Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Vadilili: CMC tarafından işletilmiş tüm rezerv alanlar bir an önce rehabilite edilmelidir

  CMC Gemikonağı’ndaki Cevher Zenginleştirme Tesislerini Nasıl Çalıştırıyordu?

C.M.C şirketi 1913 – 1974 yılları arasında Skoroutissa, Aplıç ve Karadağ dan çıkardığı bakır ve kükürt içeren malzemeyi Gemikonağı Cevher Zenginleştirme Tesislerinde cevher elde etmek için kırma, çözündürme, temizleme ve flatosyon işlemi içeren bir dizi prosesden geçiriyordu.

Tesise getirilen malzemelere uygulanan prosesler neticesinde tersip bakır, % 15-20 konsantre bakır ve % 45-50 kükürt içerikli pirit konstantresi olarak cevher elde ediliyordu. Hatta 1930’lu yıllarda bu tesiste altın üretimi de yapılmıştır.

Tesiste ‘cut of grade’ %0,4 bakır tenörüdür. Yani %0,4 değerinin altındaki bakır içeriği ekonomik olarak C.M.C tarafından işletilememiştir. Oysa bugünkü teknolojilerle %0,1 bakır (Cu) tenörüne kadar cevher elde edebilmek mümkündür.

C.M.C tarafından flotasyon işlemleri sonucunda cevher olarak elde edilemeyen ürünler yaklaşık 750.000 m2’lik alan kaplayan toplamda 12 adet artık havuzunda depolanmıştır. Bu havuzlar ise asidik ve bazik atıklar diye kendi içlerinde iki gruba ayrılmıştır. Atık malzemenin miktarının yaklaşık 10 milyon ton olduğu hesaplanmaktadır. Tüm alan ise yaklaşık 1,5 km2’dir.

Artık havuzlarında önemli miktarda cevher içeren malzeme birikince, C.M.C 1973 yılında mevcut tesislerde işlenemeyip havuzlarda biriktirilen artık malzemeyi yeniden işlemek için o dönem Türkiye’de bile olmayan, milyon dolarlık bir yatırım ile basınç ve ısı kombinasyonlarına dayanan, basınçlı çözündürme (PLP) tesisi kurmuş 1974 yılına kadar test aşamasını da tamamlamıştır. PLP tesisi 1974 yılında gerçekleşen savaş yüzünden ise işletmeye açılamamıştır. Günümüze kadar bu tesis ne yazık ki taşınamamıştır. C.M.C tesislerinde 1993 yılında devlet eliyle başlatılan hurdacılık sayesinde, ne yazık ki 2000 yılları başında bu tesis de hurda olarak satılmıştır. Bu gerçekleşmemiş olsa belki da bugün Gemikonağı tesislerinden çevre felaketi diye söz etmeyecektir.

 

Atık Havuzları Hakkında Biraz Daha Bilgi Verebilir Misiniz?

 

Havuzlarda ciddi miktarlarda bakır, altın, kobalt ve nikel gibi ekonomik değeri yüksek olan elementler bulunmaktadır. Günümüzün teknolojisinin de yardımıyla bu malzemelerden gerek yerinde gerekse taşınacağı başka bir yerde uygulanacak olan madencilik prosesleri sonucunda cevher elde etmek mümkündür. Üretilebilir cevherin piyasa değerinin ise bugünkü kurlar üzerinden yaklaşık 250-300 milyon dolar arasında olması gerçekçi bir beklentidir. 250-300 milyon dolar büyük rakamlardır. Bu rakamlar C.M.C havuzlarındaki malzemelerine gerek yerinde gerekse taşınacağı başka bir tesiste madencilik faaliyeti uygulanmasını ekonomik olarak fizıbıl kılabilir. Tabii bunun için detay çalışmalara ihtiyaç duyulacaktır.

 

Peki 1974 den günümüze biz ne yaptık?

 

1974 den sonra gerçekleşen pirit talepleri nedeni ile 1979-81 yılları arasında K.K.T.C-K.M.Ş tarafından daha sonra ise 1981-87 yılları arasında Mines & Ores Ltd tarafından mevcut artık havuzlarından çekilen malzeme ile pirit konsantresi üretilmiş bir kısmı ihraç edilmiştir. Ancak iskelede meydana gelen kaza neticesinde yükleme limanı ve yükleme iskelesi ard-arda yıkılınca üretim sonlandırılmıştır.

Üretimin sonlandırılması ile birlikte orada çalışan personel dağıtılmış ve tesisler terk edilmiştir. Doğal olarak bölgenin terk edilmesi ile birlikte çevre sorunları daha görünür bir hal almış ve gündemimizi hala işgal etmeye devam etmektedir.

Daha önce de söylediğim gibi çevre sorunları her gün gündem oluştururken, bu süreçte önemli bir hata yapılmış ve bölgenin temizlenmesi adı altında tesislerin sökülüp hurda olarak satılması kararı alınmış ve uygulanmıştır. Bu uygulama neticesinde bütün drenaj sistemleri sökülmüş, bölgede biriken yağmur suları tamamen denize akmaya başlamış, çevresel etkiler hat safhaya ulaşmıştır. Bir nevi devlet eliyle bu tesisler yağmalanmıştır. Çevre felaketinin boyutu da böylece kat ve kat artmıştır.

Bu süreçte bölgenin araştırılması için ’UNOPS’ tarafından finanse edilen proje geliştirilmiş ve 2001-2002 yıllarını kapsayan dönemde, bölge için uygulanabilecek kısa, orta ve uzun vadeli önlemlerle ilgili rapor hazırlanmıştır. Bu rapor ışığında yerel yönetimlerin, KTMMOB’nin, sivil toplumun da içerisinde bulunacağı herhangi bir ortak eylem planı yapılmadan adeta dikte edercesine bölge ‘Serbest Liman İşletmeciliği’ için DOBA İnvestment Ltd’ye kiralanmıştır. Daha sonra bu şirkete havuzlardaki malzemeler için madencilik izni de verilmiştir.

Benim süreç içerisinde edindiğim tecrübe çok nettir. Hiçbir madencilik faaliyeti o bölgede yaşayan yerel insanlara dikte edilerek yapılamaz. Hiçbir madencilik faaliyeti projesiz yapılamaz. Hiçbir maden işletmeciliği önce alanı al, sonra projeni geliştir şeklinde çağdışı ve kirli ilişkiler ile yürütülemez. Biz de ise süreç hep böyle ilerledi ne yazık ki! Bundan dolayıdır ki bir arpa boyu da yol alınamadı.

 

Bundan Sonra Sizce Ne Yapılmalı?

 

Aslında yapılması gereken açık ve nettir. Bu alan bir an önce rehabilite edilmelidir. Sadece bu alan da değil Lefke Karadağ bölgesinde bulunan açık işletme dahil C.M.C tarafından işletilmiş tüm rezerv alanları bir an önce rehabilite edilmelidir. Rehabilitasyonu gerçekleştirilmeyen alanlar birer kirletici olarak görevlerini hala daha yerine getiriyorlar.

 

. Bölge için 2007-2008 yıllarında detaylı bir arazi araştırması ve risk değerlendirmesi, AB fon desteği ile yaklaşık 800.000 euro harcanarak Plejades Independent Experts firması tarafından gerçekleştirilmiştir. Yani durum tespiti bilimsel olarak mevcuttur. Toplum olarak üzerine kafa yormamız gereken ise bu rehabilitasyonun nasıl gerçekleştirileceğidir

 

Öncelikle bizim bir eylem planına bir an önce sahip olmak ve bu eylem planının finans kaynağını yaratılmamız gerekmektedir. Daha önce de söylediğim gibi bu eylem planı ortak akıl ve konsensüs ile hazırlanmalıdır. Hazırlayıcılar ve denetçiler arasında kamu kurumlarına ek olarak kamu kurumu niteliğine sahip KTMMOB ye bağlı ilgili Odalar, yerel halkı temsilen Lefke Belediyesi, Lefke Avrupa Üniversitesi ve Lefke Çevre Dernekleri muhakkak olmalıdır.

 

Bu aşamada sunu söylemek gerekiyor örneğin C.M.C Gemikonağı Cevher Zenginleştirme Tesisleri için yaklaşık 100 milyon dolar buna Lefke de ki işletme alanlarını da eklersek 150 milyon doları geçmesi beklenen bir rehabilitasyon bütçesi ile karşılaşıyoruz.

 

Oda olarak biz rakamlara baktığımızda aslında rehabiltasyon için kendi finansal kaynağımızın var olduğunu görüyoruz. Gerek tek başına havuzlar içerisindeki cevher, gerekse Lefke Gazi Lisesi arkasında bulunan cevher ile birlikte bölgenin rehabilitasyonu için gereken finansal kaynak için kendi malımız vardır. Aslında finansal kaynak için hiç kimseye ihtiyacımız yoktur.

 

Biliyorsunuz Lefke’de maden arama izni alan ve işletme izni başvurusu devlet tarafından ret edilen bir özel şirketin rezerv tespit çalışması oldu. Basına yansıyan demeçlerinden ve C.M.C den kalan raporlar sayesinde cevherin ekonomik değeri hakkında yorum yaparsak, Lefke Gazi Lisesi arkasında güncel kurlar üzerinden hesap yapılırsa 500-550 milyon dolar civarında ekonomik değere sahip rezerv olduğu tahmin edilmektedir. Buna havuzları da eklediğinizde bu rakamlar 800-850 milyon dolarları bulmaktadır. Bu kaynakların herhangi birinden veya hepsinden elde edilecek olan gelir rehabilitasyonun yanın da bugüne kadar bu işin cefasını çekmiş olan Lefke bölgesinin alt yapısı için kullanılmalıdır diye düşünüyorum.

 

Bakınız tekrar söylemem de fayda görüyorum. Bizler cevherin elde edilmesini rehabilitasyon için bir kaynak olarak değerlendirdiğimiz için bu bilgileri veriyorum. Bu ise ancak devlet işletmesi ve yerel halkın temsilcilerinin etkin katılımı ve denetimi ile gerçekleşebilecek bir faaliyettir. Herhangi bir özel şirket tarafından bir işletme gerçekleşirse devletin alacağı para rehabilitasyonun onda birine yetmez! Devletin hak edişi yasa ve tüzükler ile bellidir. Dileyen bu yasalar ve tüzükler çerçevesinde verdiğim rezerv değerleri üzerinden devletin hak edişini hesaplayabilir.

 

Biraz önce anlattıklarım bizim bu soruna çıkış önerimizdir. Tabii tüm tarafların konsensusu sonucunda farklı bir görüş de çıkarsa biz bunu da destekleriz. Yeter ki sonuç ortak akıl ve konsensüs ile ortaya çıksın. Bizler asla ekonomik kaygısı yüksek, bürokrasi ve siyaset ile kirli ilişkiler kurabilecek, denetlenmekten çekinen, doğayla uyumlu bir madencilik faaliyeti ile işletme yapmak istemeyen, uygun kimyasal seçimine özen göstermeyerek çevre felaketine davetiye çıkaracak bir özel şirket ile bu çalışmanın yapılabileceğini asla düşünmüyoruz. Böyle bir talebe dün de karşıydık. Yarın da karşı çıkacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

 

Son olarak şunu söylemek istiyorum. Doğal kaynaklardan sorumlu Sn. Bakan bugünlerde C.M.C için bir dizi ziyaretler yapıp görüş alış verişinde bulunuyor. Öncelikle bunu olumlu bir gelişme olarak değerlendirdiğimizi söylemek isterim. Başta Yerbilim Mühendisleri Odası ve KTMMOB’ye bağlı ilgili odalarımızın da bu konunun birer paydaşı olduğumuzu kendisine hatırlatmak isterim. Bizlerle de görüş alış verişinde bulunması için kendisine kapımızın açık olduğunu söylemek istiyorum. Umarım bu sürecin dışında tutulmayız.