Geçtiğimiz gün Silivri Cezaevi’nin son halini izledim. İnsan Silivri Cezaevi’ni görünce bizim cezaevinin durumuna daha da üzülüyor. Bugün yaşam koşullarının hiçe sayıldığı cezaevinde yaşam içler acısı durumdadır. Her ne suç işlenmiş olursa olsun herkes ayni kapalı çatı altında nefes almaktadır. Uyuşturucu satıcısı da kaza mağduru da kavga edeni de mazbata mağduru da tacizcisi de… yani kısaca A’dan Z’ye herkesin ayni tutulduğu ve yaş sınırının olmadığı cezaevinde durum yanlıca mahkumlar için değil gardiyanlar için de aynidir.
Silivri Cezaevi’nde mahkumları da gardiyanları da düşünmüşler. Yaşam alanlarındaki hijyen ve güvenlik üst seviyede. Herhangi bir olayın çıkmasına karşı ‘’Acil mücadele timi’’ kurulmuş. Bunlar gardiyanlardan oluşan eğitimli kişiler. Gardiyanlar, herhangi bir ayaklanma esnasında müdahaleyi karşı karşıya zarar vermeden yapabilecek eğitim almışlar. Bunun yanında yıllardır telaffuz ederek dilden yazıya döktüğümüz kamera sistemleri var. Ülkemiz Cezaevinde bugün güvenlik ‘’sıfır’’ noktasındadır. Silivri’de 360 derece dönen çatı kamerası varken ve bu çatı kamerası içerilerdeki kameralarla bir noktada birleşiyorken biz halen göstermeyen kameralarla mahkumları korkuttuğumuzu sanıyoruz. Silivri Cezaevi’nde güvenlik alanında çok titiz bir çalışma yürütülmüş. Hele de parmak izi ile açılan güvenlik kapılarını görünce şaşırdım. Parmak izini tanıyan kapılar otomatik açılıyor. Yani kimse kafasına göre içeriye giremiyor, çıkamıyor. Bugün bizdeki cezaevinin durumu ortadadır. Gardiyanlar Birliği’nin geçtiğimiz gün yine bahsettiğim hususlarda bildiri yayınlamış. Kendilerini bu sorunları deşifre ettikleri için tebrik ederim. Herkesin bildiği fakat kimsenin elini taşın altına koymadığı cezaevinde durum çok kötü.
Gardiyanlar Birliği cesurca tüm sorunları sıralamış, kendilerini tebrik ederim. Bence çok da doğru yapmışlar. Herkes bu sorunları biliyor fakat kimse bu konuda bir adım atmıyor. Ben de onların sorduğu soruları yeniden soruyorum; “Cezaevinin şu anki fiziki yapısının suçlu sınıflandırmasına uygun olmadığını biliyor musunuz? Sınıflandırmanın olmadığı bir ortamda çocuk ve genç suçluların farklı suçlardan gelen yetişkinler ile bir arada tutulmasına onay veriyor musunuz? Cinayet, tecavüz, uyuşturucu, sirkat ve trafik gibi suçlardan yatan hükümlü ve tutukluların ayni koğuşlarda barındırıldığını biliyor musunuz?
Cezaevi altyapısının çökmüş olmasından, su boru hatlarının tamir edilemeyecek durumda olmasından, uyuz verem ve hepatit gibi hastalıkların görüldüğünü ve 2015 yılı içerisinde bir koğuşun uyuz hastalığından karantina altına alındığını biliyor musunuz? Sağlığı koruyan hiçbir önlemin olmadığı bu cezaevinde yaşayan her bireyin fiziksel sağlık açısından tehdit altında olduğu ve her gün ‘Bana bir şey bulaşır mı?’ düşüncesi ile gününü geçirmeye çalışan bireylerin ne hissettiğini hiç düşündünüz mü? Ortalama 45 mahkûm ve tutuklunun bulunduğu koğuşlarda 2 tane suyu akmaya çalışan tuvaletin ve duşun bulunduğunu biliyor musunuz? Güvenlik önlemlerinin yeterli düzeyde olmadığı Cezaevi ortamında yaşayan bireylerin fiziksel bütünlüklerinin tehdit altında olduğunu biliyor musunuz? Bu tehdidin oluşturduğu kaygı ile yaşamak sizce nasıl bir şey? Cezaevinde yemek yenilen yerlerin hijyenden uzak yeri geldiğinde başka amaçlar için kullanılan mekânlar olduğunu biliyor musunuz? Cezaevinde görev yapılan her noktanın koğuşlardaki yetersizlikler kadar eksiklerle dolu olduğunu biliyor musunuz? Tüm bu yerlerin yılanlar, fareler ve kırkayakların baskınına uğradığını biliyor musunuz? Bu çökmüş ve işlevini kaybetmiş Cezaevinde nefes alan her bir bireyin psikolojik durumu sizce nasıldır? Bir aydan kırk yıla kadar değişen ceza aralıkları, yirmi beş yıl ya da atmış yaşa kadar uzanabilen çalışma süreleri göz önünde bulundurulduğunda bu Cezaevi ortamında yaşamını sürdüren her bir bireyin sağlıklı kalması ne kadar mümkün?” Umarım tüm bunlar için geç kalınmamıştır ve çözüm bir an önce bulunur.
































