaş beklemekten farksız.

Hele de bunu tersine çevirmek elimizde değilse…

Ama yapabileceklerimiz yok mu..?

Var tabii…

Sadece ekonomik değil, sosyal olarak da kendimizden geçtik…

Önüne gelenin, canının istediğini dayattığı bir toplum durumuna düştük.

Bu da bizi adım adım, haydi yok olmaya demeyelim ama, başkalaşmaya götürüyor…

Kadercilik her alanda bizi pasifliğe itiyor.

Aklı başında, şunun bunun rantını yemeyen, hayatını kendi değerleriyle hak ederek kazanan insanların söylediği tek bir şey var; “bu şartlarda bile Kıbrıs Türkü kendi ayakları üstünde durmayı başarabilir”.

Yeter ki istesin…

Hani statüko, statüko deriz ya, bence onun en önemli parçası, “bağımlılığı kabul etmek”…

Bunu içselleştirmiş, çaresizliği kabullenmiş olmak…

Bakın etrafınıza, Kıbrıs Türk kimliğinin yok olduğundan şikayet edenlerle, zamlardan şikayet edenler aynı kişiler. Hatta bir adım ileri gidip, “Nereden bulursan bul” da diyebilirler…

Bu da bugünkü mesele değil…

Yıllar yılı Türkiye’den gelen yardımların hedefi, “KKTC’nin kendi ayakları üstünde durmasını sağlamak” olarak açıklanmadı mı..?

Öyleydi de…

Türkiye tarafının tek bir karışmacılığı vardı, gönderilen paraların, planlanan hedefler için değil, günü kurtaracak, partisel çıkarlar için harcanmasına karşıydılar. Bunu da zaman zaman yüksek sesle dillendirdiler.

Ama biz ne yaptık, ekonominin temel direklerini bile oluşturamadık.

Tarımımız vardı, narenciyemiz, hayvancılığımız, hizmet sektörü, turizm… Bunların sağlam temellerde, üretime dayalı, planlı bir şekilde yapılanmasını sağlamak yerine, bir sonraki seçim için popülist işlere paralar harcadık. Yaklaşık 40 küsur yıl kadar.

Şimdi geç mi..?

Bence değil. Ve bu hükümet için de değil. Daha bir kaç ay önce gelirlerken aynı hedefi koymadılar mı?

O zaman uygulayacaklar. Sokağın sesinin kendilerini durdurmasına izin vermeyecekler. Onurlu duruş sergileyecekler…

Kıbrıs konusundan, ekonomiye ve üretime, oradan eğitime, bir ortak akıl ortaya çıkartabilecek, neyin nasıl yapılması gerektiğini bilen öyle çok insanımız var ki…

Canımız mı acıyacak, fedakarlık mı yapacağız? Yapalım artık.

Ama lütfen “böyle gelmiş böyle gider” ezikliğinden, kaderciliğinden kurtulalım.

Dilerdim ki, bizim de yeni dönemimiz bu olsun…

 

 YERİN KULAĞI VAR

“FASULYENIN YAHNİSİ”:  

Ülkenin gündemi önceki akşam hem akaryakıta, hem de elektiriğe gelen okkalı zam oldu. Erdoğan’ın gelişi bile bu kadar gündem olmadı. Üstüne bir de Denktaş ailesine verilen arazi eklenince tadından yenmedi. Hükümetin ortaklarından CTP ve HP’nin, geçmiş dönemde elektriğe yapılan zamları eleştiren konuşmalarını hatırlayınca gülelim mi, ağlayalım mı bilemedik. Daha döviz krizinin şokunu üzerinden atamayanlara bu son darbe biraz fazla geldi. Yani şartlar bu olduğu sürece, kimi iktidara getirseniz değişmeyecek.

 

BUNU HÜKÜMET SÖYLESEYDİ: HP Genel Sekreteri Yenal Senin’in açıklaması güzel. Geçmişte bakanlıkların ödenmeyen borcu, otellerin affedilen borçları vardı.  Elektriğe gelen zammın nedeni döviz falan değil, Kıb-Tek’in görev zararıydı. Senin, bugünkü durumu da madde madde açıklamış. Keşke bu açıklamayı bir parti yetkilisi değil, hükümet yetkilisi yapsaydı.  Baksanıza, El-Sen’in yeni başkanı, herkesi şaşırtan tuhaf bir açıklama yapmış, o da zamlara karşı çıkıyor…

 

ZAM ALMADAN BİTTİ:

Elektrik, akaryakıt ve bazı süt ürünlerine yapılan okkalı zamlar, hükümetin Temmuz ayı maaşlarına yapacağı zammı, daha vatandaşın eline geçmeden bitirdi. Devlet kaşıkla vereceği zammı, kepçeyle geri aldı. Hani diyorum keşke o hayat pahalılığını vermeselerdi de, bu zamları yemeseydik…

 

“YAŞAR NE YAŞAR, NE YAŞAMAZ”:

Yenidüzen’den Fehime Alasya’nın haberine göre, “çalışır” durumda görünen ve yatırımları yapılan 104 bin 26 kişiye karşılık, “çalışır” durumda görünen ama yatırımları yapılmayan 73 bin 333 kişi varmış. Böyle bir durumda Sigortalar Dairesi’nin neden mali sıkıntı içinde olduğunu anlayabiliyoruz. Yani neredeyse toplam çalışanların yarısının yatırımları yapılmıyor. Peki o zaman, madem sayı biliniyor, gereği neden yapılmıyor? Ben de bunu sorarım.

 

İLERİYİ GÖREN ADAM:

Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı’nın başlattığı “velesbit seferberliği” bugünlerde gündeme cuk diye oturdu. Harmancı sanki olacakları biliyormuş gibi, vatandaşa evine, işine velesbitle gitme tavsiyesinde bulunmuştu. Akaryakıta gelen son zamlarla zaten vatandaşın velesbit kullanmaktan başka çaresi kalmadı. Havalar biraz sıcak ama, velesbit kullanmak hem ekonomik, hem de sağlık için faydalı. Asılın ayakçalara da korkmayın…

 

İNGİLTERE KARIŞIR MI?:

İngiltere’de son 7-8 ayda tam 5 bakan istifa etti. Sebep ortak, Başbakan May, AB’den çıkışı yumuşatma niyetinde. Gümrük Birliği’nden çıkmamayı tartışıyor. Bunu bastıran da sermaye. Geçen hafta AB ile görüşmeleri götüren Bakan Davis’den sonra, Dışişleri Bakanı da istifa etti. Yeni Bakan Jeremy Hunt’ın May’e ve zenginler lobisine bağlı olduğu haber veriliyor. Kendisi de milyon sterlinlik bir servete sahip. Sağlık Bakanlığı sırasında yaptığı kısıtlamalara halktan gelen tepkilere karşı, öyle bir kafa tutmuş ki, daha da fazlasını yapmış. Şimdi iyi niyetliler, hükümetin düşürülmesinden falan bahsetseler de, dünyanın düzeni bu… Yatırımcı ne derse, o…

 

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Cami tartışmalarından kurtularak, Erdoğan’ın önüne bütünlüklü bir çözüm planı koymak şarttır. Bu çözüm planını tüm çevrelerin de sonuna kadar desteklemesi şarttır.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ‘Guterres belgesine varız’ tavrı asgari müştereğimiz olmalıdır. Ve inanın ki başka çıkış noktamız yoktur. Erdoğan’ı ikna etmek de yöneticilerimizin görevidir. Bu gün o gündür”…

 

DİPTEKİLER

Neden Sınır Dışı Etmiyoruz Bunları: Alın işte Nijeryalı çetelerden yeni bir eylem. Pahalı arabalarla yol kesmişler, adam kaldırmışlar, dövmüşler… Hem cesaretleri, hem de altlarındaki arabalar büyük bir güce ulaştıklarını gösteriyor. Hala daha organize suç muamelesi yapılmasın bakalım. Yahu mecbur muyuz biz bu pis işleri çekmeye? Bunların bu faaliyetleri kendi aralarında kalmaz, kendi çocuklarımızı da zehirler. En azından bunun derdini çeksek, bir şeyler yapardık…