Umut mu dediniz? - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Salı, Nisan 16, 2024
Köşe Yazarları

Umut mu dediniz?

Köş, MoreketMehmet Moreket

Küçücük ülkemizin, küçücük gündemlerinden geçen yıla bakarsam, üç şey öne çıkıyor.

Biri, 4’lü bir hükümetin kurulması…


Dövizdeki patlama ve birden bire yarı yarıya fakirleşmemiz…

Diğeri, Kıbrıs konusunda temasların durması ve işlerin kötüye gitmesi.

Bence bu üçü, hem geçirdiğimiz berbat yılın bir özeti, hem de geleceğe dair umutlanmamızı engelleyen üç vukuat…

Yeni yıla umutsuz mu giriyorsun diyeceksiniz. Hep öyle değil mi?

Hadi çok da karamsar olmayalım.

En azından iyi niyetle, hiç olmazsa partizanlık belasından diğerlerine göre uzak olduğunu düşündüğümüz bir hükümet var. Ama cesaretleri sınırlı. Beni korkutan bu.

“Gelelim, alalım, dağıtalım” lobisinin propagandasıyla oluşacak baskı, onları daha da yıldırır diye korkarım. En korktuğum da, kendilerinden öncekilerin gittiği yola sapmaları.

Trafik, uyuşturucu, giderek artan yoksulluk, ülkemizin sosyal ve ekonomik fotoğrafının, biz eskilerce tanınmaz bir hale gelmiş olması, umut bırakmıyor.

Dünya felaket…

Trump’ın dünyayı alt üst eden ve her gün yenileri eklenen çılgınlıkları.

Ona karşı işbirliği yapanların, ondan farklı bir yol izlememesi.

Sözde “Özgürlük” adına kurulan, beslenen ve sonra da sözde mücadele edilen terör örgütleri.

Enerji savaşları, silah ticareti ve bunların yarattığı savaşlar.

Özellikle bölgemizde yeniden şekillenen güç dengeleri ve kurulan yeni ittifaklar…

Dünya düzeninin adaletsizliği, sanırım hiç bu kadar şeffaf, görünür olmamıştı.

Onca adaletsizliğe maruz kalmış bir halkın ferdi olmama ve bu yaşıma rağmen, dünyayı kötülüklerin yönettiğini bu kadar net gördüğümü hatırlamıyorum.

815 milyon insan açlık çekiyor. Dünya nüfusunun yüzde 11’i.

Açlık çeken ülkelerin üçte ikisi, tahmin edilebileceği gibi, çatışmaların yaşandığı ülkeler.

40’tan fazla bölgede savaş yaşanıyor.

357 milyon çocuk çatışma bölgelerinde yaşamlarını sürdürüyor. 90’lı yıllardan bugüne bu sayı yüzde 75 artmış.

Artan uyuşturucu trafiği, göçler, değişen iklimler…

  1. yüzyılın ilk yirmi yılına yaklaşırken, gidişat kötü, hem de çok kötü.

İnsan neye güveneceğini, gelecek nesillere neyi bırakacağını bilmiyor.

Bu tablo ortadayken, umuttan bahsetmek, saflık olur gibi geliyor bana…

HARÇLAR OLMADI SERDAR BEY…

Maliye Bakanı Serdar Denktaş, yeni yıla girerken harçların zamlanmasının, alışıldık bir durum olduğunu, bunu yapmazsa devletin gelir sağlayamayacağını söylüyor. Sanki gelirleri artırmanın tek yolu, dolaylı vergilermiş gibi.

Ya paraya para demeyen sektörler için vazgeçilen devlet gelirleri? Bari onu da yapsaydınız, bu kadar batmazdı kimseye.

Yapılan zamlar, ortalama yüzde 30… 2018’den yüzde 30-50 arası fakirleşerek çıkan insanlara, devletin hediyesi. İşin kötüsü, bu artışlar, memurlara verilen artışı karşılasın diye. Bunu bizzat Serdar Denktaş söylüyor.  Çünkü bu ülkede çalışan nüfusunun yüzde 70’i, geri kalan yüzde 30’u refah içinde yaşatmakla görevli. Devlet herkesin ensesine biner, dolaylı vergilerle memura vereceği artışı çıkarır.

Adalet mi bu?

Bütçenin özel sektör çalışanına bir katkısı yok. Hiç olmazsa, verdikleri HP oranını daha düşük tutup, fakir fukarayı bu vergi artışından koruyabilselerdi. Memur artışı alacak, gidecek yüzde 30 pahalı ehliyeti çıkaracak. Ama ya işçiler? Yüzde 30 daha fakirleşecekler. Devlet eliyle.

Ben  sadece emekliliğinde devlet maaş alabilen ve hem de en düşük ücretten emekli olan biri olarak böyle düşündüm. Onlar nasıl düşündüler?

 YERİN KULAĞI VAR

NEYİ BEKLİYORSUNUZ:

Tatar: “Dome Otel konusunda kesinlikle ihaleye çıkılması gerekiyor” derken, Başbakan Erhürman ihaleye gerek olmadığını savunuyor. Erhürman ayrıca Dome Otel’de sendika başkanı ile yönetim kurulu başkanının aynı şahıs olmaması gerektiğini söyleyerek, bu iki makamı da elinde bulunduran Bayram Karaman’a da mesaj verdi. Çok basit çözülecek bir konu sadece siyasileri değil, toplumu da ikiye bölmüş durumda. Hergün yeni iddalar ortaya atılıyor. Ne olacaksa bir an önce yapın…

BU NASIL ADALET:

Başbakan Erhürman, CAS çalışanlarına devlette işçi ve sözleşmeli personel alımında niteliklerine göre öncelik tanınacağı açıklaması üzerine bir gurup CAS çalışanı eylemlerini sonlandırdı. Yeni yıl öncesi güzel bir haber. Ancak, “öncelikten” ne kastediliyor onu anlamadım. Keşke sınavsız bu insanları istihdam etseydiniz. Çünkü bir başkasının hakkını onlara vererek adaleti sağlayamazsınız…

İNSAF :

“Bu hükümet yüzünden; domates, patates gibi ülkemizde üretilen temel sebzeler bile inanılmaz fiyatlara yükseldi. Bu hükümet yüzünden tüp gaza, akaryakıta, elektrik enerjisi satış fiyatlarına hesapsız kitapsız artışlar geldi. Bu hükümet yüzünden, CAS çalışanları sokaklarda açlık grevi yapıyor, bu hükümet yüzünden, Türkiye’nin bütçemize sağlayacağı katkı alınamadı”… Bu sözlerin sahibi UBP Genel Başkanı Ersin Tatar. Sanki yıllardır bu ülkeyi yöneten onlar değildi…

ONLAR DA GÖRÜYOR:

Kıbrıs konusunda sürekli fikir değiştiren ve ön şartlar öne süren Rum lider Anastasiadis’e kendi insanları bile artık tepki gösteriyor. AKEL Genel Sekreteri Kiprianu,  “Anastasiadis dışında kimsenin, üzerinde uzlaşıya varılmış çözüm çerçevesinin değişmesini tartışmadığını” söyledi. Belli ki Rumlar da liderlerinin Kıbrıs konusunda sürekli fikir değişikliği yapmasından oldukça rahatsız…

OYALAMA TAKDİĞİ İDDİASI: 

Güneyde yayınlanan Fileleftheros gazetesi, Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun ‘Biz artık laf olsun diye müzakereye oturmak zaman kaybıdır diyoruz” sözlerini öne çıkararak, “Ankara, Kıbrıs  sorununu Türkiye’de yapılacak  seçimlere kadar buzdolabına koymak istiyor. Türk tarafı, zaman kazanmayı umuyor” iddiasında bulundu. Halbuki işi yokuşa sürenin kendi liderleri olduğunu bizden iyi biliyorlar.

BİZİM İÇİN DEĞİL:

Yapılan binlerce inşaat ülke insanı için oldukça fazla aslında bu evler bizim için değil, daha çok yabancılar için inşa ediliyor. Türkiye ve üçüncü ülke vatandaşlarına 2015-2017 yılları arasında, 4 bin 374 gayrimenkul satışı yapılmış. İngilizler konut için Girne’yi tercih ederken, Rusların tercihi İskele bölgesine kayıyor. Şimdi anladınız mı neden bu kadar çok inşaat yapıldığını, nasıl olmasa alıcı var…

ZİRVEDEKİLER

Cenk Uzunoğlu: “Kendi malı olarak gördüğü için Rum siyasi otoritesi gaza ulaşamadığını ya da ulaşmak için bugüne kadar hiç de yapmak istemediği konuları sonuçlandırmayı mecburen gündemine almak zorunda olacağı ikilemi ile karşı karşıya kalacak. Bu da ikilemlerin en büyüğünü siyasetin tümünün kendi kamuoyu ile karşı karşıya kalması sonucunu doğuracak”…

 DİPTEKİLER

Dayanışma, işbirliği: Hepsi hikaye. Evrensel’den Rana Sarro Merkez Kaymakamı Ahmet  Arslan’a da, Girne Kaymakamı Sinan Güneş’e de sormuş, selle ilgili hasar tespiti henüz yok. Bu insanların tazmin edileceğine dair bir karar da yok. Ama sele sebep olan otele vergi muafiyeti var. Ne dayanışması, ne işbirliği, vazgeçin yahu. Kimse de çıkıp böyle boş çağrılar yapmasın, sadece gerginliği artırmaya yarıyor…

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar