Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vatandaş geçim, onlar seçim derdinde…

Son haftalarda ülkenin gündemi, ne Kıbrıs konusu, ne yeni hükümetin yapacağı reformlar, ne de UBP’nin ekim sonu kurultayında kimin başkan olacağı değil. Kimsenin bunlara kafa yoracak havası kalmadı. Vatandaşın tek derdi, dövizle aldığı evin taksitini, kirada ise dövize endeksli kirasını ve yine döviz üzerinden aldığı arabasının taksitini nasıl ödeyeceğidir. Ha birde, sayıları on binlerle ifade edilen ve ekonominin en temel taşı olan asgari ücretliye biçilen 55 TL’lik değerdir toplumun derdi…
Yoksa, Kıbrıs konusunda gazetelerde yer alan verilecek köyler listeleri veya oturduğu evin elinden alınacağı endişesi bugünlerde gündemden düşmüştür. Zaten çare bulunmadığı takdirde, binbir güçlükle aldığı ev, o güne kalmadan elinden gitmiş olacak…
Piyasada yaprak kıpırdamıyor. Esnaf kepenk açıp kepenk kapatıyor. Vatandaş, zorunlu ihtiyaçları dışında harcama yapmıyor, hoş zaten istese de elde yok, avuçta yok. Bugün için sadece her gün artan borçlarını ödeme telaşında, yarın ne olacağı ise meçhul. Ne diyor Başbakan, “elimizden bir şey gelmiyor…”.
Meclis tatilde, vatandaşın derdi bekleyebilir… Siyasilerin şimdi daha önemli işleri var… Mesela Kıbrıs konusuymuş, asgari ücretmiş, hatta döviz tırmanıyormuş kimin umurunda. Onlar için varsa yoksa, kurultayı kazanıp, şanına şan katmak. Hatta Başbakan olup ülkeyi refaha taşımak. Şöyle bir bakın isimlere. Hepsi de yıllardır siyasetin içindeler, denemedikleri, oturmadıkları makam kalmamış. Ama hiçbirinin de, anlatacak tek bir “başarı hikayeleri” yok. Ama sanki başkan seçilirlerse, ülkeyi uçuracaklar havası yaratıyorlar…
Evet UBP’nin 31 Ekim’de yapılacak kurultayında aday olacaklardan bahsediyorum…
Hüseyin Özgürgün, Ersin Tatar, Nazım Çavuşoğlu ve Ünal Üstel. Allah aşkına birisi çıksın ve bu isimlerin bakanlık dönemlerinde bu toplum adına yaptıkları tek bir şeyi söylesin, dişimi kıracağım…
Memleket yangın yerine dönmüş, vatandaş çıldırmak üzere ama, onların tek derdi başkan olmak.     
Yıllardır toplumun beklentisi olan sağın ve solun iki büyük partisi bir koalisyonda buluşmuşlar, toplumun beklentisi yüksek. Onlarca sorun dağ gibi önlerinde duruyor. Bunlara kafa yorup çözüm üreteceklerine, sırf koltuk almadıkları için ve de egolarını tatmin için hem partilerini, hem de toplumu karıştırmayı marifet sayıyorlar. İyi de Hüseyin, Ersin, Nazım veya Üstel kazansa ne olur, kazanmasa ne olur. Hangisinden bu sorunları çözeceğine dair bir söz duydunuz. Dertleri toplum değil, kendileri ve gelecekleri… 
Şimdi burada isim isim, kim ne yaptı diye yazmak istemiyorum. Zaten ne yaptıklarını sizler benden çok daha iyi biliyorsunuz. Onların dövizin yükselişi, asgari ücretliye verilen 55 liralık artış umurlarında bile değil. Hepsinin de tuzu kuru…
Dünyada bir başka ülkede böyle siyasetçilere rastlayamazsınız… Dünyada hiçbir itibarı olmasa da, bizim siyasilerimiz o bakan arabalarının arkasına binmeyi, millete yukarıdan bakmayı şikar bir şey sanıyorlar… Aslında ne kadar komik olduklarının farkında değiller. Türkiye bir ay para vermese memuru ödeyemeyeceklerini, KKTC sınırları dışında o oturdukları makamın hiçbir geçerliliği olmadığını bilmelerine rağmen, o koltuk uğruna bu kadar istekli olmalarına anlam veremiyorum. Bu ülkede parti başkanı, bakan, hatta Başbakan olsan ne yazar. Bu hırsı anlam mümkün değil…
Dedim ya onların derdi ile vatandaşın derdi birbiriyle örtüşmüyor…
3 sene önce UBP kurultayında yaşananlar hala belleklerde. Mahkeme koridorlarına yansıyan görüntüler arşivlerde duruyor. Daha 2 aya yakın bir süre olmasına rağmen, adayların birbirlerine yönelik olmadık iddialarını okuyor, duyuyoruz. Bu kadar karşılıklı suçlamaya rağmen ardından, “kazanırım veya kaybederim, partim için bir nefer gibi çalışmaya devam ederim” sözleri ise artık bize inandırıcı gelmiyor. Hele de geçmişten gelen onlarca örnek ortada dururken.  Kardeşim, aday olmak hakkınız ama, haspel kader iktidar ortağı oldunuz, oturup bir şeyler yapmak yerine, birbirinizi yemenin anlamı ne? Dedim ya başkan olsanız ne yazar. Kapasiteniz zaten belli. Bu toplum sizi defalarca test etti ve notunuzu verdi. Bari partiniz iktidardayken bir şeyler yapın ki, ileride insanlar sizin için iyi şeyler söylesin…
İnanın, kimse sizin kurultay kavgasını dinleyecek modda değil. Bugünlerde milletin derdi geçim. Ama gördüğüm kadarıyla sizin derdiniz geçim değil, seçim…        

YERİN KULAĞI VAR
BİZDE DURUM FARKLI:

Rum Sözcü Nikos Hristodulidis Rumların ezici çoğunluğunun, 1977-79 Doruk Anlaşmaları, BM’nin ilgili kararları, 8 Temmuz 2006 Anlaşması ve 11 Şubat 2014 Ortak Açıklaması’na dayalı bir çözümden yana olduğunu söyledi. Bizde ise şimdilik tam tersi görünüyor. Bunda da, özellikle Cumhurbaşkanı Akıncı ve diğer siyasilerin yaptıkları ve birbirini tutmayan kafa karıştırıcı açıklamalar etkili oldu. O kadar farklı açıklamalar yapılıyor ki, vatandaş ne yapacağını bilmez durumda…

UMUT VERİCİ:
Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu Başkanı Hasan Karaokçu, Komisyona son 8 aylık dönemde madde sorunu yaşayan 60 başvuru yapıldığına dikkat çekerek, “başvuranların 15 ile 39 yaş aralığında olduğunu söyledi. Bu aslında umut verici bir gelişme, bu illetin zararları sürekli anlatılır ve gereken yasalar çıkarılırsa, gençlerin uyuşturucu batağına sürüklenmelerini önleyebiliriz. Keşke bu konuyu ciddiye alıp, yıllar önce adım atılabilseydi.

ZAMLARA HAZIR OLUN: 
Yeni haftaya yeni zamlarla girmeye hazırlanıyoruz. Dövizin önlenemez yükselişi ile ithal mallarda yaşanan pahalılık, sonunda vatandaşa yansımaya başlıyor. Bu hafta itibariyle birçok ithal ürünün raf fiyatlarında artış olacağı iddia ediliyor…

AKILLARINA GELDİ:
Geçen gün yine UBP başkan adaylarının toplumun sorunlarına eğilmek yerine, sadece kurultayı düşündüklerini yazmıştım. Sağ olsunlar, hem Ersin Tatar, hem de Nazım Çavuşoğlu ekonomik konulara, özellikle de döviz konusunda hükümeti çare üretmeye davet etmişler… Muhalefetteler vesselam… Hani bir hikaye vardır, bir Meksikali uyur, iki Meksikali kavga eder, üç Meksikalıdan ikisi kavga ederken üçüncü uyumaya devam eder diye, UBP de o hesap…

HER ŞEY KAVGAYLA MI OLMALI:
Turizm Bakanı Karpaz’daki tatil köylerini ziyaret etmiş, vaatler vermiş. Aynı anda, bakanlığın belediyenin işlettiği bir tesisin boşaltılmasını istediği haberi geliyor. Bir şeyi de kırıp dökmeden yapsak… İster istemez insanın aklına kötü kötü şeyler geliyor.

BENCE AÇIKLAYACAK:
Serdarlılılar, Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu’nun, hafta içinde bir gazeteye yaptığı açıklamada söylediği “Konuşursam 3-4 kişi köye giremeyecek” sözlerinden yola çıkarak suçluların bulunması amacıyla polise suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş. Şimdi top Sertoğlu’nda, ya konuşup bu isimleri açıklayacak, ya da söylediklerini geri alacak. Benim bildiğim Sertoğlu, sözünü geri almak yerine, bu isimlerin kimler olduğunu açıklayacak ve o zaman da top patlayacak… 

 

ZİRVEDEKİLER
Emine Çolak: Her mal sahibinin hakkının garanti altına alınması gerektiği gibi, bugün bu malları kullananların haklarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade eden Dışişleri Bakanı Çolak, bu noktada dengeli bir çözüm bulunması gerektiğinin altını çizdi. Çolak, TC kökenli vatandaşlarla ilgili olara da, insanlar arasında ayrımcılık yapılmaması gerektiğini; Kıbrıs’ta doğup da burayı vatan bilenlerin haklarının görmezden gelinemeyeceğini belirtti…

DİPTEKİLER
Döviz Vurguncuları: Milletin canı yanarken, birileri de dövizin yükselmesinin fırsat olduğu açıklaması yapıyor.  Olabilir, ama sadece belli bir kesim için. Hani ekonominiz ihracata dayalı olur, o zaman ucuz malınıza daha çok pazar bulursunuz. Yok bizde öyle değil, oturduğu yerden, dövizdeki artışla vurgun vuranlar bunlar. Derdimiz yetmiyormuş gibi, bir de yüzümüze vurmasalar olmaz… Ayıp yahu…