Hükümet, içi boş bir program yayınladı. Somut herhangi bir vaad ya da takvimi yoktu. Yuvarlak laflar, geçmişte çiğnene çiğnene çürütülen idealist sözlerden oluşan bir metindi.
O zaman da dedik ki, madem hükümet programında açık bir poltiika yok, biz bu hükümeti ancak icraatlarına bakarak değerlendirebileceğiz.
Kurulduğu günden bugüne, a’dan z’ye bir takım vaadler sıralanıyor.
Aslında hükümet programlarında görmeye alıştığımız vaadler bunlar.
Lefkoşa trafiğine köklü çözüm bulunacak, yonca kavşaklar, alt üst geçitler yapılacak…
Hastanenin durumunun kısa sürede düzeleceği, sabahın köründen başlayan randevu sisteminin son bulacağı, hatta Lefkoşa’daki atıl bir tesisten de yararlanılacağı…
Seyrüseferdeki kaçağın, akaryakıta getirilecek vergiyle önleneceği…
Surlariçindeki zanaatkarların, yeni yapılacak bir sanayi bölgesine taşınacağı ve daha bir çok şey.
İnsan ardı ardına bu sözleri duyunca, inanası gelmiyor tabii. Geçmişte programlara yazıldığı halde yapılmayanların belki de yüzlerce misli de mikrofonlara söylenmişti. Akla hemen bu geliyor. Acaba diyorum, kaçta kaçına inansam?
Bir de düşünüyorum, sadece şu yukarıda saydıklarımın yapılmaması için bir sebep yok. Neden olmasın. Kendimi iyimser olmaya zorluyorum.
Bu yazımı da not olarak bırakıyorum. Neden derseniz, hala vaad dönemindeyiz de ondan.
NE EKERSEN ONU BİÇERSİN…
“İşinin ehli, görev tanımlamasına uygun birini bulamazsak, yeni müşavir yaratmaktan çekinmeyeceğiz” diyor hem Başbakan Özgürgün, hem de Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş…
Hani haksız da sayılmazlar. Ama ne hal ise, bu duruma yıllardır yaptıkları yanlış atamaların neden olduğunu kabullenmek de istemiyorlar. Öğretmenden ulaştırma müsteşarı, çalışma müsteşarı, maliyeciden başbakan müsteşarı, kaymakamdan sağlık müsteşarı yapanın da yine kendileri olduğunu görmezden geliyorlar…
Sadece mevcut hükümet değil, yıllardır gelmiş geçmiş tüm hükümetler, yaptıkları tüm atamalarda kriter olarak, ehliyet veya liyakat yerine, iyi bir partili olmasına dikkat ettiler. Hal böyle olunca da, “ne iş olsa yaparım abi” gibi bir kadrolanma çıktı karşımıza…
Bu hem devlette devamlılığı bitirdi, hem de işlerin aksamasına neden oldu…
CTP’ye hak veriyorum, evet artık bu işin bitmesi, birlerinin dur demesi gerekir. Hükümete de hak veriyorum, ehil olamyan, işin erbabı olamyan insanlarla çalışmak zorunda olmamalıdırlar diye.
Ama ikisine de kızıyorum, çünkü bu sistemi ikitdarları süresince onlar yarattıkları için. Geçmişte ne ekmişlerse, bugün onu biçiyorlar…
YERİN KULAĞI VAR
YUKARI TÜKÜRSEN BIYIK…:
“Mediterranean Tours” adlı Rum şirketinin, Maraş’taki oteli için KKTC Yüksek İdare Mahkemesi’ne açtığı davada mahkeme, karar için süresiz ertelendi. Mahkeme reddederse, Rumlar AHİM’e gidecek, Maraş için de yeni Loizidou davaları başlayacak. Diğer tarafta Evkaf’ın mülkiyet iddiaları var. Nihai kararı vermek pek kolay olmayacak. Hani bir söz vardır, “yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal” diye. İşte bu karar da aynı bu hesap. Sonuçta verilecek karar hem siyasi bir karar, hem de emsal teşkil edecek…
BELEDİYELERDE BİR İLK:
Lefke’den bir okurum aradı ve artık belediyelerde de müşavir sisteminin başladığını söyleyerek şu bilgiyi verdi; “1975’ den sonra iktidara gelen tüm siyasi partiler, maalesef müşavir yarattılar ve halen yaratmaya devam ediyorlar. CTP, meclise yeni müşavir yaratılmasın diye önerge verdi ama, maalesef Lefke’nin CTP’li belediyesinde, Yıltaç Mükellef isimli ve UBP’li olduğu iddia edilen çalışan müşavir yapıldı. Mükellef, evde veya yurt dışında olduğu dönemlerde de buz gibi aylığını alır. Sanırım bir belediyemizde ilk kez bir müşavir yaratıldı…”. Evet burası KKTC, burada “olmaz olmaz” diye birşey yok…
SONUNA KADAR GİDER Mİ:
Daha kurulalı bir ay bile olmadı ama, yeni hükümete ömür biçenlerin sayısı az değil. Ben dahil ilk başlarda, geçmişte yaşananları da düşünerek,“bu hükümet yıl sonunu görmez” değerlendirmesi yapıyorduk. Ama eğri oturup doğru konuşalım. Geçen süre içinde, toplumdan geçerli not almayı başardılar ve “iş yapacaklar” algısını yaratmayı başardılar. Böyle uyum içinde giderler mi derseniz, bu konuda geçmiş karneleri ne yazık ki “kırıklarla” dolu…
MADALYONUN İKİ YÜZÜ:
Yeni hükümet ile muhalefet arasında “müşavir” krizi yaşanıyor. CTP “yeni müşavir yaratmayın” derken, hükümet “gerekirse yaratılacak” diyor. Aslında yıllardır sadece bu hükümetin değil, gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin sorunu. Yıllardır yapılan yanlışların cezasını çekiyoruz ülke olarak. Eğer doğru atamaları yaparsanız, zaten o kişi hükümet değişse de görevine devam eder. Ama, sırf partili diye geçmişte yapılan yanlış atamalarını, bugünün yöneticilerine mahkum etmek de ne kadar doğru bir yaklaşım olur…
SON ÇİVİ DE ÇAKILDI:
Yaklaşık 6 yıl önce faaliyetine son verilen KTHY’nin Genel Müdürlük binası için de, satış kararı çıktı. Bina, 3 milyon 678 bin stg ile açık artırma yöntemiyle satışa çıkacak. Çalışanlar bu satıştan gelecek para ile, geçmişe dayanan alacaklarını almayı umut ediyorlar ama, hükümetin bu parayı eski KTHY çalışanlarına vermesini beklemek, büyük bir saflık olur…
SEYRÜSEFER, AKARYAKITTAN:
Seyrüsefer ruhsatlarının ödenmemesiyle devlet ciddi bir gelir kaybına uğruyor. Geçmiş hükümet döneminde ortaya atılan, akaryakıt üzerinden vergilendirme formülünü bu hükümet benimsemiş görünüyor. İlk tartışıldığında, akaryakıtın Güney’den alınmasının sorun yaratabileceği konuşulmuştu. Bu risk hala var. Ancak devlet avantaj-dezavantaj muhasebesini yaptıktan sonra uygulamaya karar verdiyse, sorun yok…
KAÇAK TAKSİ YÜZDE 16:
Ercan’da polis kaçak taşımacılık denetimi yapmış, tek bir kontrolda 50 araçtan, 8’i rapor edilmiş. Yani yüzde 16… İşte size anket, işte veri. Hem de korkunç bir veri. KKTC nasıl kaçak cenneti olur diye düşünüyorsanız, bakın etrafınıza, çok kolay…
ZİRVEDEKİLER
Sibel Siber: Meclis Başkanı Siber, söz verdiği “engelsiz Meclis” projesini nihayet tamamladı… Engelli vatandaşlarımız 42 yıl sonra artık Meclis’e, “sorunsuz ve yardımsız” olarak girebiliyor. Bugüne kadarki başkanların aklından bile geçirmediği bu projeyi kısa sürede tamamlamayı başaran Sibel Siber’i kutluyorum. Keşke Sibel hanım gibi vekillerimiz daha da artsa…
DİPTEKİLER
Trajikomik Hallerimiz: Serdar Denktaş’ın, CTP’yi, atamaları engellemek için Cumhurbaşkanıyla bir kumpas içinde olmakla suçlamasının ardından, Cumhurbaşkanı’ndan bir açıklama beklediğimizi yazmıştık. Açıklama geç vakit geldi. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, atamaların sıradan onaylandığı, bir kısmı için de Başsavcılık’tan görüş almak gerektiği belirtildi. Yani memleketin başka hiç bir derdi yokmuş gibi, hep birlikte yeni atamaların derdine düştük. Nasıl düşmeyelim, Cumhurbaşkanı’na muhtarlık görevi verilmiş gibi. İmzalamadığında taciz ediliyor…
































