Yarın seçim var!

23 Haziran 2018 Cumartesi | 09:05
Eşref Çetinel
Kıbrıs Town Houses

Ne zaman birilerine, “canım sandığa gitmeyi hiç  çekmiyor” desem, gözlerini hayretle açarak büyük bir suç işlemek üzereymişim gibi, “olur mu bu senin yurttaşlık görevin, anayasal hakkın” diyerek bir ayak üstüne “nasihatta” bulunur!

Tamam! Bu yurttaşlık görevimizi de öteki yurttaşlık görevlerimiz gibi anladık her zaman olduğu gibi “canımız çıkmış” olsa da  o sandığa gidip oyumuzu kullanacağız! Tutun ki bu bizim  “seçme hakkımızdan” kaynaklı ödevimiz!

Peki ama hemen her seçimde, “yurttaşlık görevini” yerine getiren seçmenlere karşın “seçilen adaylar,” seçildikten sonra “hangi görev anlayışıyla hareket ederler?”

Yurttaşın “seçme görevi” sonucunda sandıktan çıkmayı başaran adaylar, “görev aşamasında” nasıl bir anlayış ve siyasi tutumla  seçmenlerine layık olurlar?

YILLARDIR siyasi hayatımızda kan çıbanı gibi kanamaya devam eden bu sorunu çözemedik!  “Seçme seçilme hakkının” bu kadar pespaye bir “anlayışsızlıkla” kullanılması sorununu da  hâlâ aşamadık!

Çünkü “kamu ile kamuya hizmet anlayışı” arasında hâlâ bir koordinasyon kurulamadı!

Hâlâ halka hizmeti; “partizanlıktan, popülizmden, kişisel çıkar hesaplarından” kurtarıp mesela “belediyelerin” tüm halkı kucaklayacak   “görev bilinci” haline getiremedik!

Bu siyasi tutumu “devlet kademelerinde” de görüyoruz! “Benden, bizden olanın” kayırıldığı, ayaklarının altına devlet olanaklarının serildiğini!

Geçmiş yıllardan bugünlere kadar gelen  bu ayrıcalıklı ve kayırıcı tutumlar hâlâ vazgeçilmezlikleriyle  yaşatılıyorlar!.. Fakat:

YARIN yine de hep birlikte “yurttaşlık görevimiz” için sandıklara gideceğiz. Belediye seçimlerine katılmak için seferber olmuş gencecik gençleri kampanyalarıyla izledikçe, içimde  çakan geleceğe yönelik o umut kıvılcımını, “sakın sönmesin” diyerek  ayni umutla yaşatıyorum. İnanıyorum ki “insan sevgisiyle büyüyen,  henüz riyakârlıkla sahtekârlığı bilmeyen bu genç insanlar, yarının “KKTC’sini sadece Belediyeler hiyarerşisinde değil, ötesi tüm devlet kademelerinde de yaşatıp ihya edeceklerdir..                                                       **********

SORUNLAR TEHDİT EDİYOR!

Henüz bugünkü kadar azgınlaşmamışlardı! Bugünkü kadar toplumun geleceğini tehdit eder duruma gelmemişlerdi! Henüz çok da büyük sorunlar değillerdi!

Nasihatle, eğitimle, son bağlamda cezai müeyyidelerin ağırlaştırılmasıyla üstesinden gelineceği sanılmıştı!

OYSA “trafik, uyuşturucu, fuhuş, çevre pisliği, darp ve sirkat…

Bu sorunlar artık KKTC insanını da dibine çeken bataklıklar haline geldiler! Üstelik artık “devlet beceri” ve yetkileriyle olanakları, bırakın bu  sorunların üstesinden gelmeyi; azaltıp durdurmaya bile yeterli değil!

Kısaca KKTC kıyamet günü öncesi telaş ve karmaşaya düşmüş ki herkes kendi canını  malını kurtarabildiğince!

O kadar ki  ilgili Bakanlarla Bakanlıklar bile KKTC’nin vaziyeti umumiyesini anlatmak gereğini duyduklarında, “üniversite öğrencileri arasında fuhuş olayının aldı başını gittiğini” açıklamak gereğini duyuyorlar da hani bir laf vardır: “Şecaat arzederken merdi Kıpti sirkatin söyler” derler ya! Aynen KKTC’i sorunlarıyla ortaya koyarken, dünya aleme rezil rüsva ederler!

Fakat asıl sorun derya içinde yaşarken deryayı bilmeyen balık misali hep yanlışı oynayanlar!

KİM bunlar? Yıllardır bu sorunlar gelişir,  büyür, her biri toplumun birer “kara deliği” haline gelirken, “uyumaya devam eden yetkili ve sorumsuzlar!”                                               Üniversite Yönetim kurullarından Bakanlara kadar tüm üst kademe devlet yetkilileri! Müşavirleri, bürokratları!..

KKTC’nin içine düştüğü bu “zillet ve mezelletten” sorumludurlar!

KALDI Kİ Türlü çeşitli açmaz ve sorunlarıyla bugünlere gelirken, hep “dikkat” sözcükleri ve “uyarılarla” gelindi! Üniversiteleri  para basan makineler haline getiren, öğrencilerin harçlarını cebellu etmek yollarında üniversiteler arası yarışma yapılan ülkede; şimdi geriye dönüp “zamanı durdurabilir misiniz ki bugünkü pislikleri olmamış gibi izale edebilesiniz!

KISACA  belki üniversiteler diyarı olduk ama “cenneti” olamadık! Bundan sonrası için söz konusu olacaksa eğer, geriye kalan tek  çaba, “bari cehennem olmaya!” Ki trafik sorununa baktığımızda bu yolda epey mesafe aldık!   Aynen “uyuşturucu” kullanımı gibi!

ÖTE yandan geçen gün yine bir resmi açıklama vardı. 46 bin araç “seyrüsefersiz seyrediyorlar yollar

Evet anlıyoruz “şaşmak” insana mahsustur! Fakat gerçekten “şaşmayı gerektirecek olaylar karşında!” Oysa bize bahşedilen “şaşırma hakkı” hep devlet zafiyetine ait! Denetimsizliğinden ihmallerine, vurdumduymazlığına kadar! Ki belki yeri değil ama mesela “vergi alamamak” da KKTC’nin şaşırtan ve “bu nasıl iş” dedirten olaylarındandır!

NEYSE şu yerel seçimler de gelip geçsin, şu nereden buldun hesaplaşması da bitsin.. Belki kilosu 17 TL’e limon satın almak zorunda kalmayacağımız bir yeni düzende “pislik, uyuşturucu, trafik gibi sorunları da çözecek bir  devlet mucizesi görürüz!                                                              **********

KISACA TAKILDIĞIM:        (YALANCI PEHLİVANLAR!)                                                “Kendi gitti adı kaldı yadigâr” diyeceğiz de  CAS çalışanlarından, “merkez binasına,” Havaalanı ihalesinden  genişletme çalışmalarına kadar  arkasında bıraktığı sorunları hâlâ temizleyemediler!

Ne var ki “eski KTHY’ları  binasını satın alacak bir babayiğit işadamı   bulanamayınca Maliye satın alarak son “kalıntıyı” da temizledi!

Tabi insan düşünüyor da! Üç buçuk  milyonluk bir binayı satın alacak kadar bile “maliyeleri” cifoz olan   özel sektörümüz,  nasıl olur da yıllardır devletin arazilerini kapatan, izinsiz inşaatlarla gündeme gelen spekülatif haberlere konu oluyorlardı? Yoksa hep cevizcinin çuvalından oynayan “yalancı pehlivanlar” mıydılar?