Köşe Yazarları

Vandallar ve Otorite…


Eğer bir yerde yanlış varsa, sistemden kaynaklanan bir otorite sorunu vardır.

Laçkalık, umursamazlık, suç oranını artırır, dahası suça eğilimi artırır…

Otorite boşluğu olan yer eğer devlet sistemiyse, o zaman başkalarını suçlama şansınız kalmaz, kendi çocuklarınız da suça bulaşır.

KKTC’de durum budur.

Kaç gündür sosyal medyada parklarda, damlarda yatan insanların fotoğrafları yayınlanıyor.

Daha plajları görüntüleyen olmadı. Sabahın erken saatlerinde plajlara gidenler, başının altında çantalarla şezlongların üstünde yatan evsizlerle karşılaşıyor bir süredir.

İçip içip dağıtanlar, çevreye zarar verenlerdeki artış inanılmaz.

Belli başlı yerlerde bildik vakaydı. Şimdi her yerde. Surlar içinde, Girne limanında, parklarda, şimdi de mahalle aralarında, apartman damlarında… Pislik, çöp, sefillik…

Roma’nın İspanyol merdivenleri geçen hafta basına ilginç bir haberle konu oldu. Roma’ya her gidenin bir an için olsun oturduğu merdivenler. Roma Belediyesi aniden merdivenlere oturmayı yasakladı. Cezasını da açıkladı, 160 ile 400 euro arası para cezası.

Turistler genelde bir şeyler yemek için oturduklarından, korkunç bir kirlilik oluşmaktaymış.

Sadece Roma’da değil, İtalya’nın bir çok belediyesi, aynı sebepten sokakta bir şeyler atıştırmayı yasaklayan kararlar aldılar. Önüne geçemeyince, ne yapsınlar yasaklama getirdiler, cezaları artırdılar.

Önemli olan kağıt üstünde yasak getirmek değil, takibi.

Bizde de yasaklar var, kiminin cezası da epeyce yüksek.

Ama bir şey eksik; otorite….

Siz ne o yasaları, ne ceza miktarlarını ne de yasakları hissettiremiyorsunuz.

Hissettirecek olan otorite ortada yok.

Bu sadece küçük bir örnek.

Asayişten, kaçağa; yolsuzluktan, trafiğe hayatın her alanında giderek ağırlaşan sorunlarımıza bir bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız…

 

 

YASA DIŞI KONUK EVLERİ…

Tanımı Rum basınında gördüm.

Adı otel değil, yatı evi değil, pansiyon değil, kısa süreli kiralama…

Yani kayıt dışılığın bir başka örneği.

Baf bölgesindeki turizmciler, otellerdeki doluluk oranını düşüren etkenleri sayarken bundan da bahsetmişler.

Neden ilgimi çektiğini sorarsanız, aynı sorun uzun süredir bizde de var.

Özellikle İskele bölgesindeki yeni yapılanmanın yarıdan fazlasının bunun için kullanıldığını öğrendik.

Eskiden sadece Girne bölgesinde, çoğunlukla İngilizlerin, kendi evlerini yıl boyunca internet üzerinden günlük-haftalık kiraladıklarını biliyorduk.

Öyle olunca da devlete bir stopaj ödemiyorlardı. Devlet kaybediyordu.

İkincisi, otellerin doluluğunu etkiliyordu.

Tam anlamıyla haksız rekabet…

Hatta evkaf mallarının dahi bu yöntemle kiralandığını duyuyorduk.

Şimdi deniyor ki, İskele-Mağusa bölgesindeki o devasa yapıların içindeki minik minik daireler, sadece bu amaçla satın alınmaktaymış.

Hem de alanların çoğunluğu yabancılar.

Yüzde 75’inin Avrupa, Rusya, Çin, Uzakdoğu ve İsrail’den olduğu bilgisi var.

Bunun da yarısından fazlası, evlerini kısa süreli kiralıyor.

Ama bundan KKTC devletinin haberi yok…

Kiracı gelip geiçici olduğundan, ikamet bildirme zorunluluğu yok.  Ev sahibinin ise hiç niyeti yok.

Önceden vaka sayısı belki 100 kadarken, şimdi binlercesi aynı durumdaymış.

Böyle bir kara piyasa var.

Yasalara rağmen, ama denetimsiz.

Vahşi batı kanunları geçerli.

Bütçe açığını kapatacağız diye vatandaşın boğazına sarılmadan da yapılabilecekler var.

Hem de yapılması gerekip de yapılmayanlar…

 YERİN KULAĞI VAR

BU KEZ UCU AÇIK OLMAYACAK:

Olası bir görüşme sürecinin başlaması halinde bu süreç eskiden olduğu gibi ucu açık bir süreç olmayacak. Dört aşamalı bir plandan söz ediliyor. Rum kaynaklara göre 2019 sonlarında başlaması düşünülen süreç üç aşamalı olacak ve aşama aşama devam edecek.  Tüm tarafların Kıbrıs sorununun belli başlı başlıklarında uzlaşmaya varması halinde ise 2020 yılı ortalarında yeniden bir referanduma gidilecek. Tarafların bugünkü pozisyonlarına baktığımızda bunlar biraz zor görünüyor ama, istenirse neden olmasın…

 ANKET GÜNEY BASININDA:

Kıbrıs gazetesinde önceki gün Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili yayınlanan ve Akıncı’yı birinci sırada gösteren anket, güneyde de ses getirdi. Ankette Akıncı’nın ardından CTP Başkanı Erhürman ikinci sırayı alırken HP lideri Özersay üçüncü sırada yer aldı.  Fileleftheros’un “Özersay’ın İmaj Şovları İşe Yaramadı” başlığı ilgi çekti.

SOKAKLAR ŞENLENECEK:

Mahkemenin ara emrine rağmen hükümet, çalışanlardan “fazla verildiği” gerekçesiyle yüzde 2’lik kesintiyi yapmakta kararlı. Ancak en az hükümet kadar sendikalar da bu kesintinin yapılmaması konusnda kararlı. Bayram tatili nedeniyle ara verilen siyaset, Meclis’in de açılmasıyla yeniden hız kazanacak. Sendikalar hem yasal yoldan, hem de sokakta mücadele etmekte kararlı görünüyor. Buna bir de Türkiye ile imzalanan yeni protokol eklenince önümüzdeki günlerde sokaklar epey şenleneceğe benzer…

ALGI OPERASYONU:

Polis Genel Müdür II. Yardımcısı Hüseyin Yeşildağlı’nın görev süresinin bir yıl daha uzatılmasını onaylamaması, Cumhurbaşkanı Akıncı’yı hedef tahtasına oturttu. İHA’nın haberinde, Yeşildağlı’nın görev süresinin uzatılmamasıyla, polis içerisindeki FETÖ soruşturmalarının da duracağı iddia edildi. Ajans haberi olunca, Türkiye basını da bu düzmece habere balıklama daldı. Soruşturma Yeşildağlı başkanlığında özel bir birim tarafından yürütülüyordu ve durması söz konusu bile olamaz. Olayın tek bağlantısı var, o da Akıncı’yı yıpratma operasyonunun bir parçası olması.

KASITLI MI?: Anladık, sorunu kökünden çözme hedefi uzak ihtimal. En azından şu güven artırıcı “ilişkiler” bu adanın insanlarının hayatını kolaylaştırsa. Sınır kapılarındaki tıkanma artık saddece tatillerde değil, her gün. Açın Lefkoşa’ya bir araçlı geçiş kapısı daha. Ne bu eziyet, kasıtlı mı?

HALA ÇÖZEMEDİM:

Her yıl olduğu gibi bu yıl da güneyde bulunan Hala Sultan ziyareti gerçekleşti ve çoğunluğu güney Kıbrıs’a geçişlerine izin verilmeyen Türkiye vatandaşlarından olan yaklaşık bin kişi katıldı. Benim merak ettiğim bu ziyaretin maksadı, Hala Sultanı ziyaret edip ibadet etmek mi yoksa güneye geçemeyenlerin Hala Sultanı bahane edip o tarafı görmek istemeleri mi? İnanın bunu hala çözemedim…

ZİRVEDEKİLER

Ferdi Sabit Soyer: “TC-KKTC Devlet erkanı Bayram Namazını Hala Sultan’da kıldı. Mesajlarda adadaki varlığımızın korunacağından, garantörlüğün esas olduğundan söz edildi. Garantörlüğü getiren adadaki Kıbrıs Türk Halkıdır. Bu halkın tarihi sembolü Selimiye Camisidir. Bu yok sayılıyor. Hala Sultan öne çıkarılıyor. Tarihi sembolleri güncel siyasi ideolojik ihtiyaçlar için yok saymak, varlığı ve kökleri tahrip etmektir. Selimiye Camisini değersizleştiren, yeniyi onun önüne koyan, varlığımızı, köklerimizi geleceğimizi gözetmez…”.

 

DİPTEKİLER

Ali Pilli: Kendisi KKTC Sağlık Bakanı ama, sosyal medyada paylaşılan kurban bayramından bir görüntüsü onu “sağlıksız bakanı” mertebesine koydu. Bir evde, hijyenik olmayan bir ortamda kurban etlerini kesenler ve onları gülerek izleyen bir Sağlık Bakanı, hem de bir hekim. Görevi müdahale etmek. Ama kendisi yaşananları gülerek izliyor. Ne utanç verici. Üç beş oy için bu durumlara düşülüyorsa eğer, bu ülke bir arpa boyu yol alamaz…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı