Köşe Yazarları

“VE” DİYEREK UZATTIĞIMIZ SORUNLAR

Eşref Çetinel yazdı


Bir süredir çok hareketli günler geçirdik. Tutun ki ciddi anlamda Koronavirüsle tanıştık.

VE Yıllar sonra “Çevre kirliliği” konusunda ağır yaptırımlar içeren bir “değişiklik” yasası çıkardık…

VE Pandemi hastanesini “oluşturmak” yerine “neden oluşturamadığımızın” tartışmalarını sürdürdük!

VE geçen hafta öğrendik ki en az Koronavirüs kadar ölümcül olan iki büyük hastalığımız varmış. Üstelik “karantina” gibilerinden tedbir alsanız da işe yaramazmış… Bunlardan biri “kanser” diğeri “kalp”mış. Nitekim yılda 700 kanser vakası kaydedilirken, son bir yılda 234 açık kalp ameliyatı gerçekleştirilmiş… Anjiyo Laboratuarında ise 2 bin 500 işlem yapılmış.

VE yıllardır dilimize pelesenk “Bilişim” kelimesini gevelemekten usanmış olacağız ki nihayet yasasını çıkartarak rüştünü ispat ettik! Bundan sonra internette ona buna sataşanlardan, saçma sapan laflayanlardan, cart curt edenlerden hesap sorulacakmış.

VE ansızın Beşparmaklardaki Taş ocakları lafını da işittik geçen hafta… Ki dağı oya bitire artık Girne’den anavatana değil, Lefkoşa ile Mağusa’dan Girne’ye yol bağlayacağız. Hem de en doğalından… (Meğer yıllardır önlem alınması için planı programı varmış ama hiçbir hükümet üzerine gitmemiş.)

Ve geçen hafta her zamanki gibi can derdindeki hayvanlara nazire Hayvancıların ağzı sütten yanarken, et fiyatları da milleti yakmaya devam etti ki “Hayvan, hayvancı, et, süt ve mamülleri” sorunları hiç bitmemecesine devam etmekte!

VE Esnaf Zanaatkârlar hem hükümeti hem 2. Ekonomik Paketi protesto için Girne’den Lefkoşa’ya yaya yürüdülerdi. Hem de bu sıcakta. Varın düşünün adamların nasıl yanıyor canları! …YUKARIDAKİ bir iki haftalık  bazı “sorunları” ki bunların arasında Anastasiadis, Doğu Akdeniz, Libya, devam eden ölümcül trafik kazaları, Maraş’ın açılması gibi sürgit günlük sorunlarımız da vardır, şunun için hatırlattım.

Çıkan yasalara alınan tedbirlere karşın bu ülkedeki sorunlar sürekli hükümetlerin önlerinde giden gölgeleri oldular… Sorunlar her yeni günle birlikte yanlarına yenilerini de alarak çoğalıp yoğalıyorlarken, “siyasi iktidarlar” sadece arkalarından bakıyorlar! Malül ve meyus! Bizde Yönetim kadroları yoktur bu nedenle “kadro hareketleri” de yoktur… Dolayısıyla iktidara gelenler sorunları çözemiyor, bir iki yıllık savsaklamadan sonra bir başka iktidara devrediyorlar…

BU haliyle KKTC kısır bir döngünün Devleti oldu. Hükümetler bal vermeyen arılar gibi vızıldamakta, “elimizden gelenin en iyisini yapmaktayız” diyecek kadar da lafazanlık yapmaktadırlar! Oysa halk sosyoekonomik istikrarın yanı sıra devletin çoktandır unuttuğu aşa, işe, paraya ihtiyacı olan üniversite mezunu evlatlarının geleceğini de gözlerken sormaktadır: “Biz çocuklarımızı üniversitelerde, Avrupalarda kendi ülkelerinin esiri olsunlar diye mi okuttuk?”  Galiba evet!

 


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı