Markidis’in inancı arama serüveni - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Cumartesi, Nisan 13, 2024
Köşe Yazarları

Markidis’in inancı arama serüveni

Bekir Azgın

The Accidental Immigrant: A Quest for Spirit in a Skeptical Age (Rastlantısal Göçmen: Şüpheci Bir Çağda Maneviyatı Araştırmak), sosyoloji profesörü Kiriyakos Markidis (Kyriakos Markides) tarafından yayınlanan ve onun anılarını içeren bir kitaptır.

Aslında, ağırlıklı olarak, inançlı bir dindar olma serüvenini anlatmaktadır. Çocukluğunda kiliseye giden naif bir dindardı. Üniversite ve doktora eğitimi sırasında agnostik olmuş son aşamada da Ortodoks kilisesinin mistik inancını keşfederek bilinçli bir dindar olmuştur.


Kiriyakos Markidis, arkadaşları arasında “Gulli” olarak bilinmektedir. Ben de bu yazı serisinde Kiriyakos’un kısaltılmış hali olan Gulli adını kullanacağım.

Gulli annesini pek hatırlamıyor. 1947 yılında kendisi 4 yaşındayken 36 yaşındaki annesini kaybetti. Babası uzun süre onun matemini çekti, bir daha da evlenmedi. Babası bakkal, annesi ise ilkokul öğretmeniydi.

Belli ki annesi okumayı seven bir insandı. Kendisine ve 6 yaş büyüğü olan ablasına Victor Hugo’nun “Sefiller”, Jane Austen’in “Gurur ve Önyargı”, Lev Tolstoy’un “Savaş ve Barış” ile “Anna Karenina” ve bunlara benzer kitapları, miras olarak onlara bırakmıştı.

Halası Mirofora dağdaki evini bırakıp çocuklara bakmak için Lefkoşa’ya abisinin yanına taşındı. Ölüm döşeğinde annesine söz vermişti, kendi evliliğini çocuklar olgunlaşana kadar erteleyecekti. Öyle de yaptı. Otuzlarının ortasında evlendi ve kendi çocuğu olmadı.

Çocukluğunda yaz tatillerini Gulli, Girne’deki akrabalarının yanında geçirir ve bol bol denize girerdi. Eli iş tutacak yaşa gelince bakkaliyede babasına yardım etmeye başladı.

EOKA mücadelesine aktif olarak katılmadı. Çocuk olduğu için EOKA üyesi olmadı ama ablası Marulla, EOKA üyesiydi. Ablasının eve getirdiği silahları Gulli, avludaki ağaçların altına gömerdi. Ablasının EOKAcı olması, Gulli’nin kaderini değiştirdi.

Lisenin son sınıfında üniversite hayali kurmaya başladı. O zamanki Rumların ufku dardı. Ya 600 mil batıdaki Yunanistan, ya da 100 mil doğudaki Lübnan’daki Amerikan Üniversitesi. Bunlar bile kuru hayaldi. Babasının onu tahsile gönderecek parası yoktu. (Türklerin ufku daha da dardı: 40 mil uzaktaki Türkiye.)

*

O sıralarda Zürih anlaşması imzalandı ve çatışmalar durdu. Bir yardım kuruluşu bir grup Rum ve bir grup Türk’ü Amerika’da bir çalıştaya davet etti. Amaç çatışan tarafları bir araya getirip aradaki buzları eritmek idi. Gulli’nin EOKA’cı ablası da davet edilenler arasındaydı. Çalıştay sona erince de birkaç günlüğüne Ohio’daki akrabalarını ziyarete gitti. Teyzeleri Eleni, Gulli’nin üniversite tahsili yapmak istediğini öğrenince vakit kaybetmeden gerekli işlemleri yaptı ve onu Amerika’ya davet etti. Bu sayede ölen kız kardeşinin öksüz kalan oğluna bir katkı yapmış olacaktı. Ve Gulli’ye Atlantik Okyanusu’nu aşmak nasip oldu. Bir daha da arkasına bakmadı. Tatillerde adaya gelmesine rağmen orada bulunması rastlantı sonucu başlamış olsa da hala Amerika’da yaşamaya devam ediyor.

Kendisi 1964 yılının yazında Kıbrıslı bir arkadaşıyla birlikte Utah’taki Timpanagos dağlarında tatil yaparken “Türkiye Kıbrıs’ın kuzeyini bombalamağa ve adayı işgal etmekle tehdit etmeye başladı.” (s. 39) Olayla ilgili herhangi bir arka plan verilmediği için Kıbrıs sorunun bilmeyen bir okur, aklından şöyle bir şey geçirmiş olabilir: Ortada fol yok, yumurta yokken bir generalin bir gün canı sıkılır ve arkadaşlarına “Gidip şu Kıbrıs’ı bir bombalayalım ve gelelim” der ve durup dururken ada bombalanır. Bu arada olan Gulli’nin yaz tatiline olur.

1960’lı yıllarda gördüğü eğitimin etkisiyle agnostik oldu. Ama transandantal meditasyona başlayınca agnostisizmden kurtuldu. “Kendi şüpheciliğimden şüphelenmeye başladım ve agnostisizmi, çoğu modern entelektüel ve akademisyenin düşünce tarzını etkileyen entelektüel bir hastalık olan “yanlış bilincin” başka bir biçimi olarak görmeye başladım.” (s. 62) Böylece inançlı bir insan oldu.

*

“İnsanlar bana Ortodoks mezhebinin maneviyatının temel özelliklerinin neler olduğunu sordukları zaman, genellikle onlara dikkat çekici üç özelliği dile getiririm. Birincisi, bir şifa geleneğidir; bunun amacı ruhu tedavi etmektir. Ortodoks geleneğine göre, tüm insanların içsel amacı, Tanrı ile olan birliklerini yeniden kurmaktır. Bu birliktelik Adem ile Havva’nın efsanevi düşüşü sonucunda parçalanmıştı.

“İkincisi, Doğu Ortodoksluğu, bir mucize geleneğine sahiptir. Tanrı ile doğrudan bir bağlantı kurdukları bilinen kişiler Ruh’ül Kudüs’ün araçları olurlar. Fiziksel düzeyde bile mucizelerin gerçekleşmesini sağlayabilirler. Aslında mucizeler, bir kişinin aziz ilan edilebilmesi için gerekenlerin ayırt edici özelliğidir. Bu mucizeler, hem Aziz hayattayken hem de bu dünyadan göç ettikten sonra oluşmalıdır. Aksakal Paisios’un kendisi bir mucize işçisi olarak tanınırdı; insanları kanserden kurtarırdı, aynı anda iki ayrı yerde görülürdü, ileride olacakları görebilme yeteneğine sahipti, vahşi hayvanlarla birlikte yaşama ve bunlara benzer yetenekler sergiliyordu. Bütün bunlar kendisi tarafından şiddetle reddedilirdi boş dedikodular diye.

“Üçüncüsü, Doğu Ortodoks mistik maneviyatında gerek teolojisinde gerekse manevi uygulamalarında, çöl, öne çıkan bir rol oynar. Aksakal Paisios’un ruhani arzuları, kendini St. Catherine manastırının yakınındaki Sina çölünde iki yıl yalnız yaşamasına sürükledi. Ondan sonra da Kutsal dağdaki “çöl”de yaşamaya gitti. Sina’daki çölün aksine buradaki çöl yemyeşildir. Buraya çöl denmesinin sebebi, münzevilerin yalnızlığı, onların kalplerini Tanrı’ya açmasına yol açacak duaya odaklanmalarını sağladığı içindir. Kalbi, sevgi ve şefkat bakımından geliştirmek, Doğu Ortodoks maneviyatının özünde yer alır ve diğer tüm erdemlerin yerini tutar.” (ss. 129-130)

*

İtiraf etmek gerekirse ben şahsen Kıbrıs Ortodoks kilisesinin piskoposlarında hatta başpiskoposunda bu değerlerden herhangi birini göremiyorum.

*

Haftaya “Rauf Dektaş bizi nasıl tanıştırdı?”

 

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar